Ali Çataltepe/ALMANYA
Amerika Birleşik Devletleri’nin gümrük politikaları, Avrupa Birliği ile ilişkilerde ciddi bir krize yol açma potansiyeli taşıyor. Donald Trump yönetiminin izlediği belirsiz ve tek taraflı ticaret stratejisi, Brüksel’deki yetkililerin sabrını tüketirken, iki kıta arasında yeni bir ticaret savaşının fitili ateşlenebilir. AB’nin tepkisi, yalnızca diplomatik bir uyarı olmaktan çıkıp, somut ve sert yaptırımlara dönüşmeye hazırlanıyor.
“Güvenilirlik” Krizi
Gerilimin odağında, geçtiğimiz yıl yaz aylarında ABD Başkanı’nın İskoçya ziyareti sırasında müzakere edilen bir ticaret anlaşması var. Bu anlaşma, birçok AB ürününe uygulanan ABD ithalat vergilerini %15 ile sınırlandırarak ticarette öngörülebilirliği artırmayı hedefliyordu. Ancak Trump’ın, mevcut vergilere ek olarak yeni %15’lik gümrük vergileri getireceğini duyurması, anlaşmanın temelini dinamitledi.
AB Parlamentosu Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange, durumu sert bir dille eleştirerek, “Trump’ın hamlesiyle ABD’nin anlaşmayı bozacağı tamamen açıklık kazandı. Biz, bu hafta anlaşmayı onaylamaya hazırlanırken, karşı tarafın taahhütlerine uyup uymayacağını bilmiyoruz. Bu belirsizlikle süreci devam ettirmemiz mümkün değil,” ifadelerini kullandı. AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic’in ABD’li mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmeler de hızlı bir çözüm umudunu tüketmiş durumda. Washington’dan gelen kaçamak cevaplar, AB Komisyonu’nda “Anlaşma anlaşmadır” şeklinde sert bir tepkiyle karşılandı.
Kademeli Misilleme Stratejisi
AB, bu tür bir duruma karşı hazırlıksız yakalanmamak için sofistike ve kademeli bir “orantılı misilleme” stratejisi geliştirdi. Bu strateji, Washington’u müzakere masasına çekmeyi hedefliyor.
- İlk Aşama – Sembolik ve Hedefli Darbe: AB’nin eli kulağında beklettiği ilk yaptırım paketi, toplamda yaklaşık 21 milyar avro değerinde. Bu paket, siyasi baskı yaratmak amacıyla sembolik öneme sahip Amerikan ürünlerini hedef alıyor. Kentucky burbonu, motosikletler, kot pantolonlar, fıstık ezmesi gibi ürünlerin yanı sıra, ABD için kritik bir ihraç kalemi olan soya fasulyesi de bu listede yer alıyor.
- İkinci Aşama – Endüstriyel Cephe: Eğer sembolik yaptırımlar sonuç vermezse, AB çok daha geniş kapsamlı bir saldırıya geçebilir. Bu aşamada, ABD menşeli tüm endüstriyel ürünleri hedef alan ek vergiler devreye sokulabilir. Bu paketin maliyetinin ise 72 milyar avroya ulaşması öngörülüyor. Özellikle çelik, alüminyum gibi sektörlere yönelik “karşılıklı” gümrük vergileri, Amerikan sanayisini zor durumda bırakabilir. AB Komisyonu’nun hesaplamalarına göre, ABD uçaklarına getirilecek ek vergiler ithalatı 10 milyar avro, otomobillere getirilecek vergiler ise 13 milyar avro civarında pahalılaştırabilir.
“Ticaret Bazukası”
AB’nin en güçlü silahı olarak görülen “Zorlama Karşıtı Araç” (Anti-Coercion Instrument), yani bilinen adıyla “ticaret bazukası”, ekonomik şantaja karşı geliştirilmiş bir mekanizma. Bu araç, yalnızca gümrük vergilerini değil, çok daha geniş ve yıkıcı yaptırımları kapsıyor.
· Ticaret Kısıtlamaları: ABD şirketlerinin, yıllık hacmi 2 trilyon avroya kadar ulaşabilen AB kamu ihalelerinden men edilmesi.
· Teknoloji Devlerine Darbe: Büyük Amerikan teknoloji şirketlerine (Big Tech) yönelik hizmet ve yatırım kısıtlamaları getirilmesi.
· Fikri Mülkiyet Hamlesi: ABD merkezli şirketlerin Avrupa’daki telif hakkı ve patent korumalarının sınırlandırılması.
Ancak bu “bazukanın” ateşlenmesi, AB içinde siyasi bir engelle karşı karşıya. Bunun için, ABD’nin AB’ye yönelik “ekonomik şantaj” yaptığına dair, üye ülkelerin nitelikli çoğunluğu (ülkelerin %55’i ve nüfusun %65’i) tarafından karar alınması gerekiyor. Mevcut siyasi konjonktürde bu kararın çıkması kesin olmasa da, sadece bu ihtimalin dahi Washington’da ciddi bir baskı unsuru yaratması bekleniyor.
Belirsizlik ve Kaos Riski
ABD Başkanı’nın Grönland çıkışından farklı olarak, bu kez oyunun kuralları değişmiş durumda. Eğer AB misillemeleri devreye girerse, Amerikalı ithalatçılar fazladan ödedikleri gümrük vergilerini geri talep etmeye başlayacak ve bu durum ABD hükümeti için büyük bir idari ve mali kaosa yol açabilecek.
Brüksel’in mesajı net: Anlaşma ya uygulanır ya da masadan kalkar. AB, güvenilir bir ticaret ortağıyla muhatap olmak isterken, Trump yönetiminin belirsizlik üzerine kurulu politikası, Atlantik ötesi ittifakı yeni ve öngörülemez bir gerilimin eşiğine getirdi. Önümüzdeki günlerde ABD’den gelecek net bir sinyal, ya tansiyonu düşürecek ya da ticaret savaşını resmen başlatacak.