“Ölümü yüklemeyeceğiz”: Liman işçileri 22 ülkede emperyalist-siyonist savaşa karşı birleşiyor

30 Ekim’de 22 ülkedeki 113 limanda işçiler savaşa ve silah sevkiyatlarına karşı harekete geçecek. Filistin halkıyla dayanışma için düzenlenen eylem, ücret, iş güvencesi, emeklilik ve kamu kaynaklarının silahlanma yerine halkın ihtiyaçlarına ayrılması taleplerini de birleştiriyor.

Dünyanın farklı bölgelerindeki liman işçileri, 30 Ekim Cuma günü emperyalist savaşa ve limanlardan yapılan silah sevkiyatlarına karşı eş zamanlı eylemler düzenleyecek.
Reuters’ın son haberine göre uluslararası eyleme 22 ülkedeki 113 limandan 25’ten fazla sendika destek veriyor. Hamburg, Le Havre, Valencia, Algeciras, Pire, Cenova, Tanca Med ve Hindistan’daki Nhava Sheva eyleme katılması beklenen önemli limanlar arasında bulunuyor.
Her sendika, kendi ülkesindeki koşullara göre farklı bir eylem yapacak. Bazı limanlarda 24 saatlik grev uygulanacak. Bazı yerlerde ise birkaç saatlik iş bırakmalar, yükleme ve boşaltmayı durdurma eylemleri, mitingler ve basın açıklamaları düzenlenecek.


Bütün eylemler ortak bir talepte birleşiyor:
Limanlar savaş bölgelerine silah, mühimmat, askerî araç ve asker taşımak için kullanılmamalıdır.

Silahı cepheye ulaştıran zincir
Modern savaşlar yalnızca cephede yürütülmüyor. Silahların, mühimmatın, yakıtın ve askerî araçların gemilerle, trenlerle ve kamyonlarla taşınması gerekiyor.
Bu taşıma zincirinin en önemli noktalarından biri limanlardır.
Bir gemiye yüklenmeyen silah cepheye ulaşamaz. Bir konteyneri hareket ettirmeyen işçi, savaş makinesinin işleyişini durdurabilir. Bu nedenle liman işçilerinin eylemi yalnızca bir dayanışma örneği değildir. İşçiler, savaşı sürdüren maddi düzene doğrudan müdahale etmektedir.
Limanlar aynı zamanda ülkelerin bağımsızlığı açısından stratejik öneme sahiptir. Bir ülkenin limanları yabancı güçlerin, askerî ittifakların ve büyük şirketlerin ihtiyaçlarına göre kullanılıyorsa o ülkenin ekonomik ve siyasi egemenliğinden de bahsedilemez
Bu nedenle işçilerin talepleri yalnızca limanlardaki çalışma koşullarıyla ilgili değildir :
Limanlar ülkenin ihtiyaçları için mi çalışacak, yoksa emperyalist savaş filolarının ve uluslararası tekellerin hizmetine mi verilecek?

Çağrı İstanbul’dan dünyaya yayıldı
30 Ekim eyleminin temeli, 18–19 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen Üçüncü Uluslararası Liman İşçileri Sendikaları Toplantısı’nda atıldı.
Liman-İş’in ev sahipliği yaptığı toplantıya Yunanistan’dan ENEDEP, İtalya’dan USB, Bask Bölgesi’nden LAB, Fas’tan ODT ve farklı ülkelerden liman işçisi örgütleri katıldı.
Toplantı sonunda kabul edilen İstanbul Bildirgesi’nde limanların, demiryollarının, depoların ve deniz yollarının giderek savaş altyapısına dönüştürüldüğü belirtildi.
Sendikalar yalnızca açıklama yapmakla yetinmeme kararı aldı. Silah sevkiyatlarını durdurabilecek ortak grevler ve eş zamanlı eylemler düzenlenmesi çağrısında bulundu.


İşçiler tutumlarını iki kısa cümleyle ifade etti:
“Ölümü yüklemeyeceğiz.”
“Liman işçileri savaş için çalışmayacak.”


Uluslararası işbirliğinin ilk adımı 6 Şubat 2026’da atılmıştı. Yedi ülkedeki 20 limanda düzenlenen ortak eylem, farklı ülkelerdeki sendikaların aynı gün harekete geçebileceğini gösterdi.
İstanbul toplantısında bu dayanışmanın büyütülmesi kararlaştırıldı. Başlangıçta Avrupa ve Akdeniz’de yaklaşık 40 limanı kapsayan çağrı, daha sonra Almanya, Danimarka, İrlanda, Hindistan, Meksika, ABD ve Avustralya’daki sendikaların katılımıyla dünya ölçeğine yayıldı.


Filistin dayanışması emekçilerin talepleriyle birleşiyor
Eylemin merkezinde Filistin halkıyla dayanışma ve İsrail’e yapılan silah sevkiyatlarının durdurulması bulunuyor. Ancak işçilerin talepleri bununla sınırlı değil.
İstanbul Bildirgesi’nde şu talepler yer alıyor:
Filistin halkına yönelik saldırıların ve ablukanın sona erdirilmesi,
insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan ulaştırılması,
limanlardan savaş bölgelerine silah, mühimmat ve asker taşınmaması,
limanların NATO, ABD ve Avrupa Birliği’nin askerî üslerine dönüştürülmemesi,
kamu kaynaklarının silahlanmaya değil sağlık, eğitim, ücret ve sosyal hizmetlere ayrılması,
gerçek ücret artışı ve iş güvencesi sağlanması,
çalışma sürelerinin kısaltılması ve emeklilik haklarının iyileştirilmesi,
taşeronlaştırmaya ve güvencesiz çalışmaya son verilmesi,
otomasyon ve yapay zekânın işçileri işsiz bırakmak için kullanılmaması.
Bu talepler, savaşla yoksulluk arasındaki bağı gösteriyor.
Hükûmetler silahlanmaya daha fazla para ayırırken eğitimden, sağlıktan ve sosyal hizmetlerden kesinti yapıyor. Silah şirketleri, enerji tekelleri ve büyük taşıma şirketleri savaşlardan kazanç sağlarken bunun bedelini halk ödüyor.
Savaş yalnızca bombaların düştüğü ülkelerde ölüm üretmiyor. Savaşa katılan ve silahlanmaya kaynak ayıran ülkelerde de ücretleri düşürüyor, vergileri artırıyor ve sosyal hakları zayıflatıyor.
Liman işçileri bu nedenle hem Filistin halkının özgürlüğü hem de kendi çalışma ve yaşam hakları için mücadele ediyor.


Bağımsızlık ve işçi dayanışması aynı mücadelede birleşiyor
Farklı ülkelerin işçilerinin ortak hareket etmesi, ülkelerin bağımsızlığını önemsizleştirmiyor. Tam tersine her ülkenin işçileri, kendi limanlarının yabancı ordular ve büyük şirketler tarafından kullanılmasına karşı çıkıyor.
Bir halkın başka bir halkı ezmesi veya onun topraklarına ve kaynaklarına el koyması emekçilerin çıkarına değildir.
Filistin halkının kendi ülkesinde özgür yaşama hakkıyla Türkiye’nin ve diğer ülkelerin limanlarının savaş üslerine dönüştürülmemesi aynı temele dayanıyor: Halkların kendi gelecekleri hakkında karar verme hakkı.
Bu nedenle bağımsızlık mücadelesiyle sınıf mücadelesi birbirinden ayrılamaz. Savaş tekellerine ve onların yerli ortaklarına karşı çıkmak, aynı zamanda emeğin haklarını savunmaktır.
30 Ekim eylemi, işçilerin kendi ülkelerinin bağımsızlığını savunurken başka halklarla dayanışma içinde hareket edebileceğini gösteriyor.

Türkiye’de dört merkezde eylem
Türkiye’den Hak-İş’e bağlı Liman-İş ile DİSK’e bağlı Limter-İş, uluslararası eylem gününe katılacak.
Liman-İş; Mersin, Gemlik ve İstanbul limanlarında, ayrıca Ankara’daki Green Park Otel önünde açıklamalar yapacak.
Sendika, eylem çağrısında şu ifadeleri kullandı:
“Liman işçilerinin elleri kirli, yağlı ve paslı olabilir; fakat kanlı olmayacak.”
DİSK/Limter-İş ise 30 Ekim Cuma günü saat 11.00’de Haydarpaşa Limanı önünde “Soykırıma liman yok” çağrısıyla eylem düzenleyecek.
Sendika, işçileri savaş malzemelerinin taşınmasına karşı çıkmaya ve Filistin halkıyla dayanışmayı büyütmeye çağırdı.
Türkiye’de açıklanan program ağırlıklı olarak basın açıklamaları ve dayanışma gösterilerinden oluşuyor. Bu nedenle Türkiye’deki katılımın tamamını 24 saatlik liman grevi olarak tanımlamak doğru değil.
Ancak uluslararası çağrının İstanbul’dan yükselmiş olması önem taşıyor. Türkiye’deki liman işçileri, savaşa karşı dünya çapındaki işçi dayanışmasının kurulmasında doğrudan rol aldı.
Eylem Türkiye için de önemli bir soruyu gündeme getiriyor:
Türkiye’nin limanları, havaalanları ve ulaşım yolları ülkenin ihtiyaçları için mi kullanılacak, yoksa NATO’nun ve yabancı güçlerin lojistik merkezlerine mi dönüştürülecek?
Filistin halkıyla gerçek dayanışma yalnızca açıklamalarla kurulamaz. Türkiye’nin limanlarının İsrail’e doğrudan veya dolaylı askerî malzeme taşımak için kullanılmasına izin verilmemeli, askerî yükler halktan gizlenmemeli ve stratejik ulaşım altyapısı kamu denetimine alınmalıdır.

Fransa’da 24 saatlik grev
Eylemin en güçlü katılım alanlarından birinin Fransa olması bekleniyor.
Liman işkolunun en büyük örgütü olan CGT Ports et Docks, 24 saatlik grev çağrısı yaptı. Sendikanın çağrısı Le Havre, Marsilya-Fos, Dunkerque, Bordeaux, Calais, Rouen, Brest, Nice, Toulon ve Saint-Nazaire dâhil 24 limanı kapsıyor.
Sendika Genel Sekreteri Tony Hautbois, Fransa’daki liman faaliyetlerinin yüzde 95’inin durabileceğini açıkladı. Ancak bu rakam sendikanın eylem öncesindeki tahminidir. Gerçek katılım, grev tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak.
Almanya’da ver.di’nin hava ve deniz taşımacılığı birimi Hamburg Limanı’nda savaş ve askerîleşmeye karşı gösteri düzenleyecek.
ABD’de ise Uluslararası Liman ve Depo İşçileri Sendikasının 10 ve 34 numaralı şubeleri Oakland ve San Francisco’daki eylemlere destek verecek.
Yunanistan’da feribotlar duracak, İtalya’da genel grev yapılacak
Yunanistan’da denizciler, liman işçileri ve gemi mühendislerinin katılımıyla feribotların 24 saat boyunca limanlarda tutulması planlanıyor.
Pire Limanı işçileri yerel saatle 11.00 ile 14.00 arasında iş bırakacak. Başka işkollarındaki sendikalar da 24 saatlik greve katılacak.
İtalya’da USB sendikası, liman işçilerinin eylemini ülke çapında genel greve dönüştürdü. Grevde savaş harcamalarının yanı sıra hayat pahalılığına, düşük ücretlere ve sosyal hakların zayıflatılmasına karşı talepler de dile getirilecek.
İtalya genelinde 40’tan fazla kentte gösteri yapılması planlanıyor.
İtalya Ulaştırma Bakanlığının bazı ulaştırma çalışanları hakkında işe dönme emri vermesine rağmen USB, eylemi sürdüreceğini açıkladı. Sendika, uygulanabilecek para cezalarını göze aldığını duyurdu.
Hükûmetin müdahalesi, işçilerin eylemi ekonomik düzeni etkilediğinde grev hakkının nasıl baskı altına alınabildiğini gösteriyor.


Eylemin ekonomik etkisi henüz bilinmiyor
Eylemin örgütleyicileri, Akdeniz’deki yük trafiğinin yüzde 40’tan fazlasının etkilenebileceğini ve yaklaşık 2 milyar dolarlık ticaret akışında aksama yaşanabileceğini tahmin ediyor.
Ancak bunlar henüz doğrulanmış sonuçlar değil. Eylemden önce açıklanan tahminlerdir.
Reuters da kaç işçinin greve katılacağının ve yük trafiğinin ne ölçüde duracağının henüz bilinmediğini belirtiyor. Cenova Limanı yönetimi sınırlı bir etki beklerken Pire’de feribot seferlerinde önemli aksamalar öngörülüyor.
Katılan limanların sayısındaki farklılık da listenin sürekli güncellenmesinden kaynaklanıyor. Harici 111 liman sayısını verirken Reuters’ın daha sonraki haberinde sayı 113’e çıktı. Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu ise “100’den fazla liman” ifadesini kullanıyor.
Eylemin başarısı yalnızca kaç limanın tamamen kapandığıyla ölçülmemeli. Asıl önemli olan, işçilerin ne kadar örgütlendiği, askerî sevkiyatları ne ölçüde görünür hâle getirdiği ve silah taşıyan yükleri reddetme hakkını ne kadar güçlendirdiğidir.

Limanlar halkın denetiminde olmalı
Limanlar, demiryolları, enerji tesisleri ve büyük ulaşım merkezleri sıradan ticari işletmeler değildir. Bunlar bir ülkenin bağımsızlığının temel dayanaklarıdır.
Bu altyapı uluslararası tekellerin, yatırım fonlarının ve askerî ittifakların ihtiyaçlarına göre yönetildiğinde halkın kendi ülkesi üzerindeki söz hakkı azalır.
Bir günlük grev savaş ekonomisini ortadan kaldıramaz. Ancak savaş düzeninin hangi noktadan durdurulabileceğini gösterir.
Kalıcı çözüm; limanların ve stratejik ulaşım altyapısının kamu mülkiyetine alınması, işçi denetimi altında işletilmesi ve dış ticaretin halkın ihtiyaçlarına göre planlanmasıdır. Askerî sevkiyatlar kamuoyundan gizlenmemeli ve halkın denetimine açılmalıdır.
Türkiye’nin limanları NATO’nun ve yabancı güçlerin ihtiyaçlarına göre değil, ülkenin bağımsızlığı ve halkın çıkarları doğrultusunda kullanılmalıdır.
Tam bağımsızlık yalnızca ülke sınırlarını korumak değildir. Fabrikalar, limanlar, enerji kaynakları ve mali sistem üzerinde halkın söz sahibi olmasıdır.


Savaş makinesini durdurabilecek güç örgütlü emektir
Silahları işçiler üretiyor. Gemileri, trenleri ve kamyonları işçiler hareket ettiriyor. Limanlardaki yükleri işçiler taşıyor.
İşçiler çalışmadığında konteynerler bekliyor, gemiler yüklenemiyor ve savaşın taşıma zinciri kesintiye uğruyor.
Bu nedenle işçi sınıfı, savaş ekonomisinin yalnızca mağduru değildir. Aynı zamanda onu durdurabilecek temel güçtür.
30 Ekim eyleminin önemi, farklı ülkelerden işçilerin ortak bir tutumda birleşmesidir: İşçiler, kendi emeklerinin başka halkların öldürülmesi için kullanılmasını kabul etmiyor.
Liman işçilerinin attığı adım, savaş karşıtı mücadelenin yolunu gösteriyor. Ahlaki tepki örgütlü güce, dayanışma üretimden gelen kuvvete dönüşmelidir. İşçiler yalnızca savaşı durduracak gücü değil, ülkelerinin geleceği üzerinde söz sahibi olacak gücü de örgütlemelidir.


Kaynakça
Reuters, “Dockworkers at more than 100 ports to strike against arms shipments on Friday”, 29 Ekim 2026
Dünya Sendikalar Federasyonu, İstanbul Ortak Bildirgesi, 20 Mayıs 2026
Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu, “Dockworkers’ solidarity action for peace and Palestinian rights”, 28 Ekim 2026
USB, 30 Ekim Uluslararası Liman İşçileri Eylem Günü çağrısı, 31 Temmuz 2026
USB, 30 Ekim 2026 İtalya Genel Grevi çağrısı
ETHA, Limter-İş’in 30 Ekim Haydarpaşa çağrısı, 29 Ekim 2026
Harici, “Dünya çapında binlerce liman işçisi Filistin için ve savaşa karşı greve gidiyor”, 29 Ekim 2026
Evrensel, “Liman işçileri savaşa karşı 30 Ekim’de dört kıtada eylemde”, 29 Ekim 2026

Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar