More

    PROBLEMBİLİNCİ YA DA YAŞAMIN TÜZE – (HAK, AHLAK VE ETİK) FELSEFESİ İLE OLAN BAĞINTILARI-2

    Felsefe olgunlaşmış bir bütünsellik içinde olduğunu iddia etmez. Sürekli gelişen ve dönüşendir. O, Odipus kompleksini aşmak için ritülleri olan bir alan içinde dans eder. Felsefe ritüel alanında- sahnede hareket ederken onunla ilgili tüm özellikleri gözlemler.

    Olgunun hakiki içeriğini ve iddiaları göz önünde bulundurarak felsefi olan problemi ortaya çıkarır. Odipus bir filozof, zira o gördüğü ve sunulan olgunun veya olayın incelenmesinde var olan durum ve şekil- stilleri göz önünde bulundurarak hareket eder.

    Odipus için var olan gerçeği yansıtmaya yönelik sunulan iddialar karşısında, varılan çözümler kendi problemlerine yanıt bulmak için bir çabanın esası ve özelliğinden ötürü gerçek henüz açıklanmış değildir.

    Yanlışlanabilir olmak da felsefe için manalı bir felsefi problemdir. Felsefe bir odipus kompleksin içinden çıkmanın arzusunu taşırken kaygı düzeyi kuşkulanma prensibinden ötürü yüksektir. Kaygı olmadan felsefeyi masaya yatıramazsınız. Felsefe kendine özgü problemini çözmeye niyetli olsa bile onu yeni bir problemle var eder. Odipus’un varlığı bu bakımadan geçerlilik kazanırken o aynı zamanda meşru zeminde insanı düşündürmeye ve harekete geçirmeye çalışır. İnsan canlı bir tür olarak felsefe ile buluştuğunda, onunla varlık bilincini tanımlamaya yeltenir. Özgüven elde etmek ve kazanmak için düşünmeye başlar, itiraz eder. Kafa tutar ve böylece odipal dönemini canlı tutar. 

    Felsefenin kaygısı veya korkusu mitolojik bir içerik taşımaz. Hatta egzistansiyel bir korkusu da söz konusu değildir. Daha çok insani olan sosyal bir olayın değerlendirmesinde yaşadığı korku veya kaygı, sosyal korkudur. Sosyal kaygı/korku onun başkaları tarafından nasıl görüldüğü ile ilgili kaygılardır. Kendini korumaya çalışan felsefe, elbette anlaşılır olmak pahasına epeyce pratik kültürel önermelerle,  yeni perspektifleri ve farklı bakış açılarını da gözden geçirir.  

    Felsefenin ütopyası kendilik bilincinde var olan yeni anlam ve anlayışla alaysı tavırda olanlara yönelik olarak diyalektik yöntemi öne sürer. Felsefenin umudu diyalektik yöntemdir ve bu onun hayal edebileceği en iyi rüyadır. Gerçek ve hakikate ulaşmanın tüzesinde felsefe her vakit gereklidir. Felsefe insan için odipus esasta olsa da, o, insanın odipus özelliğinden hareket ederek yanlışlanabilir bir durumun doğrulanabilir özelliğini de bir etik içkinliğin sonucu olarak, canlı hareket sahasında var olan insani insanın egzistansiyel özelliğinin bir halkasını oluşturur.  

    Felsefe, diyalektik özelliğinden ötürü iki şeyi önemser: 1)- felsefenin diyalektik anlayışın sonucu olarak görünen problemin oluşturduğu sosyal ve kültürel sonuçları bilen olarak hareket eder: 2)- var olan problemleri gözlem ve değerlendirmeler sonucu pratik argümanlar geliştirir. Bu argümanlar anlamlı olduğu kadar, üretken etkinlikte olmalıdır. Odipus döneminin felsefesi böylelikle diyalektik içerikler kazanarak yeni bir aşama kazanır hale gelir.

    Hegel evrensel irade meselesini tüze felsefesi/hukuk felsefesi girişinde şöyle ele alır:

    İradenin özgürlük edinimini kendini içgüdüler/dürtüler, ihtiyaç ve arzulardan soyutlayarak kazanması mümkündür. İradenin evrensellik kazanması bu ilkeden hareketle mümkün olabileceğini ileri sürer.

    Hukukun işlerliği ve işlevselliği bu temel olgunun içinden gelişir ve varoluşun yeni unsuru olur. Belki Odipus’un aşılması da bu yöntemle hukuk ve normları ile mümkün olur. Değişen ve dönüşen değerler içine tüzeyi her vakit yenilemek gerekir. Temel ilkeler ve somut doğrular perspektifinden ayrılmayarak oluşmalıdır tüze/hukuk meselesi.

    Yazılar

    Yazılar