Milli Demokratik Devrim stratejisi Türkiye’nin daha kapitalistleşmemiş olmasından ve Kemalist Devrimlerin tamamlanmamış olmasından ileri gelirken Sosyalist Devrim ise Türkiye’nin iyice kapitalistleşmiş olduğu ve devrime önderlik edebilecek bir işçi sınıfı olduğu görüşünden hareket etmekteydi. Günümüzde Milli Demokratik Devrim ve Sosyalist Devrim üzerinden polemik yürütülmesi mantıksız olmakla beraber bu iki stratejinin muğlaklaştığı ve birbiri ile içkin olduğu kanaatindeyim.
Türkiye her ne kadar günümüzde kapitalistleşmiş ve belli ölçüde sermaye ihraç edecek konuma gelmiş olsa da buradan Kemalist Devrimi sığ bir kapitalistleşme ile sınırlamak saçma olur. Zira Türkiye’nin kapitalistleşmesi gerici ve feodal nitelikteki sınıfları tasfiyesinden ziyade bu nitelikteki sınıfların kapitalizmle bütünleşmesi sonucunda olmuştur. Tarikatların holdingleşmesi, aşiret-şıh-ağa üçlüsünün siyasette belirleyici alanlar tutabilmesi vb. şeyler bir olgu halini almasıyla beraber Tarikat-Mafya-Sermaye üçgeni birleşik bir yapıya dönüşmüştür. Aynı şekilde “yeşil sermayenin” ülkeye girişi ve AKP İktidarının sermaye ihraç edecek bir konuma gelmesi ülkedeki kapitalist gelişimin boyutlarını sergilerken aynı zamanda bu sermayenin niteliğinin “İslamcı” ya da tarikat yapılarıyla içkin oluşu Türkiye’deki bu iki stratejinin ayrı olmasının üzerinden büyük mesafelerin alındığını gösterir. Aynı şekilde soldaki “Cumhuriyet” açılımı da bu stratejinin iç içe geçtiğini öbür sol partiler tarafından itiraf edilmese de dolaylı bir şekilde kabul edildiğini göstermektedir. Zira kitlelerin cumhuriyet kazanımlarına sıkıca tutunması ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bir figür olarak geniş kitlelerin somut taleplerine cevap veren bir figür olarak ortaya çıkması MDD ile SD arasındaki muğlaklığı göstermektedir. Bu yüzden Türkiye’deki işçi sınıfı devriminin hem milli demokratik karakteri hem de sosyalist karakteri içinde barındırması doğaldır. Fakat bu tartışmanın özünde değinilmesi gereken konulardan biri Kemalizme bakış üzerindedir.
KEMALİZME BAKIŞ VE DEVRİMCİ STRATEJİ SORUNU
Kemalizme bakış konusunda Kemalizmi sıradan bir burjuva devrimi ya da kapitalistleşme hamlesi olarak görürsek ekonomik belirlenimci bir şekilde AKP iktidarının Kemalizmin bir devamcısı niteliğinde görme eğilimi oluşabilmektedir. Fakat bu bakış hem tarihi hem günümüzü açıklamaktan uzak olmakla beraber Kemalizmin ne olduğundan bağımsız bir indirgemecilik taşır. Kemalizme bakışta Kemalizmi ne kofti bir cumhuriyetçilik ne de sıradan bir kapitalistleşme hamlesi olarak görmenin büyük hataları vardır. Zira Kemalizmi bunlarla sınırlarsak kitlelerin güncel taleplerini anlamış olmayız. Feodal kurumların kapitalizme eklemlenmiş olması, ulus egemenliğinin yerine kişi egemenliğinin geçmesi, Türk-İslam sentezinin varlığı, Türkiye’nin küresel sermaye ekonomisine eklemlenmiş olması vb.lerinin bizi gündelik olarak etkilemeleriyle beraber kitlelerin bunlardan rahatsız olup ilacı Kemalist Devrimde bulmaları aslında ana meselenin kapitalistleşemeden çok feodal kültür kurumların kapitalizme entegre olmuş şekilde merkezde olması ve çevrenin merkeze karşı Atatürk figürüyle kendilerini ifade etmesiyle anlaşılabilir. Kemalist Devrimin temsil ettikleri şeyler kişilere göre farklılaşabilse de bizim için Kemalizm kapitalistleşme sürecinden ya da salt bir cumhuriyetten daha farklı olarak bağımsızlıkçı, mecliste işçi ve köylülerin olduğu, “gerçek” bir demokrasiyle beraber bir Ulusun ekonomik ve siyasi bağımsızlığı aklımıza gelmelidir. Zira feodal kurumların tasfiye edilmediği, emekçi tabakaların mecliste yer almadığı bir sistemin ya da liberal bir demokrasinin Kemalist Devrim ile herhangi bir ilgisi ve alakası yoktur. Kemalizme bakış konusunda netleştiğimiz takdirde Milli Demokratik Devrim ile Sosyalist Devrim sınırları arasındaki bulanıklığı kavrayabiliriz ve bu hat üzerine bir siyaset kurabiliriz. Aynı şekilde Kemalist Devrimi sosyalizme geçmek için basit bir aşamadan çok(ki böyle düşünseydik Kemalizmi sadece Kapitalist bir aşama olarak görmüş olurduk) Kemalist Devrimi sosyalizm için bir ön aşama görmekten çok ikisinin birbiriyle içkin yapıdadır. Günümüz Türkiye’sinde emek ve cumhuriyet mücadelesinin beraber olduğu MDD ve SD’nin içkinleştiği dönemde Kemalist Devrimin ve 6 Ok programının sosyalizmle birbirlerine zıt olmadıkları aksine içkin oldukları ortaya çıkar. Olgun Özden’in Bilim ve Sosyalizm dergisindeki yazısındaki gibi Kemalist-Sosyalizmin aslında Bilimsel Sosyalizmin Türkiye’ye özgü bir hali olduğu ortaya çıkmaktadır.
Kısaltmam gerekirse bugünkü devrimci siyasi hattın iki siyasi stratejiyi de içkin bir şekilde barındırabileceğini düşünmekle beraber bu hattı doğru kurabilmek için Kemalist Devrimin niteliğinin doğru bir şekilde anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde gelişmiş bir işçi sınıfı olmakla beraber Kemalist Devrimin kazanımları işçi sınıfı ve geniş halk kitlelerinin önderliğinde savunulabilir.
Yazarın Son Yazıları