Dünya ve Ülkemiz İçin Tarihsel Dönemeç!

Ülke eşitsiz gelir dağılımı ve adalet başta olmak üzere ağır ve ciddi ekonomik sorunlarla boğuşurken,
Gündem
*Mutlak Butlan,
*Çerçeve Yasa,
*Pakistan ve Suudilerle ittifak vb. konularla doldurulurken;

Dünya, Batı, özellikle ABD küresel sistemin çözülmemek, çökmemek için iyice saldırganlaştığı, klasik güç dengelerinin sarsıldığı ve krizlerin birbirini tetiklediği son derece sancılı bir “geçiş dönemi” yaşamaktadır.

Artık karşımızda tek bir hegemonun kurallarını dikte ettiği bir dünya değişim sancıları çekiyor…
Artık; askerî çatışmaların, görünmez siber operasyonların, ticaret savaşlarının ve kaynak rekabetinin iç içe geçtiği Çok Kutuplu ve Hibrit bir Rekabet Çağı var…

Peki, küresel sahnede tam olarak ne yaşanıyor ve Türkiye bu fırtınalı denizlerde rotasını nasıl çizmeli?

  1. YIKILAN EZBERLER VE KÜRESEL KIRILMA AKSLARI
  • Askerî Aşırı Yayılma ve Jeopolitik Kilitlenme:
    Büyük güçler Pasifik’ten Doğu Akdeniz’e, Ukrayna’dan Körfez’e kadar uzanan devasa coğrafyalarda güç gösterisi yapmaya çalışırken “aşırı yayılmanın” (overstretch) faturasını ödemektedirler.

Devasa ordulara karşı, asimetrik güçlerin boğazlar, kanallar ve enerji hatları üzerinde kurduğu kontrol, küresel ekonomiyi anında kilitleyebilmektedir.

  • Algoritmik Jeopolitik ve Siber Egemenlik:
    Güç dengesi artık sadece uçak ve tank sayısıyla ölçülmüyor.
    Yapay zekâ altyapıları, siber savunma hatları, mikroçip tedarik zinciri ve veri egemenliği yeni dönemin ana harp sahasıdır.

Teknolojik otonomisi olmayan devletler, tek bir el ateş edilmeden felç olma riskiyle karşı karşıyadır.

  • Görünmeyen Tehlike: “Kıtlık Jeopolitiği”:
    İklim dalgalanmaları ve bölgesel çatışmalar; enerjinin ötesinde Su, Nadir Toprak Elementleri ve Gıda savaşlarını tetiklemektedir.
    İlaçtan temel gıdaya, su yönetiminden yerli tohum/gıda teknolojilerine kadar her başlık artık birer millî güvenlik meselesidir.
  • Küresel Finansın Mantık Değiştirmesi:
    SWIFT yaptırımları ve finansal blokajlar, yerel para birimleriyle ticareti ve dijital/alternatif ödeme sistemlerini hızlandırmıştır.

Aşırı küreselleşmenin yerini “korumacı devlet müdahaleciliği” alırken, ülkeler tedarik zincirlerini sadece güvenilir coğrafyalara çekmektedir.

  1. BU TABLODAN ÇIKARILACAK TARİHÎ DERSLER

Sanal Şemsiyeler Güven Vermez:
Küresel güçlerin vaatlerine ve dönemsel lider söylemlerine sırtını dayayan aktörler, ilk ciddi krizde masada yalnız kalmaya mahkûmdur.

Komşuluk Kaderdir:
Bölgesel istikrar, binlerce kilometre öteden gelen aktörlerin hırslarıyla değil; coğrafyanın kadim komşularıyla kurulacak rasyonel ve soğukkanlı ilişkilerle sağlanabilir.

Bütüncül Bağımsızlık Şarttır:
Savunma sanayindeki yerlilik; gıda, su, enerji, bilimsel ve teknolojik gelişme, finans ve veri bağımsızlığı ile desteklenmediği sürece bir ülkeyi fırtınalardan tek başına koruyamaz.

  1. TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK YOL HARİTASI:

Türkiye, kuzeyinde ve güneyinde alevlenen bu küresel yangının tam merkezinde yer almaktadır.

Ülkemizi önümüzdeki süreçte hem güvenli bir liman hem de yön veren bir güç kılacak vizyon 4 temel esasa dayanmalıdır:

*AKSİYONER TARAFSIZLIK” VE DENGE SİYASETİ

Türkiye, büyük güçlerin vekalet savaşlarında veya başkalarının senaryolarında bir “uç karakol” ya da “başkalarının hesabına risk alan bir aktör” olmayı reddetmelidir.
Batı ile kurumsal bağlarını korurken; Avrasya, Yükselen Güney ve kadim komşularıyla (Rusya, İran vb.) ilişkilerini millî çıkarlar doğrultusunda dengede tutmalıdır.

*PROVOKASYONLARA KARŞI YÜKSEK SOĞUKKANLILIK

Bölgesel çatışmaların tırmandığı dönemlerde Türkiye’yi denkleme çekmek isteyecek kirli eylemlere ve operasyonlara karşı yüksek bir istihbarat ve devlet aklı sergilenmeli; “Bölgesel sorunlara bölgesel çözümler” ilkesi korunmalıdır.

*TEKNOLOJİK, GIDA VE FİNANSAL OTONOMİ

Savunma sanayisindeki tarihi hamleler; yapay zekâ, siber güvenlik, gıda teknolojileri (food-tech), su kaynaklarının stratejik yönetimi ve alternatif finansal takas sistemleri** ile pekiştirilmelidir.
Kendi kendine yetebilen bir iç pazar mimarisi kurulmalıdır.

*KÜRESEL HATLARIN VAZGEÇİLMEZ “KİLİT DÜĞÜM NOKTASI” OLMAK

Doğu-Batı ve Kuzey-Güney hatlarındaki ticaret, lojistik ve enerji koridorlarında Türkiye, sadece bir geçiş güzergâhı değil; güvenli, vazgeçilmez ve dengeleyici bir lojistik ve finansal merkez olarak konumlanmalıdır.

SONUÇ OLARAK

Geleceğin dünyasında sadece ordusu güçlü olanlar değil; teknolojik bağımsızlığını sağlayan, su ve gıda arzını güvenceye alan, küresel lojistik hatların üzerinde oturan ve soğukkanlı tarafsızlığını koruyan devletler ayakta kalacaktır.

Türkiye için en büyük stratejik vizyon; önemli bir halk deyişinin vurguladığı gibi “Herkes Mersine giderken tersine gitmek…” sürecini yaşamamak, geçici vaatlerin veya dönemsel illüzyonların peşinden gitmeden, soğukkanlı bir devlet aklıyla kendi coğrafi derinliğini korumak ve bu küresel altüst oluşta **”kendi mütevazi eksenini kuran” Merkez Güç”olmaktır.

Lakin geminin güvenli limanlara çekilmesine öncülük edecek bütün güç ve kurumların etkisizleşmesi ya da etkisizleştirilmesinin tarihsel sonucu toplumsal akıl tutulması ve felaket oluyor kuşkusuz…
Kendi edip kendi bulanların yüzünden kurunun yanında yaşında yanması gibi bir şey…
“Keşke çocuk olsam yeniden..
Bir tek düştüğüm için acısa içim,
Ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece..”
Diyorum zaman zaman…
Cemal Süreya dizelerindeki gibi…

Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar