More

    Diojen (Diogenes) Kulübesinden / Fıçısından Dünyaya- Âleme Seslenişi

    Her şeyin en azı ile yetinen sınırlı şartlar içinde bulunabilmeyi ve doğrusu var olabilmeyi tecrübe edinerek mutlu olabilmeyi öğrenen ve bununla bağımsız olunabileceğini gösteren Sinoplu filozof Diogenes, Anadolu topraklarına öyle tarihsel bir hiciv –miras bırakmıştır ki, tüm yer küremizi etkilemiştir.

    Retorik olarak siyasal ve edebiyat sahnesinde, hatta Erosun yegâne çizgisi olarak dillerde yerini almıştır: “Gölge etme başka ihysan istemez” diye başlayan ve biten, kesin söz ve anlatım içeren anlam ve betimleme yapan bir imgeleme eylemi ile kafaları karıştıran, ama bir o kadar sessizliğe götürüp düşündüren bir ifade olarak Kral Büyük İskender’i de pek şaşırtmıştır.

    Böylelikle Diogenes, yeryüzünde en iyi şey nedir sorusuna şu yanıtı verir; “Dünyada en önemli şey hür olmaktır” diyen Diogenes hürriyete âşık bir filozoftu. Özgür düşüncenin tohumları ana topraklarda- Anadoluda- artık filizlenmeye başlamıştı. Sinoplu filozof fıçısından seslendiği an insanı hayrete düşürürdü: Her şeyi ama hemen hemen her şeyi sorgulayan filozof gerçeği çekinmeden pek açık sözlü içerikte ifade ederdi. Özgür düşünce açık sözlülükle eş anlamlı idi adeta ve biliriz ki çekinmeden ifade edilen sözler Karadeniz insanın da özelliğidir aynı zamanda.

    Sinop’ta tohumları atılmış düşünceler, bugün Birleşmiş Milletler Sözleşmesinde de yer almaktadır.

    Diğer bir anlam ve bağlamda ifade etmek istediğim şey şu dur; Anadolu toprakları hürriyetsizliğe izin vermez, hele tarihsel birikimleri ile ün salan muhteşem türkülerimiz ve destanlarımız ve dahası en güzel kurgulanmış masallarımız ile pathos – ethos –mitoslarımız mevcut.

    Bizim sadece kurgulanan masallar değil, birikimlerimizden ötürü ütopyalarımız vardı ve var olacaklar hayallerimizde hala; zira biz bağımsızlığı tatmış güneşin çocuklarıyız. Kemalist devrimin evlatlarıyız. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, bu topraklara serpilen özgürlük ve bağımsızlık tohumlarının devamıdır. Bağımsızlığın ve Cumhuriyet ülküsünün çelik halkalarından oluşan bağımsızlığın meşalesini taşımaya karar verdik.

     “Bağımsızlık ve Özgürlük benim karakterimdir” diyen Mustafa Kemal Atatürk Sinoplu Diogenes ve Atinalı Aristo ile pekâlâ buluşmaktadır. Çünkü Aristoteles de özgürlüğe temel olacak en önemli belirlemesini yapmıştı. “Erdemin varlık nedeni özgürlüktür” ya da A. Camus’un dediği gibi “Bir insan için dünyayı anlamak, onu insana indirgemektir; ona damgasını vurmaktır” derken etik olgu ile özgürlük meselesine, insanın etik bir varlık olabilmesi için ERDEMİN varlık bilincine ulaşması ile söz konusudur. Erdemlik yoksa özgürlük bilinci havada kalır. Özgürlüğün oluşması veya onun bilinci, erdemliği koşut kılıyor. Hayatımızın her alanında ve sahnesinde –Aşkta, Üretimde, Emek ve Bilimde erdemli olununca insan, özgürdür.

    Fıçısından dünyaya verdiği mesajla dünya insanını – homosapieni tekrar düşünmeye sevk eden Diogenes, insan için, insan arama faaliyeti veya eylemi absürt gibi olsa da büyük bir büyü, hatta tiyatral olanın içinde var olan insanın hallerini kısacık tümcede açıklamaktadır. Sinoplu Diogenes güpegündüz sokaklarda fenerle dolaştığı görülüp, neyi aradığı sorulunca; “insan arıyorum” demiş. İnsan aramak muhabbet etmektir, söylemekte olduğumuz türkü ile kendini bulmaktır, hiciv ve mizah ile yeniden var olmaktır, sanat ve felsefe ile buluşmaktır. Erdemin ana kaynakları olan kültürel kaynaklarımız o kadar çeşitli ve zengin ki, bu topraklar türkü erdemiyle var olmuş, muhteşem destanlar ve şiirler üretmiştir. Onlarla harmanlanan kültür ve tarihi birikimlerimiz hayata damgasını vurmuş erdemli insanın varlık nedeni olmuştur.

    Yaşama damgasını vuran insanın bu erdemli özelliği, var olanla yeni bir şey üreterek, hayat bulan insanın tüketim vahşiliğine de en önemli yanıtı vermektedir.

    Bugün olduğu gibi dün de büyük kitleleri açlığa ve sefalete sürükleyen kapitalist sömürü düzeni –mafyatik sömürünün inşası için üretilen salgının dünya çapında insanlığı hiçliğe itse de, insanlık bir tercih yapmak zorundadır. Ya büyük ilaç ve aşı kartellerinin birer enstrümanı ya da bağımsız ve özgürlüğü tercih ederek onurunu ve erdemliğini hatırlayarak, dünya tarihine damgasını vuracaktır. Bu iki seçenekten başka bir üçüncü seçenek de yok gerçekten. Küreselci aşı şirketlerinin insan sağlığı için çalıştıkları algısı en azından corona aşısı için piyasaya sürülen aşı türleri gerçekten tartışmalıdır.

    Evet, insan aramak, sevgi içinde merak ve empatiye dönük olmaktır. Diogenes’in düşünceleri böyle bir dünya için etik ve erdemli bir devrimin yolunu aralayacak konseptte saklıdır.

    Sefalete ve esarete dönüşen ekonomik bağımlılığa sürüklenen sosyal grupların ve insanların, düşünebilme ve sorgulayabilme yetilerinden uzaklaştıkları oranda, ruhen daha çok donuk ve uyuşturulmuş olarak, demokrasi ve insan haklarına yabancılaşarak, bir yaşamı sürdüremeyecekleri gerçeğini bile göremez olduklarını gözlemleyebilmemiz mümkün görülmektedir.

    Diogenes açık sözlü bir filozoftur. Çünkü o bu topraklara açık sözlü olmayı önerirken “…en önemli şey, konuşma özgürlüğüdür” der. Bir bakıma Sokrates ve arkadaşı Diogenes’in açık sözlü olmaları Atina demokrasisi için büyük bir sınavdı. Ancak Sokrates’in Atina Meclisi tarafından idama mahkûm edilmesi bir demokrasi sorunu olarak görülebilir. Ben ise bunun bir demokrasi sorunu değil, bir demokrasinin lağvedilmesi sorunu olarak görüyorum.

    Diogenes’in en temel düşüncelerinden şu çıkarımları yapabiliriz:

    1. Erdemlik, b) Etik, c) Açık sözlülük, d) Adalet, e) Bilim ve bilgelik, f) Dayanışma, g) Aşk ve sevgi, h) Sanat ve hayatı sevmek.

    Dünya insanlığı için açık ve vazgeçilmez olan bu değerler, demokrasi ve sağlıklı bir toplumun oluşumu için olmazsa olmazlarındandır.

    Şu anda öne çıkan, ancak sorgulanması gereken aşırı piyasacılık, paracılık ve yalancılık vs. gibi sözde değerler gerçekte olması gereken diğer değerlere gölge düşürmektedir. “Gölge etme, başka ihysan istemez” ifadesi o kadar yerinde ve anlamlı ki, bize gölge edenlerin karanlıktan faydalandıklarını bir kez daha tecrübe ederek yaşamaktayız. Gölge etmelerine zemin veren her olasılık özgürlüğün daha yakıcı bir şekilde gerekli olduğunu hatırlamalıyız.

    Özgürlük erdemli insanın işidir. Erdemli insan özgürlükten vazgeçemez.

    Yaşanabilir bir dünyada kalıcı olmak istiyorsak –Diogenes’in de dediği gibi- insanlık istekleri ile ihtiyaçları arasında radikal ve kesin bir ayrıma gitmesi kaçınılmaz görülmektedir.

    En önemli önlem; bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak, hareket etmek (yürüyüş bir yol yürümek-egzersizleri içselleştirmek), okumak, sanat ve felsefe ile buluşmaktır. Bu önlemler gerçek önlemleri içerdiği için yaygın olarak pompalanan korkuyu aşabilmemiz topraklarımızda harmanlanmış yüksek değerlere, öncelikle türkülerimize, tutkularımıza ve devrimci mirasımıza sarılmaktır:

    Diğer bir deyişle: Birey olabilmeyi yeğlemek, muhabbet etmek; emek üretmek, sevmek ve sevilmektir; Sevmek sevilmekten daha gerçekçi bir değer içinde oluşmasını mümkün kılar.

    Yazılar

    Yazılar