More

    ENKAZIN ALTINDA KALAN UMUTLAR

    Yıl 2023…

    Şubat ayı…

    Günlerden pazar…

    Hatay’da kar lapa lapa yağıyordu. Soğuktu ama kimsenin içi üşümüyordu. Karın getirdiği sevinci paylaşmak için aileler sahile, etkinlik alanlarına gelmişti. Çocuklar koşturuyor, kahkahalar havaya karışıyordu. Hayat, tüm ağırlığına rağmen o gün gülümsüyordu.

    YARIM KALAN SEVİNÇLER

    Antakya’da Kılıç ailesi mutlu bir haber almıştı. Asel kardeş geliyordu. Asel hayaller kuruyor, halalarına anlatıyor, amcası Halit’le oyunlar oynuyor, sevincini paylaşmaktan yorulmuyordu. Küçücük kalbi umutla doluydu.

    İlke Apartmanı’nda Köse ailesi yaşamını sürdürüyordu. Yakup Köse, Münevver Köse ve altı aylık bebekleri Yiğit Köse… Yiğit bebek dünya tatlısıydı. Yakup, bebeğinden ayrılmak istemiyor; uyumasını istemiyor, onunla oyunlar oynuyor, sevmeye doyamıyordu.

    Münevver ise hayaller kuruyordu. Çocuğunun geleceğini düşünüyordu. Zorluklar vardı ama bu zorluklar ona yük olmuyordu. Mutlu bir evlilikleri ve umut dolu bir hayatları vardı.

    GENÇLİK VE GELECEK HAYALLERİ

    Mustafa Fatih Deviren henüz 18 yaşındaydı. Üniversiteye hazırlanıyordu. Ailesiyle birlikte yaşıyor, evin en küçüğü olduğu için herkes onun üstüne titriyordu. Özellikle ablası…

    Onun okuyup ayakları üzerinde durması için elinden geleni yapıyordu. Çünkü Mustafa Fatih onun elinde büyümüştü. Ablası umutluydu.

    Buket Sitesi, öğrencilerin ve mütevazı ailelerin yaşadığı bir yerdi. Celalettin Kınal bu sitede bir dairede oturuyordu. Eşi ve çocuğu üniversite nedeniyle Ankara’daydı. Evde yalnızdı ama yalnızlığı umutsuzluk değildi. Çocuğunun geleceğini düşünüyor, bunun için çalışıyordu.

    AYNI ÇATI ALTINDA FARKLI HAYATLAR

    Aynı sitede üniversite öğrencileri de vardı. Rümeysa Kılıç 18 yaşındaydı. Üniversiteyi ailesiyle aynı ilde okumayı tercih etmişti. Arkadaşlarıyla birlikte kalıyordu.

    Kimi Afrikalıydı, kimi Özbekistan’dan gelmişti. Farklı ülkelerden, farklı hayatlardan gelen bu gençler aynı evde birbirlerine destek olarak yaşıyordu.

    Adıyaman’da Aslan ailesi çocuklarıyla birlikte yaşıyordu. Günlerden yine pazardı. Bir ziyaret için dışarı çıkmışlar, akşam evlerine dönmüşlerdi. Hava soğuktu, kar her yeri kaplamıştı. Karanlık çökmüş, herkes uykuya dalmıştı.

    SAAT 04.17

    Önce hafif bir sarsıntıyla uyanıldı. Ardından her şeyi yerinden söken şiddetli bir deprem oldu. Sarsıntı arttıkça gecenin karanlığında çığlıklar yükseliyordu.

    Asel’in çığlıkları dedesinin kulaklarında çınlıyordu.

    Ne olduğunu anlayamayan Celalettin Kınal enkazın altında kalmıştı.

    Rümeysa “anne” diye feryat ediyordu, göz gözü görmüyordu.

    Münevver, Yiğit’i kucağına aldı ama Yakup’u göremiyordu.

    Binalar saniyeler içinde çökmüştü.

    Mustafa ile Hasret kızlarını kucaklamış, Asel’e sarılmışlardı.

    Enkaza koşan Selahattin Kılıç, feryatlar içinde evlatlarını arıyordu.

    Sanki kıyamet kopmuştu. Yeni binalar birer birer yıkılmıştı.

    ENKAZ BAŞINDA BEKLEYEN YILLAR

    Bu hayatlar depremle birlikte yerle bir oldu. Günlerce aileler enkaz başlarında bekledi. Günler geçti ama evlatlar, anneler, babalar bulunamadı.

    Başvurmadıkları kurum, görüşmedikleri yetkili kalmadı. Dernek aracılığıyla Meclis’e önergeler sunuldu ancak bu önergeler ret oyu aldı.

    Bazı kişiler derneği kendilerinin sandı; oysa bu dernek bir kişi için değil, deprem mağdurları ve kayıpları için kurulmuştu.

    Hakaret ve iftiralarla derneğin faaliyetleri engellenmek istendi. Amaçları kendi çıkarlarıydı.

    Ancak bizler, tüm bunlara rağmen insanlara yardım etmeye devam ettik.

    UMUTLA YÜRÜTÜLEN ADALET ARAYIŞI

    2025 Nisan ayında Hatay’da savcılık tarafından kayıpların bulunması için özel bir birim kuruldu. DEMAK-DER Kurucu Başkanı’ndan bilgi talep edildi.

    Verilen bilgiler doğrultusunda savcılık ve emniyet birimleri, Kayıp Şahıslar Şube Müdürlüğü ile koordineli çalışmalar yürüttü.

    Bu kapsamda deprem şehitlerine ait 20.000 fotoğraf hazırlandı.

    Yapılan çalışmalar sonucunda deprem şehidi Nesrin Tuncer, ablası Ayten Tuncer tarafından fotoğraflarla teşhis edildi. Annesinin mezarında yapılan fethi kabir sonrası DNA eşleştirmesiyle kimliği kesin olarak tespit edildi.

    KAYIPLAR HÂLÂ BULUNAMADI

    Depremin üzerinden üç yıl geçiyor ama kayıplar hâlâ bulunamadı. Hatay Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü çalışmalarda ailelerin desteği hayati önemdedir.

    Fotoğrafların dikkatle ve ayrıntılı şekilde incelenmesi bu sürecin sonuç vermesini sağlayacaktır.

    Ailelerin sabırlı ve metanetli olması, bu çalışmalara destek vermesi gerekmektedir.

    BİR DAHA ASLA

    Bizler enkazın altında ölmek istemiyoruz.

    Bizler evlatlarımızı bulmak için yıllarca yolları gözlemek istemiyoruz.

    Biz 2023 depreminde evsiz kaldık, soğukta kaldık, enkaz altında kaldık, kimsesiz kaldık. Ailemizle birlikte aç kaldık, susuz kaldık.

    Ama birbirimize destek olmaktan vazgeçmedik.

    Birlikte yaralarımızı sardık, birlikte direndik, birlikte enkazın altından çıktık.

    2023’te sadece 11 il değil, aslında 81 il etkilendi.

    Artık dünya devletleri ortak ve bağımsız bir DOĞAL AFET BİRLİĞİ kurmalıdır.

    Türkiye’de ise DOĞAL AFETLER BAKANLIĞI bir an önce kurulmalıdır.

    Bu ülke fay hatları üzerindedir. Depremin ne zaman olacağı belli değildir. Bunun önlemi; afetlere hazır, bağımsız ve emir beklemeden müdahale edebilen bir yapının kurulmasıyla mümkündür.

    Bizler bir daha enkazların altında

    “Sesimi duyan var mı?” diye bağırmak istemiyoruz.

    Yazılar

    Yazılar