Bu çağ, kokusu bilinçleri saran bir çürümenin çağı.
İçi boşaltılmış, özü yabancılaşmış, sözü paraya, vicdanı iktidar hırsına kurban edilmiş bir zaman diliminde, dimdik duran hakikat çınarının bir yaprağı daha toprağa düştü. Nihat Genç; ismi gibi genç kalan bir öfkenin, yürekten bir muhalefetin, tavizsiz bir hakikat arayışının çelik kalemiydi.
Mehmet Bedri Gültekin'in ardından yüreğinin hüznü gözlerinden, kaleminden dökülüyordu. İkiside Anadolunun bağrından, nehirler gibi akıp toprağa karıştılar....