
Vietnam’da napalm bulutları göğü kaplarken, Paris’te barikatlarda kaldırım taşlarından kaleler yükselirken, Anadolu bozkırında bildik bir ses yükseldi: “Tam Bağımsız Türkiye! “
Ellerinde, Bedrettin’den, Resneli’den, Mustafa Kemal’den aldıkları meşaleleri, karanlığın üzerine yalın kılıç yürüdüler.
Onlar bugün Fırtına Dağı’nın doruklarında esen rüzgarda, köylünün alınterinde, işçinin emeğinde, gençliğin yüreğindeki ateşte, “o çadırda tüten duman” dalar…
Onlar idam sehpasında can verdi ama “Tam Bağımsız Türkiye!” haykırışları Toroslar’dan Munzur’lara yankılanmaktadır.
Bu toprakların, yiğit evlatlarına sözü olsun: bir gün o kızıl şafak yeniden doğacak, emekçi halkımız yine emperyalizmin ve uşaklarının mezarını kazacak.
Son sözleri, ilk sözümüz olacak:
“Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi!
Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi!
Kahrolsun emperyalizm!
Yaşasın işçiler, köylüler!”