Türkiye’de bir kez daha “yeni anayasa” konuşuluyor. Ancak bu tartışmayı yalnızca hukuk tekniğine, maddelerin sırasına ya da metnin yaşına indirmek, asıl meseleyi perdelemek olur. Çünkü sorun bir metnin eskimesinden çok daha derinde yatıyor: Sorun, siyasal iktidarın anayasal sınırları sistematik biçimde aşındırdığı bir rejim pratiğidir.
Bugün yürütme gücünün merkezileşmesi, Meclis’in etkisizleşmesi ve yargının siyasal çekişmelerin içine çekilmesi, bir “uygulama sorunu” olmaktan çıkmış; devlet aygıtının karakterine ilişkin...
11 Şubat 2026’da yapılan kabine değişiklikleri, Türkiye’de hukuk devleti tartışmasını yeniden alevlendirdi. Adalet Bakanlığına eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, İçişleri Bakanlığına ise geçmişteki açıklamaları kamuoyunda tartışma yaratan Mustafa Çiftçi getirildi.
Bu atamalar, yalnızca bürokratik bir görev değişimi olarak mı görülmelidir? Yoksa yargının tarafsızlığı, yürütmenin sınırları ve temel hakların korunması açısından daha geniş bir anayasal bağlam içinde mi değerlendirilmelidir?
ADALET BAKANLIĞI VE YARGI BAĞIMSIZLIĞI
Anayasa’ya göre yargı...
Türkiye’de bir kez daha “yeni anayasa” konuşuluyor. Ancak bu tartışmayı yalnızca hukuk tekniğine, maddelerin sırasına ya da metnin yaşına indirmek, asıl meseleyi perdelemek olur....