More

    KiRA ZAMLARI: BARINMA HAKKINA AÇIK SALDIRI

    Barınma hakkı, en temel insan haklarından biridir. Ancak bugün ülkemizde milyonlarca yurttaş için bu hak, kontrolsüz, keyfi ve fahiş kira artışlarıyla fiilen ortadan kaldırılmaktadır. Kira zamları artık yalnızca ekonomik bir sorun değil; emekçiyi, emekliyi ve dar gelirliyi doğrudan hedef alan açık bir saldırıya dönüşmüştür.

    Ülkemiz genelinde kiraların haksız ve fahiş biçimde artırılmasının en önemli nedenlerinden biri, 22 yıllık iktidarın ülke ekonomisini sürüklediği çöküştür. Ekonominin çökmesiyle birlikte gıdadan ulaşıma, enerjiden temel tüketim ürünlerine kadar hemen her alanda art arda zamlar gelmiş; geçim derdi her geçen gün daha da ağırlaşmıştır. Bu ekonomik yıkım, fırsatçı ev sahiplerinin adeta ekmeğine yağ sürmüş; denetimsizlik ve cezasızlık ortamında keyfi kira artışları olağan hâle gelmiştir.

    Yirmi iki yıllık iktidar boyunca emekçiler ve emekliler sistemli biçimde yoksullaştırılmıştır. Bugün açıklanan 28.075 TL’lik asgari ücret, dört kişilik bir ailenin en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzaktır. Maaşlar daha ayın ilk günlerinde erirken, barınma giderleri halkın belini tamamen bükmüştür. Barınma krizi, bu ekonomik çöküşün kaçınılmaz bir sonucu olarak derinleşmiştir.

    Asgari ücrete zam yapılmadan kiralara zam getirilmiş, yetmemiş aynı yıl içerisinde bir kez daha zam üstüne zam uygulanmıştır. Toplamda yüzde 90’a varan kira artışları, halkın yaşam gerçekliğinden ne kadar kopulduğunu açıkça göstermektedir. Geliri artmayan emekçiler ev sahiplerinin insafına terk edilmiş; para kutsallaştırılırken vicdan, hak ve adalet yok sayılmıştır.

    Bu tablo yalnızca büyük şehirlerle sınırlı değildir. Kırsal bölgelerde dahi; ulaşımın zor olduğu, yaşam koşullarının ağırlaştığı, altyapı ve güvenlik sorunları bulunan konutlara bile yüksek oranlı zamlar yapılmaktadır. Üstelik bu evlerin büyük bir kısmı oturulabilir durumda değildir. Rutubetli, bakımsız ve sağlıksız koşullara sahip bu konutlarda emekçiler mecburiyetten yaşamaya zorlanmaktadır. Başını sokacak bir ev bulabilmek için susan, sesi duyulmayan emekçilerin yaşadığı bu tablo kabul edilemez.

    Çocuklarına et alamayan, mutfak masrafını kısmak zorunda kalan emekçiler; bu adaletsiz kira düzeni nedeniyle artık en temel ihtiyaçlarını dahi hesaplayarak karşılamak zorunda bırakılmaktadır. Zaten maaşı birkaç gün içinde eriyen emekçi ve emekliler, barınma hakkı üzerinden açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilmektedir.

    Oysa ülkemizde yasal kira artış oranı yüzde 34,88 olarak belirlenmiştir. Buna rağmen denetimsizlikten cesaret alan bazı ev sahipleri bu sınırı hiçe sayarak çok daha yüksek oranlarda zamlar uygulamaktadır. Bu durum açıkça hukuka aykırıdır ve doğrudan sosyal adaleti hedef almaktadır.

    Konutun bir barınma hakkı olmaktan çıkarılıp tamamen kâr nesnesine dönüştürüldüğü bu düzende, kira krizinin derinleşmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir. Devlet bu noktada seyirci kalamaz. Ülke genelinde; ekonomik, depreme ve doğal afetlere dayanıklı konutlar kamusal bir planlama ile hızla inşa edilmeli, bu konutlar erişilebilir kiralarla halka sunulmalıdır. Emekçiler, fırsatçı ve açgözlü ev sahiplerinin insafına terk edilmemelidir.

    Buradan T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na açık çağrımızdır:

    Yasal sınırları hiçe sayarak fahiş ve adaletsiz kira artışları uygulayan ev sahipleri hakkında etkin denetimler yapılmalı; standartlara uymayan, yasa dışı zam uygulayanlar hakkında caydırıcı yaptırımlar derhal hayata geçirilmelidir. Sosyal devlet anlayışının gereği olarak yurttaş korunmalı; barınma hakkı piyasanın ve fırsatçıların insafına terk edilmemelidir.

    Yazılar

    Yazılar