Çocuklarımıza Korkuyu Değil, Vatanı ve Geleceği Öğretelim!

   Bir eğitimci olarak bugün yalnızca Antalya Aksu’da yanan ormanlara değil, Türkiye’nin eğitim anlayışına da bakmak zorundayım.

   Çünkü eğitim, bir ülkenin geleceğini belirler.

   Çocuklarımıza bugün ne anlatıyorsak, yarın nasıl bir toplum olacağımızı da büyük ölçüde biz belirliyoruz.

   Bu nedenle artık çok açık konuşmanın zamanıdır:

   Çocuklarımızın eğitimini sürekli olarak dini kavramların, kalıpların ve tartışmaların içine çekmek yerine; onlara vatan sevgisini, Cumhuriyet bilincini, bilimsel düşünceyi, doğa ve çevre sorumluluğunu, üretmeyi ve ülkesinin geleceğini korumayı öğretmek zorundayız.

   Çünkü bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı, çocukların birbirinden ayrıştırılması değil; ortak bir gelecek duygusunda buluşturulmasıdır.

   Eğitimin merkezi çocuktur. Ancak; eğitim sistemi çocuklara korku aşılayan, onları sürekli bir kimlik tartışmasının içine çeken bir anlayışla yönetilemez. Çocuğa önce soru sormayı öğretmeliyiz. Araştırmayı öğretmeliyiz. Bilimi öğretmeliyiz. Üretmeyi öğretmeliyiz. Doğayı korumayı öğretmeliyiz. Yaşadığı ülkenin tarihini bilmeyi ve Cumhuriyetin değerlerini anlamayı öğretmeliyiz.

   Ve en önemlisi:

“Bu ülkenin geleceğinde benim de sorumluluğum var” diyebilmesini sağlamalıyız.

  Çünkü gerçek eğitim budur.

  Dayatma ile eğitim örtüşmez, hele de din dayatması üzerine asla…

  Elbette din, toplumun ve bireyin hayatında önemli bir yere sahip olabilir. Ancak devletin eğitim politikası, çocukların dünyasını tek bir düşünce kalıbına sıkıştırmamalıdır.

  Devletin görevi çocuklara belirli bir inancı benimsetmek değil; onlara özgür düşünme, sorgulama, bilimsel bilgiye ulaşma ve doğru ile yanlışı ayırt etme yeteneği kazandırmaktır.

İnanç alanı bireyin ve ailenin vicdanına saygı gösterilerek ele alınmalıdır.

  Devlet eğitiminin temel görevi ise daha geniştir:

Bilgi vermek, akıl yürütmeyi öğretmek ve ortak yurttaşlık bilinci oluşturmaktır.

Bugün bir çocuğun yaşadığı ülkenin ormanının neden yandığını anlayabilmesi, su kaynaklarının neden korunması gerektiğini bilmesi, deprem ve yangın konusunda bilinçli olması, toprağın neden değerli olduğunu öğrenmesi; geleceği açısından hayati önemdedir.

Antalya Aksu’da yanan ormanlara baktığımızda eğitimle doğa arasındaki bağı çok net görüyoruz.

  Bir çocuk okulda “Ormanları koruyalım” cümlesini ezberleyebilir.

  Ama asıl mesele şudur:

O çocuk büyüdüğünde ormanı koruyacak bilince sahip olacak mı?

Bir ağacın ekonomik değerinden önce yaşam değerini anlayacak mı?

Bir kıyının yalnızca otel yapılacak bir arazi olmadığını bilecek mi?

Bir maden projesi gündeme geldiğinde “Ne kadar para kazanacağız?” sorusunun yanında “Ne kadar orman kaybedeceğiz?” diye sorabilecek mi?

İşte eğitim burada başlar.

Cumhuriyetin eğitim anlayışının temelinde akıl, bilim, yurttaşlık ve çağdaşlaşma vardır.

Çünkü Cumhuriyet, geleceğini düşünen, sorgulayan, üreten ve sorumluluk alan yurttaşlara emanet etmek ister.

Bugün çocuklarımızı geleceğe hazırlamak istiyorsak onları yalnızca sınavlara hazırlayamayız.

Onları hayata hazırlamalıyız.

İklim krizini bilmeliler.

Orman yangınlarını bilmeliler.

Su sorununu bilmeliler.

Tarımın önemini bilmeliler.

Deprem gerçeğini bilmeliler.

Türkiye’nin coğrafyasını ve doğal zenginliklerini bilmeliler.

Ve bütün bunların üzerinde şu bilince sahip olmalılar:

“Bu ülke benim sorumluluğumdur.”

Bugün Aksu’da yanan orman için yalnızca “Geçmiş olsun” demek yetmez.

Yangının nedeni araştırılmalıdır. Kasıt ihtimali varsa ortaya çıkarılmalıdır. İhmal varsa sorumlular hesap vermelidir.

 Ve en önemlisi:

Yanan alanların geleceği güvence altına alınmalıdır.

Çünkü çocuklarımıza orman sevgisini anlatıp, onların büyüyeceği ormanların rant uğruna yok edilmesine seyirci kalamayız.

Bu, eğitim açısından da büyük bir çelişkidir.

Çocuğa “Doğayı koru” deyip yetişkin olarak doğayı tüketiyorsak, çocuğa verdiğimiz mesaj anlamsızlaşır.

Eğitimde en güçlü ders, yetişkinlerin davranışıdır.

İşte bugün çocuklarımıza nasıl bir Türkiye bırakacağımız temel sorumuz olmalıdır. 

Çocuklarımıza daha fazla beton mu bırakacağız?

Daha fazla gökdelen mi?

Daha fazla rant alanı mı?

Yoksa ormanları, temiz suları, tarım toprakları, kıyıları ve doğal güzellikleri korunmuş bir Türkiye mi?

Bir eğitimci olarak tercihim açıktır:

Ben çocuklarımıza kül değil, orman bırakmak istiyorum.

Korku değil, bilim bırakmak istiyorum.

Ayrıştırma değil, ortak yurttaşlık bilinci bırakmak istiyorum.

Tüketim değil, üretme kültürü bırakmak istiyorum.

Umutsuzluk değil, gelecek duygusu bırakmak istiyorum.

Ve çocuklarımızın kulağına şunu söylemek istiyorum:

Bu ülke sizin.

Bu toprak sizin.

Bu orman sizin.

Bu deniz sizin.

Bu Cumhuriyet sizin.

Onları korumak da sizin sorumluluğunuz olacak.

Devletin eğitim politikasını belirleyenlere açık bir çağrıda bulunuyorum:

Çocuklarımızın eğitimini günlük siyasi tartışmaların ve tek yönlü dayatmaların aracı haline getirmeyin.

Okulu bir inanç veya kimlik çatışmasının alanına dönüştürmeyin.

Çocuğun zihnini özgür bırakın.

Bilimle donatın.

Tarih bilinci kazandırın.

Vatan sevgisi verin.

Cumhuriyet bilinci verin.

Doğa sevgisi verin.

Sorumluluk duygusu verin.

Çünkü Türkiye’nin geleceğini yalnızca bilgi sahibi çocuklar değil, bilgiyi sorumlulukla kullanan yurttaşlar kuracaktır.

Aksu’da yanan orman bize yalnızca büyük bir acıyı değil, büyük bir sorumluluğu da hatırlatıyor.

Şimdi karar verme zamanıdır.

Çocuklarımıza ne öğreteceğiz?

Korkuyu mu?

Ayrışmayı mı?

Ezberi mi?

Yoksa bilimi, aklı, Cumhuriyeti, vatanı, toprağı ve geleceği koruma sorumluluğunu mu?

Ben bir eğitimci olarak tercihimden eminim:

ÇOCUKLARIMIZA VATAN SEVGİSİNİ, TOPRAĞIN DEĞERİNİ, ORMANI KORUMAYI, BİLİM VE AKLI, CUMHURİYETİN DEĞERLERİNİ ÖĞRETELİM. ONLARA GELECEĞİ KORUMANIN SORUMLULUK VE BİLİNCİNİ KAVRATALIM.

Çünkü vatan sevgisi, yalnızca bayrağı sevmek değil; o bayrağın dalgalandığı toprağı korumaktır.

Ve çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras, üzerinde güvenle yaşayabilecekleri bir Türkiye’dir.

Ormanlarımızı koruyalım.

Toprağımızı koruyalım.

Kıyılarımızı koruyalım.

Çocuklarımızın geleceğini koruyalım.

Çünkü geleceği korumayan bir eğitim sistemi, çocuklarımızı geleceğe hazırlayamaz.

                                                                               

Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar