Türk İsimlerinde Şaman Etkisi

Türk isimlerinde Arap-İslam-Fars etkisi, 10. yüzyıldan sonradır. Türklerin Müslüman olmaya yönelmesi, çocuklarına verdikleri isimlere de yansıdı.

Arapça kökenli Ali, Ahmet, Mehmet, Muhammet, Mustafa, Hüseyin, Hasan, Ayşe, Fatma, İbrahim, Kadir, Latif, Hatice, Zeynep, Ömer, Osman, Ebubekir, Bekir, Cennet, İsrafil, İsmail gibi isimler, Farsça kökenli Gül, Gülistan, Can, Cihan gibi isimler yaygınlaştı.

Türklerde Şaman Kültürü

Türkler Orta Asya’dan Şaman kültürü ile geldiler.

Şamanlar, görünmez imgelere tapınmaz, gök, güneş, ay, ışık, su, ağaç, dağ, ateş gibi nesneleri kutsal sayarlardı.

Şamanizm, doğa ile, kutsal varlıklarla, ruhlarla bütünleşmekti.

Bu yaşam biçimi törelere, isimlere de yansıyordu.

Çocuğa bir isim verilmesi, alacağı isme uygun bir davranış göstereceği zaman olurdu. Bir yiğitlik, bir zorluğu aşmak, az görülen bir işi yapmak, ad almayı hak etmekti.

10. yüzyıl sonrasında Arap-İslam-Fars kültürü Anadolu insanını ele geçirdiğinde, bu dalgayı daha çok değiştirilen isimlerde görüldüğünü söyleyebiliriz.

Ancak Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin zora dayanan devlet düzenleri, kıyımlarla yayılan mezhepçi Arap-İslam ideolojisi, devlet desteği ile yayılan tarikatlar, Şamanizm’in doğacı kültürünün yerine yeni bir kültürü dayatıyordu topluma.

 Ancak köklerine, törelerine bağlı kalmayı, atalarına, kavimlerine bağlı kalmakla eş tutan Türkler, nesilden nesile yaşattılar kültürlerini.

Köklere sahip çıkış, isimlerle sürmektedir.

Kökleri Doğada İsimler

Türkler göklerle yaşattılar isimlerini;

Ön adlarına veya soy isimlerine Gök, Yıldız, Güneş, Gün, Ay, Erendiz (Jüpiter), Gökhan, Ayhan, Günay, İlkay, Aybike (ay gibi güzel kadın) adlarını verdiler.

“Acun” dediler. Dünya, yeryüzü demekti acun.

Güneşin doğduğu zamanı verdiler isim olarak, “Tan” dediler.

Dağların hanı anlamına gelen “Dağhan” dediler.

Sabah yıldızı manasında “Tarık” dediler.

*

Güneşin akışına göre yönleri verdiler çocuklarına;

“Doğu” dediler,

“Batı” dediler,

“Kuzey”, ya da “Güney” dediler çocuklara

*

Hava olaylarını yaşattılar isimlerinde;

“Bulut”, “Rüzgâr”, “Ayaz” dediler

 “Yağmur”, “Şimşek”, “Yıldırım” dediler

“Tayfun”, “Boran”, “Bora” dediler çocuklarına.

*

Yeryüzündeki çalkantıları, doğadaki değişiklikleri isimlendirdiler, çocuklarında yaşattılar;

“Yanardağ” dediler, “Volkan” dediler.

“Ateş”, “Duman” dediler çocuklarına.

“Aydınlık” oldu, “Karanlık” oldu, “Işık” oldu çocukların isimleri, soy isimleri.

*

Doğayı izlediler. Doğanın her bir yerini yaşattılar çocuklarında. Çocukları doğa kadar güçlü, doğa kadar kalıcı, doğa kadar hayat veren olsun istediler.

Doğanın kendisini verdiler çocuklarına, “Doğa” dediler, adı gibi yaşasın, bereketli olsun istediler.

“Toprak” dediler. Uçsuz bucaksız vatan olsun, bağrını deştiğinde seni doyuran olsun istediler, Toprak dediler çocuklarına.

“Kaya” dediler, kaya gibi sağlam olsun istediler çocukları.

“Yamaç” dediler. Zorlukları bilsin, görsün, engelleri aşacak güç olsun istediler.

“Dağ” dediler çocuklarına.

Dağ kadar sağlam, dağ kadar kudretli, dağ gibi heybetli olsun istediler, Dağ dediler çocuklarına.

*

Suyun her halini verdiler çocuklarına.

Doğuşundan çağlayan olup taşmasına kadar her halini…

“Su” dediler, “Damla” dediler,

“Göze” dediler, “Pınar” dediler,

“Dere” dediler, “Irmak”, “Nehir” dediler.

Gürüldesin, engelleri aşsın istediler, “Çağlayan” dediler.

Ve bütün suları kendinde toplayan olsun istediler, “Deniz” dediler çocuklarına.

*

Doğanın hareketlerini izlediler dikkatlice.

 Her halini çocuklarında yaşattılar;

“Duru” oldu, “Umay” oldu çocuğun adı.

Doğurgan demekti, bereket tanrıçasıydı Umay.

Saflığı, temizliği anlatmak için Duru dediler, “Berrak” dediler çocuklara.

*

 Doğanın renkleriyle yaşattılar çocuklarını.

“Ak” dedi kimisi, kimisi “Kara” dedi çocuğuna.

“Sarı” dedi kimisi adına ya da soyadına,

Kızına “Pembe” dedi kimisi.

“Yeşil” diyen, “Al” diyen oldu.

Ahmet Yeşil vardı mesela.

Seyit Al vardı Türkücü mesela.

“Boz” dedi, boz ok anlamında “Bozok” dedi kimisi.

“Kızıl” diyen oldu.

Çok şeyi çağrıştırdı kızıl.

Alkanlara boyanan yiğit de demekti,

Yolundan, sözünden dönmeyen mert anlamına da gelirdi.

Kızıl adı muktedirler için korku salan oldu hep.

“Kızıl kahraman”lar oldu tarihte.

İslamiyet döneminde sultanın zulmüne boyun eğmeyenlerin adı oldu, “Kızılbaş” dediler.

Kapitalizm çağında “Kızıl Komünist” oldu sultanların düşmanı.

*

Doğa denince çocuk adlarında, dağlar, nehirler, fırtınalar olur da, ağaçlar olmaz mı?

Olur elbette.

“Çam” dediler çocuklarına, “Çınar” dediler.

Uzun boylu olsun istediler çocukları.” Selvi boylum” dediler türkülerinde, “Selvi” dediler kızlarına.

Hayat veren olsun, yaşatsın, çoğalsın istediler, “Filiz” dediler, “Fidan” dediler çocuklarına.

*

Görüntüsü, tadı, kokusu ile çeken meyvelerin ağaçlarını verdiler çocuklara.

Kimisi barış için, kimisi bereket için “Zeytin” dedi çocuğuna.

Kimisi de çevresine güzellik saçsın istedi, “Defne” dedi çocuğuna.

Badem dediler, “Fındık” dediler, “Fıstık” dediler çocuklarına.

Kırmızı yanakları güzel dudakları olsun diye “Kiraz” dedi kimisi kızına.

Kimisi de “Portakal” dedi soy adına.

*

Yeryüzünü değil sadece, geçen zamanı yaşattılar, gelecek zamana özlemi dillendirdiler çocuklarında.

Mevsimlerle yaşadı çocuklar.

“Bahar” dediler adına,

“Yaz” dediler,

“Hazan” dediler.

*

Mevsimlerle kalmadılar sadece.

Ayları da işlediler nakış nakış çocuklarında.

“Ocak” oldu adları,

“Şubat” oldu,

“Nisan” oldu.

“Haziran” dediler, “Temmuz” dediler.

Sonbaharın güzelliği, kapıdaki kışın hüznü olsun istediler çocuklarda.

“Eylül” dediler, “Ekim” dediler, “Kasım” dediler.

*

Hayvan isimleri Türklerle yaşadı yüzyıllardır.

Göklerdeki de, yerdeki de.

Çocuğu güçlü olsun isteyen “Aslan” ya da “Arslan” dedi çocuğuna.

“Alparslan” dedi bazıları. “Cesur, yiğit, korkusuz aslan” demekti.

“Kaplan” dedi,

“Kurt” dedi,

“Asena” dedi bazıları çocuğuna.

Gücün göklerdeki kanatlarını verdi bazıları çocuklarına.

“Kartal” dedi çocuğuna.

Göklerin kıralı olsun istedi.

Keskin bakışlı yaman avcı olsun istedi.

“Atmaca” dedi, “Doğan” dedi, “Şahin dedi.

Güçlü, yırtıcı bir kuş gibi olsun istedi,

“Laçin” dedi adına.

*

Bazıları da hayvanın güzelliği zarafeti yansısın istedi çocuğuna.

“Ceylan” dedi,

Ceylan yavrusu anlamına gelen “Ceren” dedi.

Geyik anlamına gelen “Meral” dedi, “Maral” dedi ya da.

Dişi geyik, maral manasında “Burçin” dedi çocuğa.

Gölde süzülen ördek manasında “Suna” dedi çocuğuna.

Uzun bacaklı zarif göçmen kuşu olan “Turna” dedi çocuğuna.

Üzerine onlarca Türkü yaktı turnaya. Uzaklardan, erişilmeyen yardan, özlenen kişiden haber getirsin Turna diye.

“Bülbül” dedi çocuğuna. Bülbül gibi şakısın, çevresine hep güzellik saçsın diye.

*

Erkek deve manasında “Buğra” dedi bazıları çocuğuna,

Bazıları da dişi deve manasında “Maya” dedi.

Çalışkanlığı ve yaratıcılığı örnek olsun dedi, “Arı” dedi bazıları çocuğuna.

Kırmızı kalker deniz canlılarına, bunlardan yapılan süs aletlerine hayran oldu bazıları, çocuklarına “Mercan” adını verdi.

*

Doğanın rengârenk, mis kokulu çiçekleri insanımızın adlarıydı.

Çiçekleri ayırmadı, hepsi olsun istedi,

“Çiçek” dedi bazıları çocuklarına.

Çiçeğin her halini verdiler çocuklarına.

Bazıları çiçeğin beyaz renklisi manasında Nevra” dedi,

Bazıları henüz açılmamış tomurcuk çiçek manasında “Gonca”, 

Bazıları birçok çiçeğin zarif şekilde sunumu manasında Buket” dedi,

Bazıları da aynı manadaki “Demet dedi çocuğuna.

Bazıları Güle ayrıca vurgundu, çiçeğin yanına gülü de ekledi, “Gülçiçek” dedi çocuğuna.

Güle vurgunlar bu kadar da değildi.

Bazıları sadece “Gül” dedi çocuğuna, bazıları yeni açılmış gül manasında “Nevgül” dedi.

Yüzü ay gibi parlak anlamında “Gülay” dedi,

Bazıları gül derleyen anlamında “Gülçin” dedi,

Bazıları gül benizli ya da gül gibi güzel anlamında “Gülben” dedi.

Bazıları gül gibi aydınlık manasında “Gülnur”,

Bazıları da gül dudaklı manasında “Gülfem” adını verdi çocuğuna.

Arapça veya Farsça isimlerin yanına “gül” ekleyen de oldu. “Ayşegül”, “Fatmagül, “Nurgül”, “Sevdegül” gibi.

Çiçek isimleri “Çiçek” ve “Gül” ile de kalmadı. Birçok çiçeğin adı isimlerde yaşatıldı.

“Nergis” ya da “Nergiz” dediler,

“Menekşe”, “Lale”, “Yasemin” ya da “Açelya” dediler

“Karanfil”, “Çiğdem”, “Nilüfer” ya da “Itır” dediler çocuklara.

Karların içinde açan, umudu anlatan “Kardelen” dediler çocuklarına.

Altın rengindeki keskin ve güzel kokulu çiçek olan “Fulya” dediler,

Ya da aynı manadaki “Zerrin” dediler çocuklarına.

Sardunyagillerden, hoş kokulu “Itır” dediler ya da.

*

Kimi bölgelerde kız çocukları alınır satılır, canlı canlı toprağa verilirken, Şaman dünyasında Türkler, kızlarını, kadınlarını kavmin, obanın, ailenin her şeyi saymışlar.

Başlarına bey, aileye hanım, erine can etmişler, yoldaş etmişler.

Kızlarına verdikleri adlarla, onu sadece çocuk olarak değil, kadın olarak da nereye koyduklarını göstermiştir Türk insanı.

Erkek bey ise, kadın da handır, erkeğin hanımıdır kadın. “Hanım” adını vermiştir demiştir Türk insanı kızına. Erkeğin “Hanım”ı olmuştur.

Ay gibi sevilen, aydınlık can manasında “Aycan” demiştir kızına, kadınına.

“İlkay” demiştir, ayın ilk halli gibi güzel olsun istemiştir

Ayın hilal hali, yay biçimindeki ay manasında “Ayça” demiştir kızına.

Yıldızların, ayın etrafındaki ışık çemberi manasında “Ayla” demiştir

Ayın kutsallığı ile canı harmanlamış, “Aycan” demiş kızına.

“Balkız” demiştir. Bal kadar tatlı kız çocuğu.

Candan ötedir ailede kız. “Cankız” adı verilir çocuğa.

Hayat veren sudur. “Cansel” denir, aynı manada “Cansu” adı verilir çocuğa.

“Banu” demiştir. Prenses manasında hanımefendidir Banu.

Dere kıyılarında yetişen özel bitkidir kızlar. Bu manadaki “Ayda” adı verilir çocuğa.

Değerli bir maden manasında “Gümüş” dediler,

Gümüş gibi parlayan ay manasında “Gümüşay” dediler kızlarına .

*

Erkek çocuklarına da savaşmak, kahraman olmak, yiğit olmak görevini verir Türk ailesi.

“Yaman” adını verir çocuğuna.

Tan yiğit, tam mert olsun diye “Tamer” der çocuğuna.

“Mert” dediler çocuğa. Namerde baş eğdiren mert olsun

Dağların, tepelerin en yüksek noktası olsun diye “Doruk” der

En önde giden asker olsun, lider asker olsun, komutan olsun diye “Serdar” der çocuğa

Sağlam olsun diye “Timuçin”,

Yiğit bir esmer olsun diye “Yağız” der çocuğuna.

Kamçı gibi, kırbaç gibi şakısın diye “Berke” dediler

Güçlü ve cesur, kaya gibi sağlam anlamına gelen “Teoman” dediler çocuklarına.

Yol gösteren dikili çubuk olsunhükümdara, kumandana destek olsun, asa olsun diye “Arda” dediler çocuklara.

Kutsal dağ ruhu manasında “Ada” dediler. 

Kötü ruhların ilgisini çekmemek için “Satılmış” gibi gösterilen.

Yaşasın, ölmesin anlamında “Dursun” adını verdiler.

Yiğit, kahraman manasında “Alp” dediler adına.

Kısa kama manasında “Sancar” dediler

Dağların ruhu, kutsanmış töz manasında “Atakan” dediler çocuklarına.

Ağaçlık alanların kutsal ruhu manasında “Arçuray” dediler adına.

*

Çocukları demir gibi, çelik gibi sağlam olsun istediler

“Demir” dediler çocuklarına

Demir gibi güçlü yiğit manasında “Demiralp” dediler

Sağlam ve güçlü soydan gelen manasında “Demirkan” manasında

Özü demir gibi güçlü manasında “Özdemir” dediler

Kanı sağlam, soyu sağlam manasında “Kandemir” dediler

Mavi ışık veren demir, ya da gökyüzü gibi güçlü manasında “Gökdemir” dediler

Çelik gibi sağlam manasında “Çelik” dediler

Çelik gibi erkek manasında “Çeliker” dediler.

Özü çelik gibi manasında Özçelik” dediler çocuklarına.

Tunç gibi güçlü ve sert yiğit dediler, “Tunçalp” koydular adını

Tunç gibi sağlam er manasında “Tuncer” dediler adını

*

Orta Asya`da coşkun akan bir ırmağın adını verdiler, “Ceyhun” dediler adına.

Altay Dağları’nda bir dağın adı olan “Berkant” dediler çocuklarına.

“Aras” dediler. Doğu Anadolu`da,  Erzurum’daki bir ırmak ırmağın adını verdiler.

Güçlü, savaşçı tanrı manasında “Kızagan” dediler

Bayram manasında, kutsal zaman manasında “Çağan dediler adlarına

*

Çocukları hanların, Kaanların adıyla şan alsın, onlar gibi olsun istediler

“Cengiz” dediler, Cengiz Han’ın adını verdiler.

Cengiz Han`ın oğlu “Çağatay”ın adını verdiler oğullarına

Hanlar hanı manasında “Hakan” dediler, aynı manadaki “Kaan”, ya da “Kağan” dediler adına.

Kırım hanlarına verilen unvanı verdiler çocuklarına, Giray” dediler.

Selçuklu Devleti’nin kurucusu Tuğrul Bey’in adını verdiler, yırtıcı bir kuş anlamımdaki “Tuğrul” adını verdiler.

*

Demem o ki

Türklerde isim, çocuğa ünleme işareti değildir sadece.

Güneş’tir, Ay’dır

Sonsuz gökyüzüdür Türk.

Yeryüzünde Dağ’dır, sapasağlam Kaya’dır.

Irmak’tır Türk.

Coşkun bir Dere, gürleyen bir Çağlayan’dır

Narin bir Maral, kükreyen bir Aslan’dır

Güldür Türk,

Hem Gül, hem Kartal’dır, hem Şahin’dir.

Merttir Türk,

Demirdir, Demirkan’dır.

Asya’da Ceyhun’dur, Erzurum’da Aras

Altay dağlarında Berkant, Selçuklu’da Tuğrul’dur.

Türk yerdir, göktür, çiçektir, kuştur, aslandır

Türk, hayatın da, göklerin de ta kendisidir.

Türklerde isim budur.

Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar