More

    İŞÇİLER ÜZERİNDEKİ GÖRÜNMEYEN BASKI: MOBBİNG ARTIYOR

    Günümüz Türkiye’sinde işçiler sadece ekonomik zorluklarla değil, aynı zamanda işyerlerinde maruz kaldıkları psikolojik şiddetle de mücadele ediyor. “Mobbing” olarak adlandırılan bu sistematik baskı, her geçen gün daha fazla işçiyi yıpratıyor. Pek çok emekçi bu baskıya dayanamayarak işini bırakıyor, bazıları ise maalesef yaşadığı çaresizlik sonucu hayatına son veriyor. Bu durum, çalışma hayatında sessizce büyüyen bir toplumsal yara haline gelmiş durumda.

    PATRON ZİHNİYETİ DEĞİŞMİYOR: İŞÇİLER KÖLE GİBİ GÖRÜLÜYOR

    Günümüz Türkiye’sinde patron tayfası hâlâ işçileri birer emekçi değil, adeta köle gibi görüyor. Fabrikalarda ve işyerlerinde en temel insani ihtiyaçlar bile -su içmek, tuvalete gitmek, kısa bir nefes almak- büyük zorluklarla karşılanıyor. Özellikle kadın işçilerin çalıştığı birçok tesiste, ihtiyaçlarını gidermeleri için “zaman çizelgesi” tutuluyor. Oysa işçiler insanca çalışmak, evine ekmek götürmek, iş arkadaşlarını ailesi gibi görmek istiyor. Ancak işyerlerinde görevlendirilen patron temsilcileri, kameralarla gözetleme, sözlü hakaret ve psikolojik baskı yöntemleriyle çalışanlara adeta hayatı zindan ediyor. Bu ağır mobbing ortamı, birçok işçiyi intiharın eşiğine kadar sürüklüyor.

    GERÇEĞİ GÖRÜN: BU ÜLKEYİ AYAKTA TUTAN İŞÇİLERDİR!

    İnsan hayatını basitleştiren bu düzende, “iş beğenmiyorlar” diyenler; fabrikalarda, atölyelerde yaşanan zorlukları, zorbalıkları ve ağır çalışma koşullarını bilmiyor. İşçiler, hak ettikleri ücretleri alamıyor, fazla mesailere kalıyor ama karşılığında ücretlerini bile göremiyor. Kapitalizmin temsilcileri, işçilerin alın terini sömürürken “zam istiyorsan kapı orada” diyerek insan onurunu hiçe sayıyorlar. İşçiler özel hayatlarından vazgeçti, uykuyu bile unuttu. Bu ülkeyi gerçekten kim kalkındırıyor? Vergi kaçıran patronlar mı, yoksa her sabah alın teriyle üretim yapan, emeğiyle Türkiye’yi ayakta tutan işçiler mi?

    ÇÖZÜM: DENETİM, ADALET VE İNSAN ONURUNA YAKIŞAN BİR ÇALIŞMA DÜZENİ

    Ülkenin kalkınması için patronların değil, emekçilerin yanında duran bir düzen kurulmalı. İşyerlerinde sopalı güvenlikler değil, işçinin hakkını savunan yasalar olmalı. İş kazaları, mobbingler ve intiharlar son bulmalı. Çocuk işçiler ölmesin, çocuklar babasız kalmasın. Emekçi kadınlar, beşikte bebeklerini bırakıp bütün iş yükünü omuzlayan, alın teriyle hayatı var eden o ayağı öpülesi kadınlar ezilmesin. Mobbing, işçileri intihara sürüklemesin. Çözüm; işçilerin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışabilmesi için işverenlerin denetlenmesi ve işçi haklarını koruyan yasaların kararlılıkla uygulanmasıdır. Çünkü bir ülkenin gerçek kalkınması, patronların servetinde değil, emekçilerin yaşama tutunabildiği adil bir düzende saklıdır.

    Yazılar

    Yazılar