Beş altı ay önce Ankara’da büyükçe bir sendikanın yöneticisiyle öğle yemeğinde sohbet
ediyorduk. Laf döndü dolaştı, sendikacıların özel hayatına geldi. Ben, aile ilişkilerini ve
eşine sadakati çok önemseyen biriyim. Bu nedenle, benim “pis zampara” diye
nitelendirdiğim ilişkileri bazı kişilerin hoşgörüyle “hovardalık” olarak ifade etmesine de
gerçekten çok kızarım. Bu sendikacı biraz bu gruba giren biriydi. Ben sendikacıların ve
politikacıların özel hayatı diye bir şeyin olmayacağını söylediğimde, “kimse benim özel
hayatıma karışamaz” diye tepki gösterdi.
Bunun üzerine yaklaşık 40 yıl önce yaşanmış bir olayı anlattım.
Olayı yaşayan kişinin de, olayı bana anlatan güvendiğim kişinin de adlarını vermiyorum.
12 Eylül döneminde bir sendikal örgütün genel başkanı, sıkıyönetimi bir parçacık
eleştirmeye kalkıyor. Sıkıyönetim komutanlığından arıyorlar. Gidiyor. Yanılmıyorsam bir
albayın odasına alıyorlar. Koltuğa oturtuyorlar. Önündeki sehpaya bir dosya atılıyor. O
sendikacı daha sonra ağzını açmamış, kimseyi eleştirmemiş, 1982 yılı sonundaki genel
kurulda da bir daha aday olmamış.
Eğer sendikacıysanız, önünüze bir işverenin, bir yabancı örgütün temsilcisinin veya bir
kamu görevlisinin bir dosya atmasına neden olacak zaaflarınız ve açıklarınız olmayacak.
Eğer sendikacı veya politikacı değilseniz, aile hayatınızdaki bana göre “ahlak dışı”
ilişkileriniz yalnızca kendi ailenizi ilgilendirir. Verdiğiniz zarar yalnızca onlaradır. Ancak eğer
sendikacı veya politikacıysanız, bu konudaki zaaflarınız, sizin sendikal politikalarınıza ve
siyasi tavrınıza doğrudan etki yapar. Bir dönem bazı politikacıların bazı kasetlerle nasıl
politikanın dışına atıldığı hatırlanacaktır.
İnsanın aile hayatına ilişkin zaafları (bana göre, hataları) dışında, yolsuzluk, emanet
edilen kaynakları israf, çeşitli biçimlerde rüşvet, kişiyi borçlu kılacak yardımlar, hırsızlık,
kumar, alkol bağımlılığı, pavyonculuk ve sarhoşluk gibi alanlarda da hataları olabilir. Eğer
sendikacı veya politikacıysanız, bunlar bir gün karşınıza çıkarıldığında, ya sizi teslim alırlar,
ya da sendikacılığınız ve politikacılığınız bir biçimde sona erer.
Bir ara bir sendikanın genel başkanı büyük miktarda sendika parasıyla altılı ganyan
oynuyordu. Sendikanın genel sekreteri namuslu biriydi ve yolsuzluğu ortaya çıkardı. Genel
başkan yargılandı ve ceza aldı; yanılmıyorsam da hayatının sonuna kadar kaçak yaşadı. Bazı
sendikalarda da sendika parasını avans diye çekip faize yatıranların sendikacılıkları bitirildi.
“Ben bunları kimseye çaktırmadan yaptığımı yaparım” diye düşünenler olabilir. Bunu
söyleyenler nasıl bir dünyada yaşadığımızı bilmiyorlar. Bütün dünyada ve özellikle
Türkiye’de her şey birilerince kayıt altına alınır. Gerçeklerin de bir gün ortaya çıkmak gibi
kötü bir huyu vardır. Bu birileri, bazen bir işveren, bazen örgütteki bir rakip, bazen yabancı
bir devletin istihbarat örgütü, bazen bizim devlettir. Her şey kaydedilir. Bu kayıtlar, bir gün
gerek olduğunda kullanılır.
Ayrıca, Türkiye’de herkes uyanıktır. Kimsenin gözünden bir şey kaçmaz. Herkes
gördüğünü ve duyduğunu bir yerlere kaydeder ve zamanının geldiğini düşündüğü anda
kullanmaktan çekinmez. Hele sendikalarda, seçim söz konusu olduğunda, düne kadar
birbirinin açığını gizleyenler, seçimi kazanabilmek için gerekli olduğunda, bunları herkese
anlatır veya sosyal medyada paylaşır. Sendikacılık kurtlar sofrasıdır; ittifaklar geçicidir.
Bugünün dostları, yarın rakip ve düşman olabilir. Bu camiada kimse kimsenin gözünün
yaşına bakmaz. Bırakın arkadaşları, yönetime gelmek söz konusuysa, kardeş kardeşin
gözünün yaşına bakmaz. Kimse birbirine acımaz, çıkarlar gerektiğinde eski dostluklar
unutulur, insanı anında satarlar. Sendikacılar arasında sık sık söylenen bir laf, sendikacılıkta
vefanın yalnızca bir semt adı olduğudur. Bazen Çerkes Ethem taktiğiyle suç ortağı yapılanlar
bile eteklerindeki taşı döker, her şeyi açıklar.
Onun için, eğer sendikacı veya politikacıysanız ve toplumun size verdiği görevleri
hakkıyla yerine getirmeye çalışıyorsanız, siz siz olun, “kim ne diyebilir ki, bu benim özel
hayatım” diyerek temsil ettiğiniz insanlara ve kendi geleceğinize zarar verecek hatalı
davranışlardan uzak durun.