Geçen hafta, “Cumhuriyetçilerin Birliği Nasıl Sağlanır?”[1] başlıklı yazımda Cumhuriyetçiler Kurultayı pratiği üzerinden cumhuriyetçilerin birliği üzerine görüşlerimizi aktarmaya çalışmıştım. Suriye’de BAAS rejiminin emperyalizmin desteğiyle çökertilmesi sonucu başlayan gelişmeler, İsrail’in İran’a saldırmasıyla hızla ilerliyor. ABD-İsrail-NATO destekli kuvvetlerin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında yürürlüğe koydukları “Büyük İsrail” planları, bölgedeki devletlerin ulusal bağımsızlıklarını ve toprak bütünlüklerini tehdit ettiği gibi, yüzbinlerce sivilin hayatlarını yok sayan sistematik bir katliam girişiminin de önünü açıyor.
Türkiye’de yıl başından itibaren başlayan, 1923 Cumhuriyetinin tamamen tasfiyesini hedefleyen “çözülme sürecini” emperyalizmin Ortadoğu’da uygulamaya koyduğu bu savaş borazanlığı üzerinden okumak gerekiyor. Terör örgütü PKK’nın sözde fesih kararıyla İran’a ve bölge ülke ülkelere dönük ABD-İsrail planlarının bir parçası olarak yeni görevini üstlenmesi, bu kapsamda DEM ve MHP sözcülüğünde AKP’nin yürüttüğü yeni anayasa yapım sürecinin hızlandırılması, bölgedeki ve ülkemizdeki emperyalist planlarla uyum içinde yürütülmeye çalışılıyor. Geçen hafta belirttiğimiz, cumhuriyetçilerin birliği ihtiyacı, geçen sadece bir haftalık süre zarfında kendi aciliyetini ve gerekliliğini bütün yakıcılığıyla önümüze koyuyor.
Israrla belirtmek gerekiyor ki, emperyalist saldırıların bu denli yoğunlaştığı ve karşı-devrimci iktidar bloğunun bu ülkenin yurtseverleri üzerinde bu denli baskı kurduğu böylesi bir süreçte, bu saldırılara karşı emekçi halkı doğru programda birleştirebilecek tek kesim ülkemizdeki devrimci cumhuriyetçiliğin iki ana damarı olan Kemalist cumhuriyetçiler ile Sosyalist cumhuriyetçilerin kuracağı ortak mücadele hattından geçmektedir.
NATO üsleriyle doldurulan ülkemiz, emperyalist saldırıların açık hedefi ve mazlum bölge ülkelerine yönelik saldırıların olası askeri üssü konumundadır. Tıpkı yüz yıl önce olduğu gibi bağımsız ve onurlu bir Cumhuriyetin yeniden kurulabilmesinin yolu, emperyalizmin ülkemizdeki tüm unsurlarını defetmekten, topraklarımızı NATO üslerinden temizlemekten, bölge ülkeleriyle dayanışma içerisine emperyalizmin kan gölüne çevirmeye çalıştığı topraklarımızı ve egemenliğimizi korumaya dönük güç birliğini oluşturmaktan geçmektedir. Tam da bu yüzden, NATO’cu renkli cumhuriyetçiliğe karşı devrimci cumhuriyetçiliği örecek birlik anti-emperyalizmi özümsemiş Kemalist ve Sosyalist cumhuriyetçilerin ortak iradeleriyle cisimleşebilir. Anti-emperyalist, bağımsızlıkçı, devrimci cumhuriyetçilerin birliği bir gereklilik olarak önümüzdedir. Bundan dolayı “nasıl” sorusuna cevap aramaya bu hafta da devam edeceğiz.
Politik Söylemi Ortak Hatta Taşımak
Geçen haftaki yazımda önemli bulduğum vurgulardan bir tanesi, sosyalistlerin ve Kemalistlerin kendi ideolojik programlarını ortaklaştırmaktan ziyade, bugünün ihtiyaç ve gereklilikleri ekseninde bir mücadele hattını ortaklaştırmalarının gerekliliğiydi. Bu ihtiyaç, ülke ve dünya koşullarının mevcut durumunun da etkisiyle doğası gereği kendiliğinden de oluşmaktadır. Hayatın önümüze koyduğu sorunlara karşı tarihsel olarak da kader birliği deneyimi olan iki ilerici siyasal hattın durum tespitleri ve kırmızı çizgileri büyük ölçüde birbirini tamamlamaktadır. NATO ve ABD-İsrail saldırganlığına karşı tavizsiz bir anti-emperyalist tutum almak, ülke çocuklarını karanlığa sürükleyen cemaat-tarikat gericiliğine karşı laiklik ve aydınlanma mücadelesini yükseltmek, kimlikçi siyasetin yozlaşma programına karşı işçi sınıfından ve emekten yana tavır almak, kamucu-devletçi bir perspektifle kamu kaynaklarını ve bölüşüm ilişkilerini sermaye tahakkümünden kurtarmak bu ortaklaşmanın temel çizgilerini oluşturmaktadır.
Bun temel çizgileri ayrıntılandırmak ve derinleştirmek için daha çok bir araya gelişleri sağlamak, her başlık üzerinde daha detaylı grup çalışmalarını örgütlemek ve halka bu çalışmaların çıktılarıyla ulaşmak önemlidir.
Eşit Temsil-Ortak İrade–Oluşabilecek En Geniş Cephe
Cumhuriyetçilerin birliğini sağlamaya dönük oluşan pratikler henüz iddialarımızı gerçeğe dökmek için oluşması gereken kapsayıcılığa sahip değildir. Dar grupçu, mahalleci, kendi partisi veya oluşumunun amaçlarını öncelik sayan anlayışları ortak idealler ekseninde eritmek, kurulları eşit temsil ve ortak irade ekseninde düzenlemekten geçmektedir. Bununla salt temsili demokrasi mekanizmasının işlevsiz araçlarını kullanmayı kastetmiyorum. Demokratik merkeziyetçilik ekseninde güçlü ve işlevsel kurulların eşit temsil mekanizmalarıyla kendine yer bulmasının önemini ifade etmeye çalışıyorum.
Benzer tespit ve çözümlerle kendi alanlarında faaliyet yürüten yapıların böyle bir işleyiş içerisinde bir araya gelmelerini, kişisel veya kurumsal anlaşamamazlıklarını bir kenara bırakıp içinden geçilen sürecin tehlikelerini ve olası sonuçlarını kavramalarını sağlamamız gerekiyor. “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” şiarını meydanlarda atılan sloganların ötesine taşımak gerekiyor.
Salonların Dışına Taşmak
Salon toplantılarını önemsizleştirme başlığı atmak değil derdim. Ancak, salonlara sıkışan tartışma ve görüşmelerin günümüzdeki aciliyet ve gereklilikleri yerine getirme noktasında bizi yavaşlattığı muhakkak. NATO’nun saldırganlığına karşı olduğumuzu Dedeağaç tatbikatı karşısında, İncirlik’te, ABD emperyalistlerinin adım attığı her yerde sahada gösterebilmek, cumhuriyetçilerin birliğini sadece teorik alanla sınırlandırmayıp bunu bir eylem birliğine de dönüştürebilmek açısından gerekli ve önemli.
Siyasal söylem ve mücadele birliğinin oluşması pratikteki birliği olumlu yönde etkilediği gibi eylem içerisinde oluşan birlik de teorik birliği zaman içerisinde besler ve büyütür. 2013 yılında Gezi’de veya 19 Mart sonrası tüm Türkiye’de oluşan iklim, bu tespite hayat verebilecek uygunluktadır. Her iki örnekte de açığa çıkan toplumsal bir potansiyeldir. Bu potansiyeli hedefe taşıyacak olan ise örgütlenmesini bu potansiyeli mevziiye taşıma iradesine uygun örgütlenmiş yapılardır. İhtiyaç, dar grupçuluğu mahkûm ederek bu yapıyı elbirliğiyle ortaya çıkarmaktan geçmektedir.
[1] Selim Kalender, “Cumhuriyetçilerin Birliği Nasıl Sağlanır?”, Yarınlar Haber, 9 Haziran 2025, Bağlantı için bkz: https://yarinlar.com.tr/2025/06/09/cumhuriyetcilerin-birligi-nasil-saglanir/