Çin akaryakıt ihracatını askıya aldı: Küresel piyasada stok yarışı
İran savaşı sonrasında azalan iç stoklarını yenilemeye çalışan Çin, ekim ayında Hong Kong ve Makao dışındaki pazarlara akaryakıt ihracatını durdurdu. Kararın özellikle motorin ve jet yakıtı piyasasında arzı daraltması beklenirken Washington, Avrupa ülkelerinden acil durum rezervlerini kullanmalarını istiyor.
2 Ekim 2026
Çinli rafineriler, ülkedeki akaryakıt stoklarını savaş öncesindeki düzeylere çıkarmak amacıyla ekim ayı ihracatını askıya aldı.
Reuters’ın konu hakkında bilgilendirilen dört kaynağa dayandırdığı haberine göre Çin yönetimi, bir haftalık ulusal tatil başlamadan önce büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao dışındaki bölgelere sevkiyat izni vermedi.
Karar; motorin, benzin ve jet yakıtı ihracatını kapsıyor. İhracatın 7 Ekim’de sona erecek tatilin ardından yeniden başlayıp başlamayacağı ise ülkedeki stok miktarına ve rafinerilerin üretim düzeyine bağlı olacak.
Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu, resmî tatil sırasında Reuters’ın konuyla ilgili sorularını yanıtlamadı. Bu nedenle uygulamanın yalnızca ekim ayının ilk haftasıyla mı sınırlı kalacağı, yoksa ay boyunca devam mı edeceği henüz kesinleşmiş değil.
Öncelik iç piyasanın arz güvenliği
Çin, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın Batı Asya’dan ham petrol ve akaryakıt sevkiyatlarını aksatmasının ardından mart ayında yakıt ihracatını sınırlandırmıştı.
Pekin yönetimi temmuz ayında kısıtlamaları kısmen gevşetmiş; motorin, benzin ve jet yakıtı sevkiyatlarını aylık izin sistemine bağlamıştı. Ancak ham petrol tedarikindeki belirsizlik ve iç stokların istenen düzeye ulaşmaması, ihracatın yeniden durdurulmasına yol açtı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü Çin Enerji Araştırmaları Başkanı Michal Meidan’a göre karar, Pekin’in önceliğinin iç piyasanın arz güvenliği olduğunu gösteriyor. Çinli rafineriler yüksek ihracat kârlarından yararlanmak istese de hükümet, iç stoklar yeterli düzeye ulaşmadan uluslararası piyasaya daha fazla ürün verilmesini istemiyor.
Bu politika, kriz dönemlerinde “serbest piyasa” söyleminin yerini ulusal arz güvenliğine bıraktığını bir kez daha ortaya koyuyor.
Motorin stoklarında 20 milyon varillik açık
Pekin yönetiminin ihracata yeniden izin verilmesini, ticari stokların savaş öncesindeki düzeylere ulaşması şartına bağladığı belirtiliyor.
Enerji verileri şirketi Kpler’in hesaplamalarına göre Çin’deki motorin ve gaz yağı stokları belirlenen düzeyin yaklaşık 20 milyon varil altında bulunuyor. Benzin stoklarındaki açık ise yaklaşık 9 milyon varil.
Çin, eylül ayında tahminen 1,4 milyon ton motorin, 500 bin ton benzin ve Hong Kong ile Makao’ya yönelik sevkiyatlar dâhil en az 2 milyon ton jet yakıtı ihraç etti. Bu miktarlar ağustos ayının altında kaldı.
Çin’in eylül ayındaki başlıca akaryakıt pazarları arasında Singapur, Malezya, Avustralya, Vietnam, Bangladeş ve Filipinler yer aldı. Özellikle akaryakıt ithalatının önemli bölümünü Çin’den karşılayan ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi bekleniyor.
Güney Kore rafinerilerinin açığın bir bölümünü karşılayabileceği belirtilse de mevcut uzun vadeli sözleşmeler nedeniyle spot piyasaya sunabilecekleri yakıt miktarının sınırlı kalacağı değerlendiriliyor.
Motorin ve jet yakıtında yeni fiyat baskısı
Çin, dünyanın en büyük petrol arıtma merkezlerinden biri. Bu nedenle ihracatın durması, yalnızca Çin’in yakın çevresini değil küresel akaryakıt piyasasını da etkiliyor.
En belirgin etkinin motorin ve jet yakıtını kapsayan orta damıtılmış ürünlerde görülmesi bekleniyor. İran savaşı nedeniyle Batı Asya’dan gelen ürün miktarının azalması ve Ukrayna saldırılarının Rusya’daki rafineri üretimini aksatması, piyasayı Çin’in kararından önce de sıkıştırmıştı.
Rusya’nın motorin ihracatı yasağını ekim sonuna kadar uzatması, küresel arz üzerindeki baskıyı artıran bir başka unsur oldu.
Çin’in de ihracattan çekilmesi; taşımacılık, tarım, havacılık ve sanayi üretiminde kullanılan yakıtların fiyatlarını yukarı taşıyabilir. Bu artışın navlun, gıda ve temel tüketim fiyatlarına yansıması, enerji krizini daha geniş bir hayat pahalılığı sorununa dönüştürebilir.
Washington’dan Avrupa’ya rezerv baskısı
Çin’in kararı, ABD’nin yüksek motorin fiyatlarını düşürmek amacıyla Avrupa ülkelerine baskı yaptığı bir dönemde geldi.
Reuters’a konuşan kaynaklara göre Trump yönetimi, Almanya ve Fransa’dan acil durum motorin stoklarını piyasaya sürmelerini istedi. Washington, talebin karşılanmaması hâlinde ABD’nin motorin ihracatına sınırlama getirebileceği mesajını verdi.
Avrupalı bir kaynağa göre ABD, Avrupa Birliği’nden gelecek altı ay içinde toplam 120 milyon varil motorini piyasaya çıkarmasını istiyor. Bu miktar, AB ülkelerinin mevcut acil durum motorin ve gaz yağı stoklarının yüzde 40’ından fazlasına ve Birliğin yaklaşık bir aylık toplam tüketimine karşılık geliyor.
Avrupa açısından talep önemli bir ikilem yaratıyor. Rezervlerin kullanılması kısa vadede fiyatları düşürebilir. Ancak savaşın büyümesi veya yeni bir tedarik kesintisi yaşanması durumunda Avrupa ülkelerinin elindeki güvenlik payı azalacak.
Rusya’dan akaryakıt ithalatını yasaklayan Avrupa, İran savaşıyla birlikte Batı Asya’dan gelen ürünlerin de azalması sonucunda ABD kaynaklı yakıta daha bağımlı duruma geldi. Washington’ın olası ihracat kısıtlaması bu bağımlılığı siyasi bir baskı aracına dönüştürebilir.
ABD’nin rezervleri de 1982 seviyesinde
Washington, Avrupa’dan rezervlerini kullanmasını isterken kendi stratejik petrol stoklarını da piyasaya açıyor.
ABD Enerji Bakanlığı, Stratejik Petrol Rezervi’nden enerji şirketlerine ödünç verilmek üzere 40 milyon varile kadar yeni ham petrol sağlanacağını duyurdu. Şirketler aldıkları petrolü ilerleyen yıllarda belirli bir fazlalıkla rezervlere geri verecek.
ABD’nin stratejik rezervindeki ham petrol miktarı 283,8 milyon varile gerileyerek Ekim 1982’den bu yana en düşük düzeye indi. Açıklanan 40 milyon varilin tamamının kullanılması durumunda rezervler, olağan ve küçük ölçekli çekişlere sınırlama getiren 252,4 milyon varillik eşiğin geçici olarak altına inebilir. Büyük acil durumlarda başkanın rezerv kullanım yetkisi ise devam ediyor.
ABD’de benzin fiyatları İran savaşının başlamasından bu yana yaklaşık yüzde 50 yükselirken motorindeki artış yüzde 70’e ulaştı. Motorinin galon fiyatı 6,50 dolar düzeyine çıkarak rekor seviyeleri gördü.
Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde yükselen akaryakıt fiyatları Trump yönetimi üzerinde iç siyasi baskı oluşturuyor. Washington’ın Avrupa rezervlerinin piyasaya sürülmesini istemesinde küresel arz kaygılarının yanında bu seçim hesabı da etkili görünüyor.
Kriz yükü yeniden dağıtılıyor
Çin’in ihracatı durdurması, büyük ekonomilerin enerji krizine ortak ve koordineli bir çözüm üretmekten çok kendi iç piyasalarını korumaya yöneldiğini gösteriyor.
Pekin, iç stoklarını güçlendirmek için ihracatı sınırlıyor. Washington, kendi rezervlerini kullanırken Avrupa ülkelerinden daha fazla yakıt piyasaya sürmelerini talep ediyor. Avrupa ise fiyatları düşürme ihtiyacı ile olası yeni kesintilere karşı stoklarını koruma zorunluluğu arasında kalıyor.
Ortaya çıkan tablo, küresel akaryakıt açığının ortadan kaldırılmasından çok mevcut kıtlığın ülkeler ve bölgeler arasında yeniden paylaştırılması anlamına geliyor.
Çin’in 7 Ekim sonrasında ihracata yeniden izin vermesi piyasadaki baskıyı kısmen azaltabilir. Ancak stokların yetersiz kalması ve kısıtlamanın uzaması hâlinde motorin ve jet yakıtı fiyatlarında yeni artışlar gündeme gelebilir.
Enerji krizinin maliyeti ise yalnızca devletlerin rezerv hesaplarında görünmeyecek. Taşımacılıktan tarıma, üretimden gıda fiyatlarına kadar uzanan zincir aracılığıyla faturanın geniş halk kesimlerine aktarılması riski büyüyecek.