Doruklardaki Türk

Türkiye bir karanlık dönemden geçiyor. Bu durumun önemli kanıtlarından birisi olarak kendisini gösteriyor “ülkenin değerli insanlarına değer vermeme”. Bununla da yetinmeyip itip, kakmaya çalışma.

Nasuh Mahruki, dünyanın doruklarına Türk bayrağı dikerek bir vatandaşın yapabileceğinin en iyisini yaptı.

Kar Leoparı olmak kolay değildi.

Yedi Zirveler’e tırmanarak önemli aşama sağladı.

Everest’e bir değil iki kez tırmanarak taçlandırdı dağcılık serüvenini.

Sırada cankurtaran olma görevi vardı.

Türkiye’yi AKUT aracılığıyla arama-kurtarma disipliniyle tanıştırdı. Bugün, kamunun AFAD’ı varsa, yerel yönetimlerin ve başka özel girişimlerin arama-kurtarma takımları varsa Mahruki’ye çok şey borçluyuz.

Sorumlu bir yurttaş olarak varlığını borçlu olduğu Cumhuriyeti unutmadı.

Kemalist duruşuyla suçun büyüğünü işledi.

Her kimseye bizden mi karşı taraftan mı saplantısıyla yaklaşan iktidar Mahruki’yi hedefe koymakta gecikmedi.

Günümüzü Türkiyesi’nin klişe suçlarından olan “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” savıyla demir parmaklıkların ardıyla tanıştı.

Bugünlerde bir kez daha aynı yerde.

15 Temmuz’a ilişkin son derece doğru ve çarpıcı paylaşımı bu kezki tutuklanma gerekçesi oldu.

El üstünde tutulacak, ülkenin tanıtımında yararlanılacak bir değer iktidarla ters düştüğü için (daha doğrusu farklı düşündüğü için) değersizleştirilmeye çalışılıyor.

Kuşkusuz başarıya ulaşması olanaksızdır bu gibi kaba saldırıların.

Ama, kişinin özgürlüğünden bir gün bile yoksun kalması, sevdiklerinden ve yakınlarından uzak tutulması göz ardı edilecek bir durum olamaz.

Nasuh Mahruki son yerek seçimlerde son derece yararlı bir deney önerisiyle çıktı toplumun karşısına.

Beşiktaş belediye başkanlığı için aday adayı olan ama CHP tarafından aday gösterilmeyince bağımsız aday olan Mahruki’nin oyları bölmek ya da Beşiktaş gibi bir yerde başkanlığı Cumhur İttifakı’na kazandırmak gibi bir niyeti de yoktu.

Önceki seçimlerin sonuçları üzerinden yaptığı çözümleme çok değerliydi.

Bir önceki seçimde CHP’nin aldığı oylar ortadan ikiye bölünse bile başkanlık Cumhu İttifakı’nca kazanılamıyordu.

Bu akılcı deney Beşiktaş halkından hak ettiği ilgiyi görse hem Beşiktaş hem CHP kazanmış olacaktı.

CHP’nin kazancı toplumun uyarısıyla doğru çizgiye dönüş olabilirdi.

Olmadı, olamadı…

Kabahatin birazı da bizim değil mi?

Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar