Her savaşın birden fazla sonucu olur.
İran ile ABD ve İsrail’in tutuştuğu savaşın her sahada önemli sonuçları oldu, olmaya devam ediyor.
Savaş bittiğinde her yönüyle incelenecek, sonuçları saptanacaktır.
Ancak daha şimdiden belirgin hale gelen öyle etkileri oldu ki, bunları şimdiden saptamak, bitişi beklememek gerek.
Taraf ülkelere, bölgelerine, etkisi altındaki topluluk ya da ülkelere, hatta dünyaya, bu düzeyde etkisi olan, bu kadar önemli sonuçlara yol açan savaşlar, dünya savaşları dışında azdır.
Kuşkusuz Iran savaşı bu düzeydedir.
Şimdiden, gizlenmesi mümkün olmayan, hatta görülmemesi vahamet olacak sonuçlar ortaya çıktı.
Henüz fazla tartışılmayan, ancak bütün sorunlar içinde öne fırlayan birkaç başlığı, saptamak gerek;
1-) İran, defalarca iç isyanlar ve savaşlarla yıkılmaya çalışılan, 47 yıldır abluka ve ambargo altındaki bir ülke idi.
Kanımca en önemli ve başa yazılması gereken sonuç, birçok emperyalist ülkenin “kolay lokma” sandığı, hele de Trump’ın “birkaç günde hallederiz” dediği ülkenin, dünyanın en güçlü eşkıyası ABD’ye karşı gösterdiği başarı, hem ABD’nin çeşitli etkilerle korkutup pıstırdığı emperyalist-kapitalist ülkelerin, hem de sömürge ve yarı sömürge koşullarındaki ezilen mazlum ülkelerin, yılardır biriktirdikleri isyan potansiyelini açığa çıkardı.
ABD’nin egemenliği altında denebilecek olan Avrupa Birliği ülkelerinin neredeyse tamamında, İngiltere’de, ABD’nin arka bahçesi saydığı Kanada’da bile, ABD’ye çoklu itirazlar, hatta isyanlar başladı. Avrupa ve Kanada’nın ulus devletlerindeki ezilmişlik psikolojisi tersine döndü.
2-) İkincisi, ABD’nin sadece ekonomik ve siyasi bakımdan değil, askeri bakımdan da “gerçekte kağıttan kaplan olduğu” ortaya çıktı.
Afganistan, Irak, Suriye başta olmak üzere, 40 yıldır hemen hiçbir savaşta başarı gösteremeyen ABD’nin silahlı gücü, İran savaşı sırasında dostlarının bile “kağıttan kaplan” benzetmelerine yol açtı.
3-) İran savaşı, dünyanın en büyük askeri ittifakı NATO’nun, birkaç haftada dağılabilecek kof bir ittifak olduğunu gösterdi.
İttifak ülkeleri, NATO’daki ABD hegemonyasından rahatsız olmaya başladılar. İttifakın esas olarak ABD’nin ihtiyaçlarına göre şekillendiği gerçeğine itirazlar, cesur ifadelerle yansımaya başladı.
4-) ABD ve İsrail’de güçlü gösterilen, “tıkır tıkır işlediği” söylenen çark, üzerindeki cilanın altında, sistemin tahmin edilenden çok daha fazla kokuşmuş olduğunu açığa çıktı.
İsrail demokrasisinin(!) arkasındaki, dünyanın nefretini kazanan soykırımlar, koyu sansür, yasaklar ve diktatörlük ortaya döküldü.
ABD’nin haydutluğu daha fazla tartışılır oldu. Katliam ve soykırımlar, darbe ve işgaller daha yoğun gündeme geldi.
Dünya Epstein sapkınlığına tanık oldu ABD yöneticilerinin bu pataklıkta nasıl yüzdükleri, MOSSAD ve CIA’nın bu sapkınlığı nasıl örgütlediği öğrenildi. ABD ve İsrail’in gerçekte koca bir lağımın üzerinde durduğu görüldü. Koku dünyaya yayıldı.
5-) Videolar, belgeler, ağır suçlamalar, toplumu isyana çağırmalar, bürokraside istifalar, orduda görevden almalar…
ABD ve İsrail’de sistemin efendisi sınıfları ve gruplar arasındaki çelişki savaşa dönüştü.
Birbirlerinin açıklarının pususundaki çıkar grupları, “zamanı geldi” diyerek zuladaki silahlarını çıkarmaya, ateşlemeye başladılar.
6-) ABD’deki Yahudi sermayesi ve lobisi ile ABD’nin ulusal çıkarları arasındaki çelişki sertleşiyor.
Devletin çeşitli kesimleri, ABD medyası ve toplum, lobiye karşı savaşa başladı.
Yahudi sermayesinin gücünü düşünürsek, bu savaşın kopuşa yol açmadan bir yerde külleneceği düşünülebilir. Ancak birçok şey bugünkü gibi olmayacaktır artık.
7-) ABD ve İsrail’de halkın sistemi sorgulamasına varan mücadelesi, ABD emperyalizminin yayılmacı ve sömürgeci tavrının eleştirisi ile birleşti. Toplumsal muhalefet düne göre, daha sınıfsal, daha siyasal ve daha güçlü.
😎 İsrail’de Siyonizm’in on yıllar boyu yayılmacı-soykırımcı politikalarından beslenen Yahudi halk, nihayet bu politikanın sorunları ile kendi topraklarında ve kendi evinde yüzleşmeye başladı. Tepesine bombalar düşmeye, sığınaklardan çıkamaz olmaya, aylar süren bombardımanın korkusunu yaşamaya, ölümle ve yıkımla karşılaşmaya başlayınca, yöneticilerini beceriksizlikle suçlamaya başladılar savaşı sonlandırın çağsısına başladılar.
İran’a, Filistin’e, Lübnan’a yapılan soykırımları onaylayan, en azından ses çıkarmayan bu kitleler, şiddet gerçeği ile karşılaşmanın şaşkınlığını yaşıyorlar. Bu yeni durumun İsrail’in yayılma ve soykırım çizgisine karşı ciddi bir karşı çıkışa yol açacak mı, henüz erken. Ancak isyanların bu potansiyeli de barındırdığını söyleyebiliriz.
9-) İran – ABD/İsrail savaşının, İran’ın rüştünü ispatlaması, Rusya ve Çin’in önünü kesme hamlesinin başarısızlığı gibi en önemli sonuçlarını elbette unutmamak gerek.
*
İran savaşının sayısız sonuçları arasında öne çıkanları, şimdilik böyle sıralamak mümkün. İlerleyen günlerde yeni önemli sonuçların çıkması olasılığı güçlüdür.