More

    Köy Halkçılığından İşçi Sınıfı Halkçılığına Doğru 

    Bu yazının yazıldığı tarihte Bağımsız Maden İş sendikası ve Doruk Maden işçileri başladıkları açlık grevinden zaferle ayrıldı. Bu zamanlarda emek ve cumhuriyet mücadelesinin iç içe geçmeye başladığı zamanlar olarak görülebilir. İşçilerin eylemini Türk bayrağıyla yapmaları işçi sınıfının ulusal niteliğini göstermektedir. Tam bugünlerde dergimizin önceki sayılarında da Kemalist-Sosyalizm’den laf açılmışken Atatürk ilkelerini bağlamından koparmadan günümüze uyarlamak önemli bir meseledir.  

    Atatürk’ün halkçılığı bu konuda önemli bir yer işgal etmektedir. Atatürk’ün halkçılığının içeriğinin milliyetçilik ve devletçilikle bağlı olduğu kadar köy ve köylüyle de bağlıydı. Atatürk’ün halkçılığını en iyi gösteren örnek 1924 yılında çıkarılan 442 numaralı köy kanunudur.  

    Kanunla beraber her köyde üç organ oturtulmuştu. Bunlar 18 yaşını oluşturan kadın ve erkeklerin oluşturduğu köy derneği ve köy derneği tarafından seçilen bir muhtar ve ihtiyar meclisiydi. Aynı şekilde köyün kalkınmasında köylü merkeze oturtulmuş ve köylüler sorumlu tutulmuştu. Köy muhtarı ile ihtiyar meclisinin seçimi iki yılda bir yapılacaktır. Kanun köy kalkınmasında ağaç dikmek, konuk odası inşası, köy sınırı çizimi, vb. işlerde köylüyü sorumlu kılmıştır. Atatürk’ün uyguladığı bu sistem yaklaşık yüzde 75’i köylü olan ülkede halkçılığın nasıl uygulandığını göstermektedir.  

    2026 Türkiye’sinde İşçiler üreticisi oldukları yerlerde ne kadar söz hakkına sahip? Ya da kan emen patronlara karşı dişlerini geçirebiliyorlar mı? 

    2026 Türkiye’sinde Halkçılık nasıl köylüyü efendi yaptıysa şimdi de işçiyi efendi yapmalıdır. Bunun için çözüm zamanında nasıl kalkınmanın öznesi köylüyse işçiyi de aynı şekilde kalkınmanın öznesi yapmaktan geçmektedir. Belirli fabrikalarda işçiler kendi yöneticilerini seçecekler ve kendi yönetim meclislerini oluşturacaklardır. Bu seçimler iki yılda bir yapılacak ve işçilerin üretim süreçlerinde yönetici olmaları sağlanacaktır. Türk işçisinin merkeze oturtulmasıyla beraber işçiler bulundukları mekanı soğuk, sıkıcı, boğucu birer yer olmaktan çıkarıp birer Sosyal fabrikaya dönüştüreceklerdir.(Atatürk dönemi inşa edilen Sümerbank ve Şeker fabrikaları bu örnekle uyuşmaktadır.) Özel sektörün lağvedilmediği durumlarda her ilde işçi ve işverenlerin bir arada bulundukları kurumsal yapılar oluşturulacak ve işçi sınıfının ulusal kalkınmada işverenlere önderlik etmesi sağlanacaktır. Aynı şekilde Halkçılık, Devletçiliği bir araç olarak kullanacak ve ülke genelinde kamu yararını tesis edecektir. Kamu yararına karşı olacak herhangi bir girişime izin verilmeyecek ve mülkiyetin “sosyal” bir biçim kazanmasında öncü rolü oynayacaktır böylece sınıfsız, kaynaşmış, imtiyazsız bir toplumun inşası gerçekleştirilecektir.  

    Bu aslında sosyalizmden neyi anlamamız gerektiğini göstermektedir. Sosyalizm her şeyin başında devlet işletmeciliği ya da partili-bürokratların yönettiği fabrikalar demek değildir. Eğer salt bir devlet işletmeciliğinden bahsetseydik bu devlet kapitalizminden başka bir şey ifade etmezdi. Sosyalizmden anlamamız gereken işçi sınıfının üretim araçları üzerindeki hakimliği, kooperatifler aracılığıyla sosyal mülkiyetin inşası, köyleri yeniden canlandırma ve köylüyü köyünde yeniden egemen kılma, devletin önemli gördüğü toplumsal-iktisadi işlere müdahalesi, işçi sınıfının özel sektöre kurumlar aracılığıyla ulusal kalkınmada önderlik etmesi ve gerçek bir ulusal egemenliğin inşa edilmesidir. Holding patronlarının, tarikat şeyhlerinin, aşiret ağalarının, halk düşmanı terör unsurlarının meclisi ulusal egemenliği temsil etmemektedir. Mecliste Türkiye’nin gerçek üreticileri yoksa bu meclisin gerçekten Türk milletinin meclisi olup olmadığını sormak gerekmektedir.  

    Kısaca 2026 Türkiye’sinde halkçılık işçiyi milletin efendisi yapmalı ve sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış toplumu inşa etmeye odaklanacak şekilde içi doldurulmalıdır. Böylece Bilimsel Sosyalizmin Türkiye’ye özgü hali olan Kemalist-Sosyalizm’in kuramsallaştırılmasında bir adım atılabilir. 

    Yararlanılan kaynaklar:  

    https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/560/Köy-Kanunu

    Köy Kanunu kanun metni            

    Yazarın Son Yazıları

    Yazılar

    Yazılar