Sosyalist Cumhuriyet Partisi (SCP), iktidarın ekonomi politikalarından yargı ve iç güvenlik uygulamalarına, dış politikadan eğitim sistemine kadar uzanan geniş bir başlıkta sert eleştiriler yöneltti. Ankara Yüksel Caddesi’nde yapılan ve “Vatan, emek, Cumhuriyet”, “Ya istikal ya ölüm, tam bağımsız Türkiye” sloganlarının atıldığı basın açıklamasında konuşan SCP Genel Başkanı Gürkan Koç, özellikle özelleştirme kararları, yeni anayasa tartışmaları ve NATO politikaları üzerinden “ulusal egemenlik” ve “bağımsızlık” vurgusu yaparak hükümetin uygulamalarının Türkiye’nin geleceğini ipotek altına aldığını savundu. Koç, konuşmasının sonunda yurttaşları “yağma düzenine ve emperyalist bağımlılığa karşı mücadeleye” çağırdı.
‘VATANIN GELECEĞİNE İPOTEK KONULUYOR’

Konuşmasında, hükümetin 2026 Performans Programı kapsamında iki Boğaz köprüsü ve yedi otoyolu 25 yıllığına özelleştireceğine değinen Gürkan Koç, bu süreci “ihanet” olarak nitelendirdi. Finansman ve tahkim merkezlerinin yurt dışı odaklı olmasını eleştiren Koç, şunları söyledi: “Kamunun yıllık 600 milyon dolar net kâr ettiği bu varlıklar ve 48 milyar doların üzerinde kaynak yandaşa ve yabancı sermayeye aktarılıyor. Hazine, yabancı tefecilere borç üstlenim taahhüdü veriyor. Yeni hükümet gelse bile iptal edemeyecek; iptal etse borcu ödemek zorunda kalacak. Bu, vatanın geleceğine ipotek, Londra mahkemelerine devredilmiş egemenlik, yeni Düyun-u Umumiye’dir. Bu ihanettir.”
YARGI VE İÇİŞLERİ ATAMALARINA TEPKİ
Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’ndaki yeni atamaları “keyfi ve siyasi” olarak tanımlayan SCP lideri, “Adalet Bakanlığı’na siyasi ve keyfi yargılamalardan tanıdığımız Akın Gürlek atandı. İçişleri Bakanlığı’na ise Abdülhamid ve Şeyh Said hayranı, TÜGVA kökenli, milli mücadele düşmanlarına övgüler düzen bir vali getirildi. Yargı iktidarın sopası, İçişleri mafya-tarikat-rant düzeninin himaye merkezi haline geldi” dedi. Bu durum karşısında CHP’nin ana muhalefetinin bela okumaktan öteye geçemediğini belirten Koç, “CHP, mafya-tarikat-rant düzenine karşı durmuyor. Tam aksine o düzenden devşirdikleriyle yoluna devam etmeye çalışıyor. Değişim dedikleri yalnızca kadro değişimi; kamuculuğa sırt çeviren, NATO’cu, devşirme siyaseti çözüm olamaz”
‘DÜZEN, DEPREM BÖLGESİNDE CAN ALMAYA DEVAM EDİYOR’
6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen 360 bin vatandaşın hâlâ konteynerlerde zor şartlar altında yaşadığını hatırlatan Koç, “Elektrik yok, su yok, okul yok, hastane yok. Şantiyeler şehrin suyunu tüketirken halk içecek su bulamıyor. İnşaat temelinde biriken suya düşen iki kardeş boğuldu, alt geçitte sele kapılan şoför can verdi. Deprem bitti ama bu düzen can almaya devam ediyor. Sorumluların hesap vermemesi bu düzenin eseridir” ifadelerini kullandı. Koç sözlerine şöyle devam etti:
‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YENİDEN YÜRÜRLÜĞE KONACAK’

Cezaevinden izinle çıkan mahkûmlar kadınları öldürüyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu etkisizleştirildi. Kadınlar korumasız sokaklarda, evlerinde öldürülüyor. Kadının kurtuluşu, toplumsal kurtuluşun ve milli egemenliğin parçasıdır. İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe konacak, 6284 uygulanacak, ihmali olanlar yargılanacak, eşit işe eşit ücret sağlanacaktır.
‘MİLYONLARCA GENÇ İŞSİZ, GÜVENCESİZ, GELECEKSİZ…’
Eğitim sermayenin en kârlı sektörüne dönüştü. Vakıf üniversiteleri ticarethane olurken, yurtlar özel şirketlere peşkeş çekildi. Akademisyenler siyasi görüşleri nedeniyle ihraç ediliyor. YÖK siyasetin emrinde, müfredat bilim dışı unsurlarla dolduruldu. Evrim kuramı okullarda yasaklanırken, imam hatipler ortaöğretimin yarısını kapladı. Milyonlarca genç işsiz, güvencesiz, geleceksiz. Gençlik kolay kazanç yollarına, uyuşturucuya, kumara, kara paraya savruluyor. Mevcut düzen insanımızı buralara sürüklüyor.
‘KAMU KAYNAKLARI NATO’YA DEĞİL HALKIN REFAHINA AKTARILACAK’
Direnen işçiler tazminatsız atılıyor, “kod 49” ile fişleniyor. Asgari ücret açlık sınırının altında. 2025’te 146 işçi iş cinayetlerinde can verdi. Taşeron işçileri haklarını alamıyor, grev hakları tanınmıyor. Bu düzen, halkın canı ve alınteri üzerinde yükseliyor. Kamu kaynakları Trump’ın talimatıyla NATO’ya peşkeş çekiliyor, daha dün GSYİH’nın %5’i NATO’ya aktarıldı. Emekçilerin, örgütlenme ve hak arama mücadelesi tüm engeller kaldırılacak, grev hakkı etkinleştirilecek, iş cinayetlerinde sorumlular yargılanacak, taşeronluk son bulacak. Kamu kaynakları NATO’ya değil halkın refahına, yurdumuzun bağımsızlığına seferber edilecek.
‘EMPERYALİZME CEVAP NATO’DAN ÇIKILARAK VERİLİR’
ABD Ortadoğu’yu kana buluyor, topraklara el koyuyor. Zengezur ‘Trump Koridoru’ oldu. Türkiye bu koridorun bekçiliğine getiriliyor, geliri ABD’ye gidiyor. ABD ve AB, Türkiye üzerinden Karadeniz’de, Kafkasya’da, İran’da savaş dayatıyor. İran halkının Amerikan-İsrail ambargolarına, terörüne, saldırganlığına, yolsuzluğa ve Ortaçağ karanlığına karşı direnişi ortak mücadelemizdir. Emperyalizme ve siyonizme en büyük cevap NATO’dan çıkılarak, Amerikan üslerinin kapatılması ve emperyalist bağımlılık anlaşmalarının feshedilmesidir.
‘KOMİSYONUN BAŞINDA NUMAN KURTULMUŞ DEĞİL TOM BARRACK VAR’

AKP-MHP-DEM, ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Umut Hakkı’ pazarlığıyla yeni anayasa dayatıyor. Bu komisyonun başında Numan Kurtulmuş değil Tom Barrack var. Hedeflenen, Cumhuriyet’i tasfiye eden, adem-i merkeziyetçi, Osmanlı Millet Sistemi’ni dirilten bir projedir. Ne AKP’nin ne DEM’in ne MHP’nin Türkiye’nin bağımsızlığına ve emekçi halkın kurtuluşuna dair bir sözü var. Onların sözleri, Suriye’de 600 bin insanın katlinden sorumlu Amerikan emperyalizminin, İsrail siyonizminin sözleridir. Kürt sorunu demokratik haklar anlamında çözülmüştür. Bundan sonrası bölünme talebidir, emperyalizmin-siyonizmin talebidir. Türkiye halkı Milli Mücadele ile ulus oldu. Bizim köklerimiz, toprak altında yatan Kuvayı Milliye şehitlerinin kanında, onların emaneti Cumhuriyet’tedir.
‘DEĞİŞİMİN YOLU NATO YOLU DEĞİL, BAĞIMSIZLIK YOLUDUR’
Emperyalizmin planıyla Cumhuriyet tasfiye ediliyor, AKP-MHP-DEM masasında bunun anayasası yapılıyor. Siyasi iktidar kamu kaynaklarını emperyalist-kapitalist sisteme, yandaşa peşkeş çekiyor. Özelleştirmelerle yeni Düyûn-ı Umûmiye idaresi kuruluyor. Halkımız bu yağma ve talan düzenine mecbur edilmeye çalışıyor, geleceksizleştiriliyor. Görevimiz, Devrimci Cumhuriyet’i; emekçi halkın, bilimin, aydınlanmanın, bağımsızlığın Cumhuriyeti’ni yeniden ayağa kaldırmaktır. Bunun yolu bu düzenin yıkılmasından geçer. Bu düzen AKP’nin değil, emperyalist-kapitalist sistemin düzenidir. Sistem partileri bu düzenin görevlileridir. Değişimin yolu NATO yolu değil, bağımsızlık yoludur. Değişimin öznesi toplumu kemiren asalak bezirganlar değil üreten emekçi halktır. Sosyalist Cumhuriyet Partisi, bu değişimin öncü gücü, bugünün Sosyalist Kuvayı Milliye’sidir.”
Gürkan Koç, açıklamasında bu karanlık ve yıkıcı düzene karşı cumhuriyeti, vatanı ve emeği savunmaya çağırarak tüm vatandaşları Sosyalist Cumhuriyet Partisi saflarında örgütlenmeye davet etti.
Son Haberler ve Köşe Yazıları
- İlber Ortaylı: Sevmeli mi, Sövmeli mi?
- Doğan Avcıoğlu’nu Anlamak
- CENTCOM’dan İtiraf, 6 ABD Askeri Öldürüdü
- Süt Damlası
- Doğan Avcıoğlu’nun Doğumunun 100. Yılında 17 Kurumdan Ortak Bildiri
- Cumhuriyet Türkiyesi’nde Halkın Kökeni
- “Akıl Yürütme/Tartışma” ve “Polemik”
- Tekstil ve Giyim Sektörü Can Çekişiyor
- Türkçülükten Atatürk Milliyetçiliğine
- İran’a Saldırı