Özel Güvenlik Görevlisi Anlatıyor: Görünmeyen Çalışma Hayatımız

Aşağıdaki satırlar, adını gizli tuttuğumuz bir özel güvenlik görevlisinin, sektördeki görünmez zorluklara ve sendikaların sessizliğine dair isyanını yansıtıyor. Bu bir emekçinin, “ekmeğimden olurum” korkusuna rağmen, artık daha fazla susturulmayı reddedişinin hikayesi. Bu sesi duyurmayı, çözüm arayışlarına katkıda bulunmayı ve sendikaların bu sorunları daha ciddiye almasını sağlamayı umuyoruz.

Gelin, özel güvenlik görevlisi işçinin kendi kaleminden dertlerini dinleyelim:

“Özel güvenlik denildiğinde, dışarıdan bakıldığında, durum basit görünebilir.

Üniforma giyilir, görev yerine gidilir, giriş-çıkışlar kontrol edilir ve görev tamamlanır.

Üniformanın içinde çalışan insanın yaşadıkları çoğu zaman dışarıdan görünmez.

Her şeyi tek bir yazıya sığdırmak kolay değil;

Çalışma şartları, uzun vardiyalar, yetersiz nöbet kulübeleri, görev başında rahatsızlanma, düşük ücretler, görev tanımı dışında yaptırılan işler, baskılar, mobbing ve daha neler neler…

Bizdeki Mobbing Nedir, Bilir misiniz?

İki konu var ki, en çok onlar konuşulmalı bence;

Biri mobbing, diğeri de manipülasyon ile çalışanın ücretinden yapılan kıyafet kesintileri.

Manipülasyon ile ne demek istediğimi birazdan anlatacağım.

Hele çalışanların bunları normal sayması var ki, en çok can yakan budur.

Asıl can yakanı ise, bazen çalışanların bile bunları normal sayması.

Neyse,

Mobbing dediğim sadece bağırıp çağırmak olmuyor.

Çoğunuzun aklına çalışana bağırılması gelir bilirim.

Ama bizde mobbing denince bağırmak yanında, hakaret etmek, açıkça kötü davranmak da aklınıza gelmeli.

Oysa çalışma hayatında psikolojik baskı her zaman bu kadar açık olmayabiliyor.

Bir çalışana sürekli “istifa et” denilir, yaptığı her iş problemde problem aranır, sürekli diğer çalışanların yanında küçük düşürülürse,

Yalnızlaştırılır, sürekli işini kaybetme korkusu yaşatılırsa,

Böyle bir tazyik, aşağılama ve tehdit altındaki çalışanın üzerinde oluşacak baskıyı tahmin edebilir misiniz?

Ya Manipülasyon?

Bazen de işin içine manipülasyon giriyor.

“Bunu herkes yapıyor” derler.

“İşine gelmiyorsa istifa edersin” derler.”

 “Burada çalışmak istemiyorsan kapı açık” derler.

“Bunu yapmazsan senin için iyi olmaz” derler.

Ve daha neler neler?

Bu cümleler zaman içinde o kadar sıradanlaşır,

Çalışanlar bunların normal olduğunu bile düşünür artık.

İşte asıl tehlike bu!

Çalışanın hakkını bilmemesi değil sadece; hakkı olduğunu bilse bile, ses çıkarırsa başına ne geleceğinden korkmasıdır asıl mesele.

Personel Stres Atma Aracı mıdır?

Yönetici-personel ilişkilerinde başka bir sorun daha var;

Amir olmak, personel üzerinde her türlü baskı kurabileceği anlamına gelmemeli.

Daha açık deyişle, amir personeli stres atma aracı olarak görmemeli.

Görememeli daha doğrusu.

Özel hayatınızda yaşadığınız sorunları yanınızda çalışan personele yansıtır, hıncınızı onlardan çıkarmaya kalkarsanız her defasında, bu sağlıklı bir yönetim biçimi olabilir mi?

Evinde eşine veya çocuğuna söyleyemediğini, işyerinde personeline söylemek, kendi stresini çalışandan çıkarmak veya çalışanı psikolojik olarak ezmek yöneticilik olabilir mi?

Personel, amirin stres atacağı bir araç değildir.

Bir çalışan görevini yanlış yapmış yaptıysa bile çözümü bağırmak, aşağılamak, tehdit etmek değil; hatayı göstermek ve gerekli şekilde düzeltmek değil midir?

Çalışanı Çalışan Üzerinde Denemek

Güvenlik görevlisini başka bir çalışan üzerinden denemek nedir bilir misiniz?

Çalışma hayatında insan ilişkileri üzerinden yapılan bazı manipülasyonlara da dikkat etmek gerekiyor.

Örneğin bir güvenlik görevlisinin kadın personeller üzerinden bilinçli olarak denenmesi, tepki vermeye zorlanması veya psikolojik sınırlarının test edilmesi gibi durumlar yaşanabiliyor.

Ne yazık ki ben de buna benzer bir durum yaşadım.

Burada konu, kadın veya erkek olmak değil.

Bir çalışanı başka bir çalışan üzerinden provoke etmek veya psikolojik olarak sınamak, çalışma ortamında olması gereken bir yöntem değil.

İnsan işyerine çalışmaya gider.

Birbirlerinin psikolojisini test etmek için değil.

Görev tanımı neden var?

Güvenlik görevlisinin görev tanımı vardır.

Buna rağmen zaman zaman güvenlik görevlilerinden, güvenlik hizmetiyle ilgisi olmayan işleri yapmaları istenebiliyor.

Asıl dikkat çekici olan ise, bazen güvenlik firmasının haberdar olmasına rağmen sessiz kalması.

Çalışan “Bu benim görevim mi?” diye sorduğunda, karşısında kendisini koruması gereken işverenini de göremiyorsa, çalışan kendisini tamamen yalnız hissedebiliyor.

Daha da önemlisi, görev tanımı dışında iş yapmayı sorgulayan personele baskı uygulanıyorsa, mesele artık sadece “fazladan iş” olmaktan çıkıyor.

Oysa çalışanın görev tanımını sorgulaması, işini yapmak istemediği anlamına gelmez. Tam tersine, hangi işi neden yaptığını bilmek istemesi, en doğal hakkıdır.

İstifaya Zorlamak…

İstifaya zorlamak da bir yönetim biçimi değildir.

Bazı çalışanlar işyerinde sorun yaşadığında doğrudan çözüm aramak yerine istifaya yönlendirilebiliyor.

Açıkça veya dolaylı şekilde “İstifa et” baskısı yapılması, işten çıkarılma korkusunun sürekli kullanılması veya çalışanın sektördeki geleceğiyle ilgili tehdit altında hissettirilmesi ciddi bir psikolojik baskı oluşturabilir.

Özellikle “kırmızı kod” gibi ifadelerin bir tehdit unsuru olarak kullanılması da çalışan açısından ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.

Burada kullanılan ifadenin kurumdan kuruma ne anlama geldiği ayrı bir konu. Fakat bir çalışana bunu söyleyerek korku yaratılıyorsa, çalışma ilişkisinin sağlıklı şekilde yürütüldüğünü söylemek zorlaşır.

Kıyafet Kesintisi

Düşük maaşın üzerine bir de kıyafet kesintisi.

Gelelim benim özellikle üzerinde durduğum konulardan birine;

Özel güvenlik sektöründe çalışanların önemli bir kısmı, yeterli ücretlerle çalışmazlar.

Zaten geçim sıkıntısı yaşayan bir çalışanın maaşından bir de işin gereği olan kıyafetlerle ilgili kesinti yapılırsa, insan ister istemez bunun nedenini sorgular.

Kıyafet çalışan için mi, işveren için mi gereklidir?

İşin zorunlu parçası olan kıyafet, araç ve gereci, doğal olarak işverenin karşılaması gerekmez mi?

Üniformasız güvenlik görevlisi olabilir mi?

Güvenliği gerektirecek zorunlu araçlar olmadan güvenlik hizmeti olabilir mi?

Bunlar için yapılan her kesintiyi çalışanın sorgulaması kadar doğal bir şey olabilir mi?

“Her yerde böyle” diyorlar.

“Bütün firmalar kesiyor” diyorlar.

“Sen imzaladın” diyorlar.

Bunların hiçbiri yeterli izahlar değil oysa.

Çalışan bordrosuna bakmalı, hangi kalemden ne kadar kesildiğini öğrenmeli ve yapılan işlemin hukuki dayanağını araştırmalı.

Gerekirse ilgili kurumlara başvurarak konunun değerlendirilmesini istemeli.

Kesintilerin sebebini sorguladığında da, “sorun çıkaran personel” görülmemeli.

Çalışma Şartları

Çalışma şartları da konuşulmalı.

Bir güvenlik görevlisinin saatlerce görev yaptığı nöbet kulübesinin fiziki şartları da çalışma hayatının bir parçasıdır.

Yazın sıcağında, kışın soğuğunda görev yapan personelin görev alanı yeterli mi, önemlidir.

Görev başında rahatsızlanırsa çalışan, yapabilecekleri önemlidir.

Temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği, gerektiğinde kısa süreli dinlenebileceği uygun koşulların bulunması, önemlidir.

 Bunlar lüks değil, çalışma hayatının gerekenleridir.

Çalışan Ne Yapmalı?

Peki, çalışan ne yapmalı?

Önce yaşananları normalleştirmeyecek.

Yazılı talimatları, mesajları ve görevleri mümkün olduğunca kayıt altında tutacak.

Bordrosunu kontrol edecek, inceleyecek.

Varsa kesinti, ne olduğunu öğrenecek.

Yaşadığı olayları tarihleriyle birlikte not edecek.

Sorun devam ediyorsa ALO 170 veya CİMER üzerinden ilgili kurumlara başvuracak, yetkililerden değerlendirilme talep edecek.

Amaç bir şirketi veya kişiyi hedef göstermek değildir.

Amaç, özel güvenlik görevlisinin de diğer çalışanlar gibi hakları olduğunu hatırlatmaktır.

Çünkü üniformanın içindeki sadece bir güvenlik görevlisi değildir.

Bir insandır o.

Onun da ailesi, ekonomik sıkıntıları, sağlığı, psikolojisi ve gelecekle ilgili kaygıları var.

Öte yandan çalışanın hakkını bilmesi, işverene düşmanlık değildir, düşman olması anlamına gelmez.

Tersine, çalışan hakkını bildiğinde ve işveren de kendi sorumluluklarını yerine getirdiğinde daha sağlıklı bir çalışma ortamı oluşabilir.

Belki de artık özel güvenlik sektörünü sadece “güvenlik hizmeti” olarak değil, aynı zamanda “çalışanların çalışma koşulları” açısından da konuşmanın zamanı gelmiştir”.

***

Özel güvenlik görevlisinin anlattıkları bunlar.

Anlattığı, kendisi değildi aslında.

Şahsında on binlerce özel güvenlik görevlisini de anlatıyordu.

Öyle görülüyor ki,

İşkolundaki sendikalar, sendika yöneticisi ve temsilciler, çalışanlara daha yakından kulak vermeli.

Derinlerde büyük bir sancı var.

Anlaşılan bu.

Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar