More

    “ULUSARAYCILIĞIN” EMPERYALİZM SINAVI

    Yüzyılın başında hem bölgesel hem de ülkemizin iç siyasetindeki çeşitli etmenlerin bir araya gelmesiyle konjonktürel olarak yükselen, 2015 sonrası ise hızla çöken bir paradigmanın geldiği yer mevcut düzenin ve rejimin kapı kulluğu oldu. Sınıfsal bakış açısından yoksun bir ulus bilincinin başka bir yöne evrilebileceğine de ihtimal verilemezdi. Tarihsel maddeci bakış açısını koruyan ve kendilerini ulusalcı olarak tarif edenleri ayrı tutuyorum. Ancak, “ulusalcılığın” temsiliyetine soyunmuş ve günümüz itibariyle ulusun çıkarlarına değil sarayın çıkarlarına bel bağlamış aktörleri böyle tarif ediyorum: “Ulusaraycılar”. Öyle ki, onlar, sarayın içindeki şahanelerinden bile daha “uludur”.  İlk onlar savunusuna geçer düzenin. İlk onlar sözde “muhalif” bir dille iktidar söyleminin meşrulaşmasına zemin hazırlar. Yazılarımı takip edenler için bu yeni bir tespit değil. Uzun bir süredir anlatmaya çalıştım. Bu yanlış zeminden Türkiye’ye ve dünyaya bakanların tespit ve iddialarının her geçen gün yanlışlandığına şahit oluyoruz. 2026 yılı, yanlışta ısrar edenler için yine savrulmalarla geldi.

    Mao Zedong’un sosyalizme katkılarını en bayağı şekilde kavrayanların “baş çelişki” anlatıları onları Avrupa’da Meloni’yi, Orban’ı ve diğer sağ liderleri “yurtsever, ulusalcı” ve hatta “ABD’ye karşı oldukları için” “sol” olarak yorumlamaya kadar varan yorumlara sürüklemişti. Orban, Corbyn’den daha soldu çünkü Ukrayna’ya silah yardımı yapılmasına karşı çıkıyordu. Aynı Orban’ın, ABD’nin Venezuela halkının egemenliğine saldırısına ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi kaçırılmasına tepkisi ne oldu? Olduğu gibi yer verelim, şöyle dedi Orban:

    Amerikalıların Venezuela’nın petrol rezervlerini dünya ticaretine dahil edebileceklerini düşünüyoruz. Bu bizim için iyi olabilir…Burada Macaristan açısından önemli gördüğüm husus, Venezuela ile birlikte ABD’nin dünya petrol rezervlerinin yüzde 40 ila 50’sini kontrol edebilir hale gelecek olmasıdır… Bu, dünya enerji fiyatlarını kayda değer bir şekilde etkileyebilecek bir güçtür. Venezuela’nın kontrol altına alınmasının bir sonucu olarak, Macaristan için daha elverişli olan bir küresel enerji ortamının ortaya çıkma ihtimalini güçlü görüyorum ve bu iyi bir haber…ABD’nin Venezuela’daki eylemlerini Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşıyla karşılaştırmak tehlikeli ve yararsızdır…Venezuela yeni bir dil, dünya gelecekte bu dili konuşacak.”[1]

    Emperyalizm konusunu kapitalist sistemden ayrıştırıp amorf bir milliyetçiliğe döktüğünüzde emperyalizmden geriye hiçbir şey kalmaz. “Düşmanlığınız” sadece bir yabancı düşmanlığının dar alanına hapsolur ve güncel olgulara bakarken her şeyi siyah-beyaz şeklinde görüp algılamaya başlarsınız. Orban’ı, Meloni’yi değerlendirirken onların emperyalist-kapitalist sistem içindeki görevlerini ve bağlılıklarını Ukrayna meselesindeki konuya sıkıştırdığınızda veya ABD’nin Avrupa politikası konusundaki eleştirel yorumlarını cımbızla çekip onlardan bir “anti-emperyalist lider” yarattığınızda yukarıdaki açıklamaları hasır altı etmenin, yayın organlarınızda yer vermeyip saklamanın telaşı içerisine düşersiniz. Aynı örneği, ulusaraycıların Tayyip Erdoğan’ı yorumlamasında da görebilirsiniz. Afganistan’da Taliban yorumlarına bakarken de görebilirsiniz. Yine güncel bir örneği İran konusunda görebilirsiniz. Ulusaraycıların kapı kullarından biri İran konusunda “Ya İslam Cumhuriyeti Ya ABD emperyalizmi” yazmış. Yazımın başında ulusaraycılar için iktidarın siyasal söylemini “muhalif” görünümle meşrulaştırırlar demiştim. İşte tipik bir örnek. Toplumu tam da böyle sağcılaştırırsınız. Onu, karanlığa veya köleliğe mahkûm bırakarak. Başka bir tercih yoktur. Müthiş bir algı oyununu içinde barındırır bu tutum. İran devletinin emperyalizme karşı egemenliğini savunmak ve emperyalizme karşı çıkmak yetmez. “Şeriatı savunmanız lazım anti-emperyalist olmak için.” Mevcut durumda, İran halkının ilerici-yurtsever güçlerinin toplumsal muhalefeti örgütlemekte zayıf kaldığını, şuan devam etmekte olan protestoların ABD ve CIA ajanları tarafından provoke edildiğini, İran’daki gericiliğin Şahı geri getirmek gibi bir başka gericilikle aşılamayacağını ve İran’ın devrim görevini yine İran halkının çözebileceğini söylemek yetmez. Kadın ve çocukları karanlığa mahkûm eden İslam Devletinin ideolojisini de savunman lazım yoksa anti-emperyalistlikten, solculuktan aforoz edilirsin. Kim tarafından? Ulusaraycılar tarafından.

    Aramızdaki farkı bilelim: Biz yola gelenlerden değil, yol açacak olanlarız. Devrimciler için emperyalizme karşı tutarlı bir mücadelenin başlangıç noktası burasıdır.

    Bizler için yol açık.


    [1] Açıklamanın ve haberin detayları için bkz: https://harici.com.tr/orban-abdnin-venezuelayi-isgaline-destek-verdi/

    Yazılar

    Yazılar