Ekranlarda, sosyal medya platformlarında, halı sahalarda, çarşılarımızda ve pazarlarımızda halkımızın gerçek gündemini sık sık işitmekteyiz, görmekteyiz ve şahit olmaktayız. Yaşadığımız sorunların ve krizlerin muhatapları bizzat biz olduğumuza göre cevaplar ve çözümlerde bizzat bizde. Bu durum, bugünden buradan bakınca karmaşık, zor ve içinden çıkılamaz gibi bir durum halinde gibi gözükmektedir. Halbuki, karmaşıklıkları, zorlukları, içinden çıkılamaz sorunları çözmek için öncelikle “somut durumun somut tahlilini” yapmalı ve karar vermeliyiz.
Türkiye, 21. yüzyılın ilk çeyreğini aşmışken bir karar aşamasına yaklaşmıştır. Burada çarpışan kuvvetlerin alacağı neticeler sonunda karar netleşecektir.
Türkiye, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde çarpıştığı kuvvete yani emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı başlatmış olduğu ve yüksek vatanseverlik ruhuyla sürdürdüğü kurtuluş savaşımızla ve içerideki kuvvetlere karşıda aldığı görkemli başarısının sonunda, aydınlık, bağımsız ve başı dik yaşama kararını almıştır ve devrimle uluslasmış; yaşadığımız çağın en ilerici atılımı olan uluslaşma yolunda ilerlemiştir. Milli demokratik devrimini nihai zaferine ulaştıramadan, karşı devrim kuvvetleri tarafından hızlıca tekrar çevrelenmiştir ve eli kolu, bacağı prangalanmıştır. (NATO, ABD, AB, işbirlikçi burjuvazi, kemalist aydınlamaya karşı cemaat ve tarikatlar)
1923 Cumhuriyet Devrimimizle bir düğüm attık şimdi o düğümün gevşetildiğini görmekteyiz. Büyük toplumsal dönüşümler ve değişimler bir ittifaklar ürünüdür. Toplumun geniş kesimleri ortak hayallerde, ortak özlem ve duygularda, ortak arzularda ve menfaatlerde ittifaklar yaparlar.
Gecelerinde aç yatılmayan, işçilerimizin hakkını alabilmek için kilometrelerce yürümediği, mahcup ve muhtaç olarak yaşamadığımız, dayanışmacı, bilimsel ve aydınlık bir Türkiye hepimizin ortak özlemidir hiç şüphesiz. Ortaklaşmayı büyütmek ve derinleştirmek için ve başarıya götürmek için yine ortak bir akıl neticesinde karar vermek zorundayız.
ÖNCÜLER VE VATANSEVERLER
Bir gerçeği diğerlerinden önce algılayan kişiye öncü; ülkesini kurtarmak için zorluklarla mücadele eden kişiye vatansever denir. 21. yüzyılın ilk çeyreği bitmişken tarihi bir sorumlulukla yüz yüze ve baş başayız.
Halkımıza ve birbirimize tepeden bakmadan, yan bakmadan birbirimizi iyi tanımalı ve kenetlenmeliyiz. Ülkemizin, 1923 yılında atmış olduğu düğümü sıkılaştırmak ve ileriye taşımak için, tekrar aydınlanmacı, çağdaş, cumhuriyet zemininde buluşmak zorundayız. Cumhuriyetçilikte ve vatanseverlikte ısrar etmek, halkımızın ortak menfaatlerini, ortak bir irade ve program etrafında toplamak ve tekrar başarıya gidecek yolu inşa etmek gibi yakıcı bir görev önümüzde durmaktadır.
Ülkemizin ilerici birikimini halkımızla buluşturmak ve geniş halk kitleleriyle buluşmak zorundayız. Sistem, iktidarıyla ve muhalefetiyle çıkmazdadır. Yönetenlerin yönetemeyeceği, yönetilenlerin ise bu şekilde yönetilmeye rıza göstermeyeceği günlerdeyiz. Ülkemizde giderek artan toplumsal ve ekonomik kriz bize bunun işaretini vermektedir. Bu toplumsal ve ekonomik krize rağmen çıkışı bulamayışımız bizlerinde çıkmazıdır. Cumhuriyet ve emek kuvvetlerini birleştirmek ve seferber etmek bugün öncü ve vatanseverlerin birinci görevidir. Orta çağ karanlığına karşı laiklik, emperyalizme karşı bağımsızlık, sömürüye karşı kapitalist olmayan kalkınma modeli vb. temeller üzerinde cumhuriyet ve emek güçlerinin ortak programı elzemdir. Daha açığı bugün bu ittifakın adı “kemalist – sosyalist ittifakı”dır.
Türkiye halkı, teşkilatını ve teşkilatçısını bekliyor.
Bir düşünün; madencinin baretiyle, gazimizin protezini birleştirdiğimiz formülü… İşte ancak bu formülde; madencinin baretindeki fener, hak aramak için ışık olmaktan çıkar ve o fener o zaman zaferin ışığı olur ve tüm memleketi aydınlatır.
Bir düşünün; samimi olalım, başka bir Türkiye mümkün…
Büyük Fransız devriminin “satın alınamaz” önderlerinden Robespierre şu tarifi yapmıştı: “Ya biz cumhuriyet düşmanlarını boğacağız ya da onlar bizimle birlikte cumhuriyeti boğacaklar.’’
Bir düşünün!