Gazilik, bir insanın hayatı boyunca taşıyabileceği en büyük onurlardan biridir. Vatanımızın bağımsızlığı, milletimizin huzuru ve devletimizin kalıcılığı için canını ortaya koyan gazilerimizin haklı isteklerini duymak ve duyurmak da bizim asli görevimizdir.
Sabah haberlerde Ankara Güvenpark’ta 15 gündür haklarını aramak üzere eylem yapan kahraman şehit er ve gazi ailelerini izledim. İstekleri çok net ve anayasal. Bu arada bir de Eski Genel Kurmay Başkanı, şimdinin TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar’ın komisyon üyeleriyle ABD Temsilciler Meclisi’ne ziyaretine ilişkin görüşlerini dinledim ve sitemlerini de duydum. Bunun üzerine iki satır yazayım dedim.
Sitemleri Hulusi Akar’ın ABD ziyaretinde Amerikalı Gazi Brian Mast’ı ziyaret edip de neden kendileri ile görüşmeye, onları dinlemeye gereksinim duymadığı üzerineydi. Haklılar tabii. Bu konu başlı başına konuşulması gereken bir konu. Ama ona da bir gerekçe bulmuştu Hulusi Akar bu da çok yazılıp çizildi.
Biz öncelikle Er Gazilerimizin istek ve beklentileri üzerine konuşalım ardından Hulusi Akar’a da seslenelim.
Gazilik, bir insanın hayatı boyunca taşıyabileceği en büyük onurlardan biridir. Ancak bugün gazilerimiz, hak ettikleri yaşam koşullarına ve eşit haklara kavuşabilmek için mücadele etmek zorunda kalmaktadır.
Bu kabul edilemez! Neden?
Çünkü Gazilerimizin hakları bir lütuf değildir, ayrıcalık hiç değildir. Gazilerimizin hakları, onların bu ülke için yaptıkları fedakârlığın karşılığıdır.
Gaziler arasında farklı statüler nedeniyle ortaya çıkan hak ve imkân farklılıkları, en temel sorunlardan biridir. Aynı vatan için mücadele etmiş, aynı fedakârlığı göstermiş gazilerimizin haklarının statü farklılıkları nedeniyle birbirinden ayrılmaması gerekmektedir. Bunun içindir ki;
Gaziler arasında ayrım yapılmamalı, haklarda eşitlik ve adalet sağlanmalıdır.
Gazilerimizin ekonomik koşulları insan onuruna yakışır bir düzeye yükseltilmelidir. Emekli maaşları, tazminatlar, sosyal yardımlar ve diğer ekonomik hakları günümüz yaşam koşulları dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli, hiçbir gazimiz, yıllarca ülkesine hizmet ettikten sonra ekonomik sıkıntılarla mücadele etmek zorunda bırakılmamalıdır. Bu nedenledir ki;
Gazilerimizin insanca yaşama hakkı güvence altına alınmalıdır!
Aynı şekilde; Gazilerimizin görevleri sırasında yaşadıkları sağlık sorunlarının ve yıllar sonra ortaya çıkabilecek rahatsızlıklarının tedavisinde sorun yaşamamaları için gereği yapılmalıdır.
Tedavi, rehabilitasyon, ilaç ve bakım hizmetlerine erişimde gazilerimizin karşılaştığı sorunların giderilmelidir.
Yaşlanan ve bakıma ihtiyaç duyan gazilerimiz için özel destek mekanizmalarının oluşturulmalıdır. Çünkü gazilik, görev sona erdiğinde bitmez. Bunun için;
Gazilerimizin sağlık hakkı ömür boyu güvence altında olmalıdır!
Bir gazinin yaşadığı sorun, çoğu zaman ailesinin de yaşadığı sorundur. Gazilerimizin eşlerinin, çocuklarının ve bakıma muhtaç durumda olan aile bireylerinin karşılaştıkları sorunların da devlet tarafından dikkate alınması gerekmektedir. Gazilerimizin aileleri de sosyal ve ekonomik güvenceye kavuşmalı, çocukları eğitim ve istihdam alanlarında desteklenmelidir.
Gazilerimize yalnızca millî bayramlarda ve özel günlerde hatırlanan kişiler olarak bakılmamalı, hayatın her alanında hak ettikleri saygıyı görmelidirler. Saygınlığı güçlenmeli, toplumsal ve kamusal alanda karşılaştıkları sorunlar çözülmelidir. Onlara gösterilen saygı, aslında milletimizin kendi değerlerine ve vatanına gösterdiği saygıdır.
Gazisine sahip çıkmayan bir toplum, kendi tarihine sahip çıkamaz.
Gazisinin hakkını teslim etmeyen bir devlet, vefa borcunu yerine getiremez.
BU VATAN İÇİN BEDEL ÖDEYEN GAZİLERİMİZ, HAKLARINI ARAMAK ZORUNDA BIRAKILMAMALIDIR!
Şimdi başa dönelim;
Gazilerimizin günlerdir sürdürdüğü hak arayışını ve eylemini herhangi bir siyasi hesabın parçası olarak görmek, gazilerimizin sesini anlamamak demektir.
Bu insanlar bir siyasi partinin arka bahçesi değildir. Onlar, bu vatan için bedel ödemiş gazilerimizdir.
Bugün talep ettikleri şey bir ayrıcalık değil, adalettir. Bir lütuf değil, haktır. Siyasi bir makam değil, devletin vefa borcunun yerine getirilmesidir.
Gazilerimizin sorduğu soru son derece açıktır:
Aynı vatan için canını ortaya koyan insanlar arasında neden hak ve özlük bakımından ayrım vardır?
Eğer ortada bir adaletsizlik varsa, bunu dile getiren gazileri dinlemek yerine onları siyasetin içine çekmeye çalışmak, asıl meselenin üzerini örtmez. Gazilerimizin eylemi bir siyasi parti eylemi değildir.
Bu, vicdan eylemidir. Bu, adalet eylemidir. Bu, devletin kendi evlatlarına karşı sorumluluğunu hatırlatma eylemidir.
İşte bu nedenle; bugün yapılması gereken, gazilerimizi suçlamak veya onları siyasi bir tartışmanın içine çekmek değil; onların taleplerini dinlemek ve çözüm üretmektir.
Siz Hulusi Akar, TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanı olarak, gazilerimizin taleplerini en yakından dinlemesi ve çözüm için öncülük etmesi beklenen makamın sahibi sizsiniz.
Gazilerimiz günlerdir Meclis’in ve devletin kapısında seslerini duyurmaya çalışıyorsa, sorulması gereken soru “Bunlar kimin arkasında?” değil; “Bu insanlar neden hâlâ haklarını almak için sokakta?” sorusudur.
Gazilerimizin sesini duyun. Onları yaftalamayın. Onları siyasi kamplaşmaların içine çekmeyin. Çünkü gazilerimizin hakkı, herhangi bir partinin değil; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sorumluluğudur.
Devletin görevi, hakkını arayan gaziyi susturmak değil, hakkını teslim etmektir.
Açıkça ifade ediyorum; Gazilerimizi dinleyin. Haklarındaki eşitsizlikleri giderin. Adaleti sağlayın ve bu insanların haklarını aramak için günlerce meydanlarda beklemek zorunda kalmayacağı bir düzen kurun.
Çünkü bu ülke için bedel ödeyen gazilerimizin, kendi devletlerinin kapısında hak aramak zorunda kalması hepimizin ortak ayıbıdır.
GAZİLERİMİZİN HAK ARAYIŞI SİYASET DEĞİL, ADALET MESELESİDİR. GAZİLERİMİZİN HAKKI, MİLLETİMİZİN VEFA BORCUDUR. HAKLARINI HEMEN VERİN!