Almanya’da Yatırımcılara Kırmızı Halı: Emeklilik ve Enerji Altyapısı Finans Sermayesinin Hedefinde

Hazırlayan: Ali Çataltepe

CDU’lu Başbakan Friedrich Merz’in hükümeti, ekonomik durgunluğu aşmak için ABD merkezli bankalara, yatırım fonlarına ve teknoloji tekellerine yöneliyor. JP Morgan emeklilik birikimlerinin sermaye piyasalarına aktarılmasını isterken BlackRock, sabit emekli maaşı güvencesinin kaldırıldığı Hollanda modelini örnek gösteriyor. Enerji altyapısı ise KKR gibi yatırım şirketlerinin yeni faaliyet alanı hâline getirilmek isteniyor.

Zirve Büyük Ölçüde Kapalı Kapılar Ardında Yapıldı

Almanya Federal Hükümeti, 19–20 Ekim’de Berlin’de ilk kez “Invest in Germany” adıyla uluslararası yatırım zirvesi düzenledi. Zirvede yaklaşık 200 şirket yöneticisi, banka temsilcisi ve yatırımcı; Başbakan Friedrich Merz ile hükümet üyeleriyle bir araya geldi.

Zirvenin yalnızca açılış gibi belirli bölümleri basına açık tutuldu. Çalışma toplantıları ve ikili görüşmelerin büyük bölümü kapalı kapılar ardında gerçekleştirildi. Buna karşılık hükümet, zirvenin ardından yatırımcılardan yaklaşık 225–230 milyar avroluk taahhüt alındığını açıkladı. Bu rakamların hangi takvimde, hangi koşullarla ve ne kadarının yeni yatırım olarak gerçekleşeceği ise ayrıntılı biçimde ortaya konulmadı.

Hükümet, zirveyi Almanya’nın uluslararası sermayeye verdiği güçlü bir “hoş geldiniz” mesajı olarak tanımlıyor. Ancak toplantının asıl yönelimi, ekonomik ve toplumsal hayatın giderek daha geniş bir bölümünü finans piyasaları için yatırım alanına dönüştürmektir.

Kamu Parasıyla Özel Sermayeye Kaldıraç

Federal Hükümet, uzun vadeli büyümenin sağlanması için öncelikle özel sermayenin harekete geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu amaçla kurulacak Almanya Fonu’na yaklaşık 30 milyar avroluk kamu kaynağı aktarılması ve bunun aracılığıyla 130 milyar avronun üzerinde özel yatırımın tetiklenmesi hedefleniyor.

Ortaya konulan modelde devlet ekonomiden çekilmiyor. Tam tersine kamu kaynakları, özel yatırımcıların risklerini azaltmak ve kârlı yatırım alanları oluşturmak için kullanılıyor. Finansman yükünün ve muhtemel zararların önemli bölümü kamuya bırakılırken yatırımlardan doğacak gelir özel şirketlere aktarılıyor.

Almanya ekonomisinin 2026 sonunda yüzde 1,3 büyümesi bekleniyor. Ancak JP Morgan Almanya Başkanı Alexander Mayer de büyümenin önemli ölçüde borçlanmayla finanse edilen devlet yatırımlarına dayandığını kabul ediyor. Savunma, altyapı ve teknoloji yatırımları hızlanırken sivil sanayi yüksek enerji fiyatları, üretim kayıpları ve toplu işten çıkarmalarla karşı karşıya bulunuyor.

Dolayısıyla hükümetin aradığı şey yalnızca yeni fabrika kuracak sermaye değildir. Emeklilikten elektrik şebekelerine kadar düzenli gelir sağlayan toplumsal alanların finans piyasalarına açılmasıdır.

Emeklilik Bir Hak Olmaktan Çıkarılıp Yatırım Havuzuna mı Dönüştürülecek?

Yatırım zirvesi öncesinde ABD finans çevrelerinin en belirgin taleplerinden biri, Almanya’nın emeklilik sisteminde sermaye piyasalarına dayalı bir sütun oluşturulması oldu.

JP Morgan Almanya Başkanı Alexander Mayer, emeklilik fonlarının dünya çapında hisse senetleri ve girişim sermayesinin en büyük yatırımcıları olduğunu belirterek sermaye birikimine dayalı emeklilik sisteminin güçlendirilmesini istedi. Mayer’e göre Alman halkının tasarruflarının yalnızca bir bölümünün şirketlere yönlendirilmesi bile büyüme için büyük bir kaynak oluşturabilir.

BlackRock Üst Yöneticisi Larry Fink de Hollanda’nın kurumsal emeklilik sistemini örnek gösterdi. Hollanda’daki yeni sistemde çalışana gelecekte alacağı belirli bir emekli maaşı garanti edilmiyor. Çalışan adına açılan hesaba sabit katkı yatırılıyor; emeklilik döneminde alınacak gelir, biriken sermayeye ve yatırımların piyasa performansına göre değişiyor.

Henüz Almanya’nın yasal emeklilik sisteminin bu modele geçirildiğine ilişkin alınmış bir karar bulunmuyor. Bunlar öncelikle JP Morgan ve BlackRock yöneticilerinin hükümete ve kamuoyuna sunduğu taleplerdir.

Ancak önerinin yönü açıktır: Emeklilik hakkının maliyeti ve riski işverenlerle devletten çalışana aktarılmak isteniyor. Sabit ve öngörülebilir emekli maaşının yerini piyasa dalgalanmalarına, fon yönetim ücretlerine ve yatırım tercihlerine bağlı bir gelir alıyor.

Böylece emeklilik bir sosyal güvenlik hakkı olmaktan çıkarılarak finans şirketlerinin kullanabileceği devasa bir sermaye havuzuna dönüştürülüyor. Borsa yükseldiğinde fonlar kazanacak; piyasa çöktüğünde ise emekçinin geleceği küçülecektir.

Sırada Belediyelerin Elektrik Şebekeleri Var

Finans sermayesinin hedefindeki ikinci büyük alan enerji altyapısıdır.

Die Linke Meclis Grubu, hükümetin yatırım zirvesine karşı bir “karşı zirve” düzenledi. Milletvekili Jörg Cezanne, belediyelerin enerji şirketlerinin ve dağıtım şebekelerinin bir proje şirketi aracılığıyla büyük yatırım fonları için yatırım yapılabilir hâle getirilmek istendiğini belirtti.

Federal Hükümetin parlamentoya verdiği resmî yanıt, Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche’nin KKR yöneticileriyle Almanya Fonu’nun enerji alanındaki yapılanması hakkında birden fazla görüşme yaptığını doğruluyor. Görüşmelere KKR’nin Avrupa altyapı yatırımlarından sorumlu yöneticisi Vincent Policard da katıldı.

Junge Welt ve Freitag’ın aktardığına göre KKR tarafı, yüzlerce belediye elektrik şebekesinin ortak bir dağıtım ağı şirketinde toplanmasını ve özel yatırımcıların bu yapıya girmesini önerdi.

Elektrik şebekeleri yatırımcılar açısından caziptir. Çünkü enerji dağıtımı zorunlu bir hizmettir; kullanıcılar elektrik tüketmeye devam eder ve gelirler büyük ölçüde kamu tarafından düzenlenen piyasalarda oluşur. Bu durum yatırım fonlarına uzun vadeli ve öngörülebilir kazanç sağlar.

Ancak fonların elde edeceği yüksek getirilerin kaynağı sonuçta halkın ödediği elektrik faturaları olacaktır. Enerji altyapısının finans şirketlerine açılması yalnızca mülkiyet sorunu değildir. Fiyatlandırma, yatırım öncelikleri ve kritik altyapı üzerindeki demokratik denetim de zayıflayacaktır.

Almanya’da Yabancı Sermaye Yok Değil

Hükümetin yatırımcılara kırmızı halı sermesi, Almanya’ya yabancı sermaye girişinin bütünüyle durduğu anlamına gelmiyor.

Köln Ekonomi Araştırmaları Enstitüsünün Bundesbank verilerine dayanarak yaptığı hesaplamaya göre yabancı şirketler 2025’te Almanya’ya yaklaşık 86 milyar avro yatırım yaptı. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 50 artış anlamına geliyor.

Ancak sermayenin geldiği ülkeler değişti. ABD merkezli şirketlerin yatırımları yüzde 44’e yakın düşerek 11,8 milyar avroya geriledi. Birleşik Krallık’tan gelen yatırımlar ise 26 milyar avroya yükseldi. Avrupa Birliği ülkelerinden gelen yaklaşık 43 milyar avroyla birlikte değerlendirildiğinde, Almanya’daki yabancı yatırımların büyük bölümü hâlâ Avrupa kaynaklıdır.

Bu veriler, Merz hükümetinin zirvesinin yalnızca sermaye eksikliğine karşı düzenlenmediğini gösteriyor. Asıl amaç, özellikle ABD’nin finans ve teknoloji tekellerini Almanya’nın emeklilik sistemi, enerji altyapısı, yapay zekâ, savunma ve kamu yatırımlarına bağlamaktır.

Sosyal Yardımlarda Tasarruf, Yatırımcılara Kamu Güvencesi

Hükümet bir taraftan yatırımcılara kamu garantileri ve kârlı alanlar sunarken diğer taraftan sosyal harcamalarda tasarruf politikası izliyor.

Çalışma Bakanlığı, temel gelir desteği giderlerinin bazı aylarda geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 100 milyon avro daha düşük gerçekleştiğini açıkladı. Ancak kira yardımları dâhil toplam harcamaları inceleyen değerlendirmeler, temmuz-eylül döneminde giderlerin büyük ölçüde önceki yılın seviyesinde kaldığını gösteriyor.

Hükümetin yasa taslağındaki tahminler de seçim döneminde dile getirilen “onlarca milyar avroluk tasarruf” iddiasıyla uyuşmuyor. Taslakta 2026 için 86 milyon, 2027 için 69 milyon avro civarında tasarruf öngörülüyor.

Buradaki sınıfsal tercih açıktır: Emekliye, işsize ve sosyal yardım alanlara gelindiğinde bütçe disiplini gündeme getiriliyor; yatırım fonları söz konusu olduğunda kamu kaynakları özel sermayeyi harekete geçirecek güvenceye dönüştürülüyor.

Klasik Özelleştirmeden Finansallaştırmaya

Almanya’da tartışılan model, yalnızca kamu şirketlerinin doğrudan satıldığı klasik özelleştirme biçiminden ibaret değildir.

Yeni modelde:

  • Emeklilik hakkı yatırım hesabına,
  • Elektrik şebekesi düzenli getiri sağlayan finansal varlığa,
  • Kamu fonu özel yatırımın güvencesine,
  • Sosyal devlet sermaye piyasalarının finansman kaynağına dönüştürülmektedir.

Devlet küçülmemekte; görev değiştirmektedir. Halkın sosyal haklarını güvence altına alan devletin yerini, finans sermayesinin risklerini azaltan ve ona yeni kâr alanları açan devlet almaktadır.

Almanya’nın altyapı, sanayi, enerji ve teknoloji yatırımlarına ihtiyaç duyduğu açıktır. Asıl tartışma yatırımların yapılıp yapılmaması değildir. Sorulması gereken; yatırımın mülkiyetinin kimde olacağı, kararları kimin vereceği, riski kimin üstleneceği ve oluşan gelirin kime aktarılacağıdır.

Emekçilerin yıllarca çalışarak oluşturduğu emeklilik birikimleri BlackRock’ın, JP Morgan’ın ve diğer yatırım fonlarının sermaye ihtiyacını karşılamak için değil, çalışanların güvenli ve insanca bir emeklilik hakkını sağlamak için kullanılmalıdır.

Enerji altyapısı da yatırım fonlarının kâr alanı değil, toplumun ortak mülkiyeti ve kamusal hizmetidir.

Kaynakça
  1. Almanya Federal Hükümeti – Invest in Germany Summit
  2. Invest in Germany Summit – Resmî program ve basın bilgileri
  3. Reuters – Investments pledged during 2026 Invest in Germany Summit
  4. Frankfurter Rundschau – JP Morgan Almanya Başkanı Alexander Mayer söyleşisi
  5. Handelsblatt – BlackRock Başkanı Larry Fink söyleşisi
  6. Institut der deutschen Wirtschaft – Almanya’daki yabancı yatırımlar
  7. Almanya Federal Meclisi – Almanya Fonu ve yatırım şirketleriyle görüşmeler, 21/6164 sayılı belge
  8. Junge Welt – Rente für Blackrock
  9. Der Freitag – Merz, BlackRock ve yatırım zirvesi
  10. Tagesschau – Temel gelir desteği reformunun bütçe etkileri
Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar