Sendikal Harekette Parçalanma!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı her altı ayda bir Ocak ve Temmuz aylarında, işkollarına göre sigortalı işçi sayısına ve işçi sendikalarının üye sayılarına dair verileri Resmi Gazete yoluyla açıklar.

İşkollarına göre kamu görevlisi (memur) sayıları ve kamu görevlileri sendikalarının üye sayılarına dair veriler ise, yılda bir kez Temmuz ayında yine aynı şekilde açıklanır.

2012 yılında Bakanlık, işçi sendikalarına dair üç değişiklik yaptı. Sendikalara üye olabilmek e-devlet üzerinden mümkün kılındı. Böylece öncesindeki üyelik biçimleri geçersiz kılındı, abartılı üyeler ayıklandı. Ölen, istifa eden üyelerin anında üyelikten düşürülebilmesi olanağı doğdu.

İkinci uygulama toplu sözleşme için gerekli işkolu üyelik barajlarının değiştirilmesidir. 2012 yılında bazı işkollarında % 3 olarak değiştirilen baraj, Anayasa mahkemesinin düzenlemesi ile 2015 yılından itibaren tüm işkollarında % 1 olarak uygulanmaya başlandı.

 Üçüncüsü de, 2012 yılı öncesinde 28 olan işkolu sayısı, bazı işkollarının birleştirilmesi ile 20’ye düşürüldü.

Bütün bu değişiklikler, 2013 yılı Ocak ayından itibaren (işkolu barajındaki faklılıklar 2015 yılında giderildi) Bakanlığın resmi verilerine yansıtıldı.

Kıyaslama Yapılan Dönemler

İşçi ve memur sendikalarındaki gelişmeleri ele aldığım bu yazıda, işçi sendikaları için başlangıç verisi,   e-devlet uygulamasının verilere ilk yansıtıldığı 2013 yılı Ocak ayıdır.

Memur sendikaları içinse AKP iktidarı dönemindeki ilk resmi veri olan 2003 yılı Temmuz ayı ölçü alınmıştır.

Bu tarihler başlangıç dönemi sayılmış, 2026 yılı Temmuz ayındaki verilerle kıyaslanmıştır.

Dikkat Çeken Yeni Durum

Okuyucuyu yoran karmaşık bir inceleme değil bu.

İşçi ve memur sendikalarının başlangıç sayılan tarihlerinde işkollarındaki sendika sayılarına ve bugüne bakacağız. Dönemlere göre sendika sayılarındaki değişmeler bir sorun olduğunu gösteriyorsa, anlamaya çalışacağız.

Nitekim bu gözle bakınca gördük ki, hem işçi, hem de memur sendikalarında dikkat çeken bir hareketlenme söz konusu.

Çalışanları ve sendikal hareketi olumsuz etkileyecek bir hareketlenme.

Görmezden gelinemez bir durum.

Neler oluyor, birlikte anlamaya çalışalım.

İşçi Sendikalarında Durum

Bu bölümdeki grafikte, işçi sendikalarının işkolu isimlerini, Ocak 2013 tarihindeki sendika sayılarını ve Temmuz 2026 tarihinde o işkollarındaki sendika sayılarındaki değişmeyi göreceksiniz.

İŞKOLU NOİŞKOLLARIOCAK 2013TEMMUZ 2026TEMMUZ 2026 İŞKOLUNDA SİGORTALI İİŞÇİ SAYISI
1Avcılık, Balıkçılık, Tarım ve Ormancılık48197.411
2Gıda Sanayi49788.397
3Madencilik ve Taş Ocakları47208.998
4Petrol, Kimya, Lastik, Plastik ve İlaç46621.625
5Dokuma, Hazır Giyim ve Deri7181.052.756
6Ağaç ve Kağıt67286.555
7İletişim18209 .179
8Basın, Yayın ve Gazetecilik4692.061
9Banka, Finans ve Sigorta48353.249
10Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar9314.508.122
11Çimento, Toprak ve Cam37210.111
12Metal8111.962.044
13İnşaat3121.930.577
14Enerji39284.278
14Taşımacılık6141.077.320
16Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk46246.908
17Sağlık ve Sosyal Hizmetler318792.568
18Konaklama ve Eğlence İşleri6191.483.886
19Savunma ve Güvenlik420262.765
20Genel İşler5221.061.665
KONFEDERASYON SAYISI37
  • 2013-2026 arasında geçen 13 yılda bütün işkollarında bir huzursuzluk ve arayış görülüyor.
  • Sendika sayısını değişmeden koruyan hiçbir işkolu yok.
  • Her işkolunda ya yeni sendikalar kurulmuş, ya da mevcut sendikalar parçalanarak yenileri oluşturulmuş.
  • 11 ayrı işkolunda, sendika sayısı 2 kat artmış.
  • 9 işkolunda ise, en az 3 katı oranında çoğalmış sendika sayısı.
  • İletişim işkolu, İnşaat işkolu, Ticaret-Büro-Eğitim ve Güzel Sanatlar işkolu, Sağlık ve Sosyal Hizmetler İşkolu, Savunma ve Güvenlik İşkolu ile Genel İşler işkolunda, artan sendika sayısı 3 kat, 4 kat, hatta beş kata ulaşmış.
  • Konfederasyon sayısında da benzeri durumu görüyoruz. 2013 yılında 3 konfederasyon vardı. 2026 yılına gelindiğinde 2 katından fazla artarak 7 konfederasyona çıkıyor. Sendikalardaki hoşnutsuzluk, ya da işçilerin talepleri dışındaki niyetler, konfederasyon sayısının artışına da yansımış.  

Kamu Görevlileri Sendikalarında Durum

Bu bölümdeki grafikte de kamu görevlileri sendikalarının işkolu isimlerini, Temmuz 2003 ve Temmuz 2026 tarihlerinde o işkollarındaki sendika sayılarını ve geçen zaman içindeki sendika sayılarındaki artışları göreceğiz. Artan sendika sayısının işkolundaki ilgilendirdiği kişi sayısını da yanında sunuyorum.

İŞKOLU NUMARASIİŞKOLLARITEMMUZ 2003TEMMUZ 2026İŞKOLUNDAKİ KAMU ÇALIŞANI SAYISI
1Büro Bankacılık ve Sigortacılık Hizmetleri454335.379
2Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri5581.323.917
3Sağlık ve Sosyal Hizmetler572848.044
4Yerel Yönetim Hizmetleri418147.753
5Basın, Yayın ve İletişim Hizmetleri41026.938
6Kültür ve Sanat Hizmetleri3925.386
7Bayındırlık, İnşaat ve Köy Hizmetleri41451.489
8Ulaştırma Hizmetleri41430.151
9Tarım ve Ormancılık Hizmetleri31986.544
10Enerji, Sanayi ve Madencilik Hizmetleri41440.264
11Diyanet ve Vakıf Hizmetleri326146.903
KONFEDERASYON SAYISI419
Bağımsız Sendika Sayısı152133 bin 780 üye
  • Kamu görevlileri alanında da sendika sayısı hiçbir işkolunda korunamamış.
  • Bütün işkollarında, çeşitli sebeplerle yeni sendika kurma arayışı görülüyor.
  •  İşçi sendikalarının sayılarında görülen patlama, kamu görevlileri sendikalarında çok daha fazlasıyla görülüyor.
  • Öyle ki, 2003 yılına göre en küçük parçalanma, Basın, Yayın ve İletişim Hizmetleri işkolundadır. Orada da 2003 yılına göre sendika sayısı % 250 düzeyinde artmıştır.
  • Sendika sayısındaki artış 2003 yılına göre, Diyanet ve Vakıf Hizmetleri İşkolunda 9 katına,
  • Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri İşkolunda 12 katına,
  • Büro Bankacılık ve Sigortacılık Hizmetleri İşkolu da parçalanma 2003 yılındaki sendika sayısının 14 katına,
  • Sağlık ve Sosyal Hizmetler İşkolunda 15 katına yaklaşmıştır.
  • Kamu görevlilerinde önemli başka bir durum, konfederasyon sayısının 3’den 19’a tırmanmasına rağmen, 19 ayrı konfederasyonu da beğenmeyen, bunlara bağlı bir sendika olmayı tercih etmeyip bağımsız kalmayı seçen sendika sayısının dudak uçuklatan bir sayıya, 152’ye tırmanmış olmasıdır.
  • Bağımsız sendika sayısındaki bu düzeyde oluşu, bütün konfederasyonların kendilerini gözden geçirmelerini gerektiren ayrı bir sorun olarak ortada durmaktadır.

Parçalanmanın Sebepleri

İşçi ve kamu sendikalarının parçalanma sebeplerini incelediğimizde şu üç ortak etkiyi her iki tarafta da görebiliyoruz;

1-) Çalışanlar, mevcut sendikaların üyelerini ya da işkolundaki çalışanları yeterince savun(a)madığının düşünmektedir.

Çeşitli işkollarında meslek sendikacılığının ortaya çıkması ve sayılarının tırmanıyor oluşu, bu kanıyı güçlendirmektedir.

2-) Çeşitli sendika yöneticilerinde görülen sendikaları yönetme biçimlerindeki zaaflar, başka bir rahatsızlık sebebi olabilir.

Sendika içi demokrasinin küllendirilmesi, “bilinçlenirlerse aday olurlar” gibi düşüncelerle işçinin ve temsilcilerinin “kayda değer eğitimlerle” donatılmaması, muhaliflerin tasfiyesi, delege kontrolünü esas alan çabalar, sendikaya mülkiyeti davranmak, yaşamı, maaşı ve ilişkileri ile geldiği sınıftan uzaklaşmak, koltuğa fazla yapışmak, gibi “yönetme biçimleri”, üyelerin dile getirdiği ya da getiremediği önemli huzursuzluk sebepleridir.

Huzursuzlukların birikmesi ve örgütlenmesi, yeni sendikaların ortaya çıkış sebepleri arasındadır.

3-) Parçalanmada, işçi sınıfını ve sendikal hareketi kendi siyasi çıkarları için kullanmaya çalışan dış etmenlerin rolünü de saymak gerek.

a-) İktidarlar “genellikle” işçi sınıfını kontrol altında tutmak isterler.

“Genellikle” değerlendirmesi, işçi sınıfını ideolojik olarak karşıda gören, sınıfı ve örgütlerini tahakküm altına almak isteyen siyasal hareketleri, onların iktidarlarını da kapsamaktadır. Bu iktidarlar döneminde işçi sınıfının denetimi, önemli bir mesai oluşturur. Sendikal hareketin parçalanması ve denetimleri böyle zamanlarda hız kazanmaktadır.

AKP iktidarı, sendikal hareketin bugünkü durumunda payı olan önemli unsurlar arasındadır.

b-) İşçi sınıfı ve örgütleri, dinamik toplumsal gücü ve seçmen sayılarının önemi sebebiyle iktidar dışındaki siyasal kuvvetlerin de ilgi odağındadır.

Sınıfın ve örgütlerinin ne kadarı üzerinde etkileri olursa, kendilerince o kadarı kazanç görmektedirler. İktidarın elindeki devlet gücü ile yarışamayan partiler, etkileri altında olacak sendikalar kurmaya yönelmektedirler.

Sendikal hareketin hızla parçalanmasında partilerin bu siyasi hesapları da önemli rol oynamaktadır.

Nitekim sendikal hareketi incelediğimizde çeşitli partilerce bizzat kurulan ya da onlara yakın duran epeyce sendika görebiliyoruz.

c-) Tarikatların da sendikalarla ilişkide siyasi partiler gibi beklentileri olduğunu, hatta yandaş sendikalar kurmaya yöneldiklerini görüyoruz.

Niyetim, üniversite mezunu kamu çalışanlarının bir kısmına verilen 3.600 ek göstergeyi, polis, öğretmen ve hemşirelerle birlikte ilk alan, ağırlıklı olarak lojmanda oturan, kamu çalışanların geneline oranla ciddi sorunları olmayan, 2003 yılında 3 sendikaları olan din görevlilerinin, bugün 26 ayrı sendikaya parçalanmasında, tarikat ve parti etkisi olduğu değerlendirmesi, kuvvet kazanıyor.

d-) 1990’lı ve 2000’li yıllarda PKK’nın, KCK örgütlenmesi ile işçi sınıfını da etnik temelde parçalamaya çalıştığı, hatta sadece Kürt kökenli işçilerden oluşan “Demokratik Emek Konfederasyonu” adlı bir örgüt kurmak niyetinde olduğu, KCK operasyonu ile ortaya çıkmıştı.

PKK sadece bu niyeti ile değil, çeşitli girişimleri ile işçi sınıfını etnik temelde parçalamaya çalıştı, çeşitli girişimleri oldu.

Ancak Kemalist devrimin cumhuriyet bilinci ile güçlenen ve haklar kazanan işçi sınıfımızın ulusal bilinci, bu çabalarlı karşılıksız bıraktı.

Buna rağmen PKK’nın, mevcut sendikaları etki altına almak için genel kurullarına ve delegelerine öteden beri müdahale ettiği herkesin bilgisindedir.

Sendikalardaki Zaafların Etkisi

  • Öncelikle saptamamız gerekir ki işçi hareketiyle ilgilenen kimse, böylesine parçalanmayı dikkatinden kaçırmayacaktır. Ya da, “herkesin dikkatini çekecek düzeyde bir parçalanma söz konusudur” diyelim.
  • Günümüz sendikalarının, işçilerle irtibat kurma, örgütleme ve eğitme için geçmişle kıyaslanmayacak düzeyde sendikal birikimleri, örgütsel güçleri, parasal, teknolojik ve iletişimsel olanaklarına rağmen, bir işkolunda işçiler giderek artan oranda yeni sendikalar kuruyor, ya da başka sendikaların çekim alanına giriyorsa, orada ciddi bir sendikal sorun olduğu, işçi sınıfı bakımından önemli zaaflar olduğu açıktır.
  • Ancak, sendikal hareketin önderleri, parçalanmaların sebebini araştırmıyorlar.
  • Oysa ekonomik, siyasal, kültürel ve toplumsal alanlarda giderek artan sorunlara sendikalar çözüm getirmede, etkilemede yetersiz oluşunun da parçalanma sebepleri arasında olabileceği düşünülmeli, çare aranmalıydı.
  • Meslek sendikacılığı tırmanıyor, mesleklere göre parçalanma artıyor. Mevcut sendikalarımızın, işkolunda her çalışana hitap eden sendikalar olmasına rağmen “neden meslek sendikacılığının ortaya çıktığına” kafa yorması gerekmez mi? İşçi sınıfı içinde katmanların ve mesleklerin özel sorunları, özel talepleri de olabileceğini dikkate almak, eksikleri gidermeye yönelmek gerekmez mi?
  • Siyasal, dinsel, etnik ya da mezhepsel kimliklerin sınıf bilincinin önüne geçmişse, alt kimlikler, işçi sınıfını ve sınıf bilincini aşındırıyorsa, hatta sınıfı parçalamaya varmışsa, gedikleri kapatmak için sendikal hareketin alarma geçmesi, sınıf bilincini kuvvetlendirmek için sendikaların ve konfederasyonların kapsamlı çalışmalar yapması gerekmez mi?

Sonuç Olarak

  • Sendikal harekette önemli sorunlar var.
  • Sorunlar çeşitleniyor ve büyüyor.
  • İşçi sınıfı canının derdine düşmüş, çoğu zaman yanlış yollara da saparak çare arıyor
  • Ne yazık ki koltuğa oturan gerisine bakmıyor, sorunları pek umursamıyor.
  • Dost acı söyler derler.
  • Dost olmayan da zaten bunları hiç söylemez.

Not: Devam edecek

Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar