Kan davası, tarihin karanlık dehlizlerinden süzülüp gelen feodal bir barbarlık pratiğidir. İlkel kabilecilikten beslenen bu gelenek, insanlığın toplumsal evriminde geriye dönük bir sapmadır. Ekonomik açıdan üretici güçlerin gelişimini engelleyen, siyasi açıdan sınıf bilincini örten, kültürel açıdan ise insanlık onuruna aykırı bir yapıdır. Feodalizm, toprak mülkiyeti etrafında şekillenen kan bağına dayalı toplumsal örgütlenme modeliyle üretici güçlerin ortak sömürüye karşı birleşmesini engellemiştir. Günümüzde bu gerici pratik, emperyalizm tarafından etnik ve dinsel nefret siyaseti yoluyla ulus devletlere karşı bir silaha dönüştürülmüştür.
DEM Parti milletvekili Sırrı Sakık’ın “Ülkeyi birlikte kurduktan sonra dönüp Kürt’ü yok sayanlar alçaktır” ifadeleri, meşru siyaset sınırlarını aşan kasıtlı bir tarih tahrifatıdır. Sakık’ın Meclis kürsüsünden sarf ettiği sözler, basit bir nefret söylemi değil, Amerikan emperyalizminin BOP projesiyle uyumlu sistematik bir çözülme stratejisinin parçasıdır. Bu provokasyon, Türk halkının tarihsel birliğini bir kan davasına dönüştürerek “yeni anayasa” adıyla oluşan işbirlikçi, gerici ittifakın amacını da gösteren bir operasyondur.
Emperyalizmin Yeni Ortaçağ Projesi
Sırrı Sakık’ın söylemleri tepki değil, bilinçli bir siyasi stratejidir. DEM Parti çizgisi, tarihsel dayanışmayı “ihanet” söylemiyle kirletmekte, ortak yaşam iradesini “etnik aidiyet” temelinde bölmektedir. Ekonomik sömürüyü “kültürel fark” perdesiyle gizlemekte, emperyalist müdahaleye “demokratik talep” kılıfı giydirmektedir. Sakık, tarihsel gerçekleri çarpıtarak suni bir “ortaklık” yaratmaktadır. Oysa Kurtuluş Savaşı, Anadolu halkının omuz omuza verdiği anti-emperyalist bir kurtuluş mücadelesidir.Bu kurtuluş mücadelesi; Anadolu halklarının kanıyla, canıyla, iradesiyle, Türk Milleti tanımı altında toplanarak, etnik, mezhepsel aidiyetlerin üstünde kültürel, siyasal ve anayasal olarakta tanımlanan bir üniter devlet kurmuştur.
Yeni Anayasa Komisyonu: Emperyalizmin Truva Atı
Gündemdeki anayasa değişikliği süreci, emperyalizmin Türkiye’ye ve bölgeye yönelik uzun vadeli planlarının kritik bir aşamasıdır. Bu süreç, üniter devlet yapısını etnik temelde parçalamayı, yurttaşlık bağını zayıflatmayı, merkezi otoriteyi bölgesel yapılarla eritmeyi ve sosyal devleti yerelleştirme adıyla tasfiye etmeyi hedeflemektedir. Etnik federalizm tuzağıyla Anadolu’nun tarihsel birliğini etnik kantonlara bölme planı hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Yurttaşlık yerine etnisiteyi öne çıkararak ortak vatandaşlık bilincini aşındırma operasyonu yürütülmektedir. Üniter sosyal devletin kazanımlarını yerel yönetimler aracılığıyla eritme stratejisi uygulanmaktadır. Türkiye toplumunu yeniden Ortaçağ’a götürmeye çalışan bu zihniyet söylemleri ve yöntemleriyle de kendisini göstermektedir. “Milli dayanışma” ve “bütünleşen Türkiye” maskeleriyle meclise sokulan truva atının içinde bu plan “saklanmak”tadır.
Devrimci çözüm, tarihsel diyalektiğin gücünden beslenmelidir. Türk ve Kürt halkının emperyalizme-kapitalizme karşı verdiği mücadele ile kurulan Cumhuriyet, yine bu suni çatışmayı tarihin çöplüğüne gönderecek tek güçtür. Çözüm, etnik kökene değil tarihsel emek ortaklığına dayalı Türk Milleti tanımında ve sınıf temelli yurttaşlık anlayışındadır. Emperyalist dayatmalara kapalı, halk iradesine dayalı tam bağımsızlıkçı, Altıok programını üretici güçler eliyle hayata geçirecek halkın devrimci atılımındadır. BOP ve benzeri projelere karşı anayasal güvence sağlayan antiemperyalist duruştadır.
Tarihsel Diyalektikten Güç Alan Çözüm
Kemalist Devrim’in tamamlanmamış görevlerini sosyalist perspektifle tamamlamak gerekmektedir. Ekonomik bağımsızlığı sosyalist planlamayla, siyasal bağımsızlığı halk iktidarıyla, kültürel bağımsızlığı ise ulusal kültürle tamamlamak zorunludur. Sakık’ın temsil ettiği etnik bölücülük siyaseti, emperyalizmin Anadolu’ya dayattığı yeni Ortaçağ projesidir. Bu proje, kan davalarının çağdaş siyasete uyarlanmış versiyonudur.
Kan Davasından Devrimci Cumhuriyet Mücadelesine
Sırrı Sakık’ın ve DEM Parti’nin temsil ettiği siyaset, emperyalizmin üniter devletleri parçalayarak halkları Ortaçağ karanlığına hapsetme stratejisinin iç siyasetteki uzantısıdır. Bu kirli siyasete karşı tek cevap, başta Türk ve Kürt emekçilerinin, aydınlarının ve halkımızın; devrimci, tam bağımsızlıkçı birliğidir.
Tarihsel diyalektik bize göstermektedir ki, kan davalarının yerini sınıf mücadelesi aldığında, suni çatışmalar son bulacak ve gerçek kurtuluş mücadelesi öne çıkacaktır. Emperyalizmin kan davası siyasetine, köklerimizden gelen devrimci, cumhuriyetçi, laik, halkçı birliğimizle cevap vereceğiz.
Yazarın Son Yazıları
- SAKIK’IN GÖREVİ
- MAJESTELERİNİN MUHALEFETİ
- DIŞA BAĞIMLILIĞIN “İÇ CEPHE”Sİ
- Üstyapı Altyapının “Köpeği”dir
- ERDOĞAN’IN NATO İLE BÜTÜNLEŞMESİ, TÜRKİYE İLE KAVGASI
- Saraylar sahibini korumak içindir, vatanı değil!
- GÜCÜNÜ DEVLETİN TASFİYESİNDEN ALAN İKTİDAR VE ÇÖZÜLME SÜRECİ
- Cumhuriyet Yıkıcılığının Koçbaşı: PKK
- Anneler Günü Kutlu Olsun!
- “Dünyayı yorumlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir!”