Aleviliğin öz kültürü, Ehli-Hak yani Yarsanî ve Kakai geleneklerinden beslenir. Bu kültürlerde insan ve toplumu merkeze alan hakikatçi bir anlayış vardır ve eşitlik, adalet, dayanışma gibi değerler ön plandadır. Aleviliği bu köklü bağlamdan kopararak anlamaya çalışmak, hem inancın özünü kavrayamamak hem de tarihsel süreçte meydana gelen yozlaşmayı göz ardı etmek anlamına gelir.
HAKİKAT VE İNSAN MERKEZLİ YAKLAŞIM
Alevilikte hakikat, bireyin bilinci ve toplumsal eylemleri üzerinden kavranır. Tanrı-insan...
Hızır, gökten inmiş bir “ermiş” değil. O, toprağın hafızasıdır. İnsanlığın avcılıktan yerleşik yaşama, yani toprağa bağlandığı tarihsel eşikte doğmuştur. Çünkü tarım yalnızca ekin biçmek değil; doğayla birlikte yaşamaktır. Bu nedenle Hızır; “yeşil”in ve yaşamın temsilcisidir.
Anadolu ve Mezopotamya’da tarım, insanı yağmura, mevsime bağımlı kıldı. Bu bağımlılık doğayı kutsallaştırdı. Hızır tam da bu noktada ortaya çıktı; Yeşerten, canlandıran, bolluk ve bereket doğurtan bir figür olarak. Kıştan sonra...