More

    Behice Boran’a Saygı Duruşu

    Kaybedişimizin 38. yılında, anısına ve mücadelesine saygı ile. 

    “Sosyalist doğulmaz, sosyalist yaşanır” sözü ile belleklerimizde yer alan Behice Boran, Türk siyasetinde bir büyük değer ve bir büyük devrimci kadındır.

    1940’larda dünyada Amerikan hayranlığı hızla yayılıp aynı zamanda komünist avı sürerken, böyle bir iklimde kendisini Marksist olarak tanımlayan korkusuz bir devrimcidir. Tüm yaşamında siyasi düşüncelerinden ödün vermemiş, bunun için de ağır bedeller ödemiştir.

    Devrimci, donanımlı, aktivist ve aynı zamanda akademik kimliği ile bugüne kadar yeri doldurulamamış tutkulu bir vatanseverdir. Türk siyasetine bir daha da onun kadar öncü vasıfları taşıyan, kalibresi bu denli yüksek başka bir kadın siyasetçi gelmedi.

    Memleketini az gelişmişliğiyle, yoksulluğuyla, eşitsizlikleriyle, haksızlıklarıyla buruk acılarla severdi (1)

    İlginç bir rastlantı olarak, bir 1 Mayıs günü doğmuş olması, sanki siyasi kaderini belirlemişti.

    18. yüzyılda Çarlık Rusya’sından Anadolu’ya sürülen bir Tatar ailenin kızıydı. 1 Mayıs 1910’da Bursa’da dünyaya geldi. Bursa ve yöresi Yunanlılar tarafından işgal edilince ailesi İstanbul’a taşındı. Orta öğrenimini burada Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde tamamladı. Bugünkü adıyla Robert Koleji birincilikle bitirdi. Bu, yaşamının ilk birinciliği değildi. B. Boran gerek siyasi gerekse sosyal yaşamında birçok ilke imza atmıştır.

    Kolejde aldığı İngilizce eğitimi sayesinde idealist bir öğretmen olarak Manisa’da İngilizce öğretmenliği yaparken, Amerika’dan burs kazandığını öğrendi. Bu bursla Michigan Üniversitesi’nde sosyoloji alanında yüksek öğrenimini ve sonra da doktorasını tamamladı. ABD’den doktora derecesi alan ilk Türk kadın öğrenci unvanına sahiptir. 1939 yılında Türkiye’ye döndüğünde, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’ne doçent olarak atandı. 

    Amerika’daki öğrenim yıllarında Marksist düşünce ile tanışan B. Boran, yurda döndükten sonra akademik hayatını sürdürürken bir yandan da sol-sosyalist partilerle ilişki kurdu. Bu ilişki ve onun sol görüşleri üniversite çevrelerinde hoş karşılanmadı ve görevine son verildi.

    1953 yılında TKP ile ilgili davadan üç ay tutuklu kaldı. Oğlu Dursun’u bu esnada ceza evinde dünyaya getirdi. 1962 yılında TİP, Türkiye İşçi Partisi’ne üye oldu. 

    1965 Genel Seçimlerinde TİP, meclise 12 milletvekili sokarak çok önemli bir başarı yakalamıştı. Bu seçimde, Behice Boran, Urfa’nın ilk kadın milletvekili olarak parlamentoya girdi. Birkaç dönem Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’yi temsil etmiştir. 

    1970 yılında TİP’in dördüncü kongresinde partisinin genel başkanı seçilir. Bundan sonra artık onu daha da zor yıllar beklemektedir. 

    12 Mart 1971 darbesinden sonra TİP kapatılır ve 25 yıl ağır hapis cezası alır. 1974 affı ile serbest kalan B. Boran TİP’in yeniden kurulması için çalışır. Ama sırada 12 Eylül darbesi vardır. Bütün siyasi partiler kapatılmıştır, tutuklanması an meselesidir, bu nedenle yurt dışına kaçar. Sanki ailesinin sürgün kaderini paylaşmıştır ve artık Belçika’da sürgün hayatı başlamıştır. 1981 yılında “yurda dön” çağrısına uymadığı için vatandaşlıktan çıkarılır. TİP ve TKP’nin birleşme kararını açıkladıktan iki gün sonra, 10 Ekim 1987 tarihinde, 77 yaşında vatana hasret gözlerini yumar. Vasiyeti üzerine cenazesi Türkiye’ye getirilir ve TBMM’de düzenlenen bir törenden sonra İstanbul’da toprağa verilir. (2,3)

    Yaşamı boyunca sosyalist öğretiyi savunan Boran’ın siyasal hayatı ve mücadelesi bu makaleye sığmayacak kadar dolu doludur.

    Onun akademik bilgi ve başarısı da siyasal kimliğinden geri değildir. İlkler ve başarılarla doludur fakat siyasetçi yanının gölgesinde kalmıştır, pek bilinmez.

    Boran, Türkiye’deki sosyoloji çalışmaları tarihinde seçkin yeri olan bir sosyologdur. DTCF Felsefe Bölümü içinde Sosyoloji Ders Şubesi kurulur. İşte Behice Boran bu yapılanma içinde sosyoloji dersleri vermek üzere görevlendirilir. DTCF’de 1948 yılına kadar çalışır. DTCF’de sadece ders vermekle kalmaz alan araştırmaları da yürütür. Onun Ankara Üniversitesi DTCF yayını olan Toplumsal Yapı Araştırmaları adlı kitabı Türkiye’deki sosyoloji çalışmaları arasında bir dönüm noktası olarak görülmeyi hak eder. 

    Behice Boran’ın Toplumsal Yapı Araştırmaları kitabı incelendiğinde onun mevcut toplumu kendi iç değişkenlerinin karşılıklı ilişkileri bağlamında incelemeye yöneldiği ve böylece topluma ilişkin bilimsel bilgi üretmeyi hedeflediği gözlenebilecektir. Dört köy incelemesini içeren bu kitapta hareket noktası olarak yapısal işlevselci yaklaşım ve onun ışığında geliştirilmiş toplum imgesi kullanılmakta, incelenen köylerdeki mevcut yapı ve onların değişme eğilimleri yine bu yaklaşım ışığında geliştirilen sosyal değişme kuramları ve kavramlarıyla temellendirilmeye çalışılmaktadır. Araştırmacının maksadı incelediği köylerden hareketle kırsal değişim ve dönüşüm eğilimlerini sosyolojik bilgi ışığında betimlemek ve açıklamaktır. Araştırma gerek metodolojisi gerek teorizasyonu açısından örnek bir çalışma olup kendisinden sonraki sosyoloji çalışmalarının bilimsel bir temele oturtulmasında da yol gösterici olmuştur. (4)

    Bu büyük yurtsever devrimci Türk kadınını saygı ile anmak ve genç kuşaklara onu anlatmak boynumuzun borcudur.

    Anısı önünde saygı ile eğiliyorum.

    Kaynaklar

    1-Mina Urgan, Bir Dinozorun Anıları

    2- Uğur Mumcu, Bir Uzun Yürüyüş

    3-Soner Yalçın, Behice Boran 100 Yaşında

    4-Prof.Dr. Nilgün Çelebi, DTCF Sosyoloji Bl.

    Yazılar

    Yazılar