Şekere Bulandırılmış Mermiler-1: “Eşit Yurttaşlık”

Siyasetin temel meselelerinden biri meşruiyettir.

Hiçbir iktidar yalnızca zor kullanarak meşruiyetini sağlayamaz. Toplumun bir kesiminin veya geniş kitlelerin, o iktidarın haklı olduğuna inanması gerekir. Bu nedenle siyasal mücadelelerde sadece askeri, ekonomik veya örgütsel gücün yanında rıza üretme gücü de önemlidir.

Bir siyasi iktidar, hedefini doğrudan ifade ettiğinde toplum direnciyle karşılaşabilir. Ancak bunu toplumun değer verdiği kavramlarla ifade ettiğinde daha geniş bir kabul alanı oluşturabilir.

Meşruiyet Üretme Aracı Olarak Kavramlar

“Yeni Anayasa” tartışmaları Türkiye’nin önünde yalnızca bir hukuk değişikliği tartışması olarak durmuyor. Tartışmanın esası, Cumhuriyetin nasıl tanımlanacağı, devlet ile yurttaş arasındaki bağın hangi ilkeye dayanacağı, kimlerin kurucu olacağı ve Türkiye’nin gelecekte hangi siyasal modelle yönetileceğidir. Bu sürecin varacağı yer ise Amerikan meşruiyetidir yani emperyalist-kapitalist düzenin Yakın Doğu’daki bekçiliğidir. Gerçek kavramlar bunlardır. Ama bunlar savunulamaz, bunlarla toplumsal rıza üretilemez.

Savunulacak hiçbir tarafı olmayan bir süreci barış, demokrasi, eşitlik, terörsüzlük, bütünleşme gibi kavramlarla örterseniz o kutsal örtüye dokunan yanar. Örtü ayıbı örter, kervan yürür.

Bu nedenle “yeni anayasa” sürecinde kullanılan kavramlara yalnızca görünen anlamlarıyla bakmak yeterli değildir. Demokrasi, özgürlük, barış ve hak söylemleri doğrudan kabul görecek kavramlardır. Ancak bu kavramların siyasal bağlamı değiştiğinde, taşıdıkları anlam da değişir. O yüzden siyasal bağlamı ortaya çıkarmak için önce bazı kavramları aşmak zorundayız.

Bugünkü yazının konusu; son zamanlarda herkesin dilinde olan “eşit yurttaşlık” kavramıdır.

Yurttaşlık Zaten Eşitliktir

Öncelikle temel bir noktayı ortaya koymak gerekir: Modern yurttaşlık kavramının özü zaten eşitliktir. Yurttaşlık, insanları; doğdukları aileye, mezheplerine, etnik kökenlerine, inançlarına, sosyal statülerine göre farklı hukuki kategorilere ayıran eski düzenlerin karşısında ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet fikrinin tarihsel-toplumsal devrimi de buradadır.

Cumhuriyet; insanları kulluk ilişkilerinden çıkararak hukuk önünde eşit hale getirmekte, bunu da yurttaşlık hukukuyla güvence altına almaktadır. Yurttaşlık varsa eşitlik vardır. Yurttaşlık kurumlarını ve bağlarını güçlendirmek eşitliğin hukuki zeminini sağlayacaktır, sağlamlaştıracaktır.

Peki o halde neden yurttaşlık değilde “eşit yurttaşlık” kavramı kullanılmaktadır?

Kavramın Masum Görünen Yüzü

“Eşit yurttaşlık” ifadesi olumlu görünebilir.

Kim eşitliğe karşı çıkabilir?

Kim adalete karşı çıkabilir?

Kim insanların haklarının korunmasına itiraz edebilir?

Zaten kavramın gücü de buradan gelir.

Ancak bu siyasal kavram hangi siyasal projede kullanılıyor?

“Eşit yurttaşlık” ifadesi; devletin yurttaşları ortak bir hukuk temelinde değil, farklı kimlik grupları temelinde tanımlaması anlamına gelmektedir. Yani; Türk, Kürt, Alevi, Sünni, farklı etnik veya mezhepsel topluluklar siyasal düzenin temel aktörleri olarak ele alınsın ve devlet bu kimlikler arasında yeni bir denge mekanizması kursun. Tam da Tom Barrack’ın buyurduğu gibi..!

Cumhuriyetin temel mantığı, bireyi herhangi bir topluluğun temsilcisi olarak değil, doğrudan yurttaş olarak hukuk düzeninin öznesi kabul etmektir. Cumhuriyet yurttaşlığı, kişilerin etnik, mezhepsel veya dinsel aidiyetlerini inkâr etmez ancak devlet ile birey arasındaki temel bağı bu aidiyetler değil, ortak hukuk ve yurttaşlık ilişkisi ile kurar.

Cumhuriyet yurttaşlığı; bireyi cemaat bağlarından özgürleştirir, devleti kimliklerin üzerinde konumlandırır, ortak gelecek fikrini pekiştirir.

Buna karşılık kimlik temelli siyasal modellerde birey önce bir grubun mensubu olarak tanımlanır.

Önce: “Kimsin?” sorusu sorulur. Cevaba göre hakları belirlenir.

Oysa Cumhuriyetçi anlayışta, önce “Sen yurttaşsın.” denir. Sonra bütün hakları bu ortak hukuk temelinde tüm toplumda olduğu gibi güvence altına alınır. Sorunların kaynağında yatan durum; Cumhuriyet yurttaşlığının altının giderek boşaltılmasıyla emperyalist kapitalist sisteme uyumlu hale getirilen Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu sorun açıkça ortaya konulmadığı ve çözüme kavuşturulmadığı takdirde, başka bir emperyalist talep döneminde toplumu parçalayacak ve öngürülemeyen sonuçlara gebe bir sürecin içine itilmiş olacağız.

Osmanlı Millet Sistemi ile Cumhuriyet Yurttaşlığı Arasındaki Fark

Türkiye açısından bu tartışmanın tarihsel bir boyutu da vardır. Osmanlı İmparatorluğu çok kimlikli bir imparatorluktu. Toplumsal düzen din, mezhep, cemaat aidiyetleri üzerinden örgütleniyordu. Cumhuriyet ise bu düzenin yerine modern yurttaşlık anlayışını koydu.

Bugün ise yeniden cemaatler, etnik topluluklar, mezhepsel kimlikler üzerinden siyasal tanımlamalar yapılmaktadır, toplumsal saflaşmalar yaratılmaktadır.

Türkiye’de geçmişten gelen toplumsal sorunlar vardır. Toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı mağduriyetler vardır. Elbette devletin bütün yurttaşlarına karşı eşit hukuk uygulaması gerekir.

Ancak çözüm, her grubun kendi güvenlik alanını oluşturduğu bir siyasal düzen değildir.

Peki Yerine Ne Konulmalıdır?

Yeni anayasa tartışmalarında temel alınması gereken kavram “eşit yurttaşlık” değil; yurttaşlık hukukudur.

Türkiye’nin ihtiyacı etnik kimlikler arası pazarlık, mezhepler arası denge siyaseti, cemaatlerin anayasal aktör haline geldiği bir düzen değildir. İhtiyacımız; Cumhuriyet yurttaşlığını güçlendiren laik, demokratik ve sosyal hukuk devletidir.

Uygulanması gereken; Türkiye Cumhuriyeti’nin her mensubunun, ortak hukuk düzeninde, eşit haklara sahip yurttaşlar olmasıdır.

“Yeni anayasa” sürecinde en önemli mücadelelerden biri kavramlar üzerinden yürütülecektir.

 Unutmayalım ki; bir kavram toplum tarafından kabul edildiğinde, arkasındaki siyasal yönelim de büyük oranda meşruiyet kazanır.


  • Şekere bulandırılmış mermi kavramı, özellikle toplumsal mücadelelerde görünürde olumlu ve cazip olan söylemlerin, farklı siyasal amaçlara hizmet edebileceğini anlatan eski bir metafordur. Çince ‘şeker kaplı mermi’ ifadesi, Mao Zedung tarafından ideolojik ve siyasal etkisizleştirme yöntemlerini anlatmak için kullanılmıştır. Bu yazı dizisinde bu kavramı, “Terörsüz Türkiye” adıyla yürütülen süreçte kullanılan siyasal kavramların eleştirel çözümlemesi için kullanacağız.
  • “Eşit yurttaşlık” kavramı liberal eşitlik teorileri ve özellikle 1990 sonrası çokkültürcülük/tanınma siyaseti içinde bir siyasal kavramdır.
Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar