Rahip Olayı: Yargının Acınası Hâli

Bir ülkenin hukuk düzenini anlatan en çarpıcı örneklerden biri, çoğu zaman en karmaşık dava değil; en sembolik olaydır. Türkiye açısından bu sembollerden biri de hiç kuşkusuz Rahip Brunson sürecidir.

Hafızalardaki o cümleyi unutmak mümkün mü?

“Bu can bu tende oldukça o rahip bu ülkeden çıkmayacak.”

Bu söz sıradan bir siyasi değerlendirme değildi. Ülkenin en yetkili makamından, hakkında yargı süreci devam eden bir kişiyle ilgili verilmiş kesin bir hüküm niteliğindeydi. Aynı dönemde ise kamuoyuna sürekli aynı cümle tekrar ediliyordu: “Yargı bağımsızdır, kararını mahkemeler verir.”

Peki sonra ne oldu?

ABD Başkanı Donald Trump’ın tehditleri, ekonomik yaptırım kararları ve diplomatik baskıları geldi. Hakaret içeren açıklamalar, mektuplar, yaptırım tehditleri peş peşe sıralandı. Ve “asla bırakılmayacak” denilen Rahip Brunson, bir gün içinde serbest bırakılarak ABD’ye gitti.

Demek ki sorun mahkemenin verdiği karar değilmiş. Sorun, siyasi iradenin ne istediğiymiş.

İşte bu olay, Türkiye’de yıllardır tekrarlanan “bağımsız yargı” söyleminin ne kadar büyük bir çelişki olduğunu bütün açıklığıyla ortaya koydu.

Çünkü gerçekten bağımsız olan bir yargının kararı ne Washington’dan gelen bir tehditle değişir ne de Ankara’dan gelen bir talimatla.

Aslında bu sadece Rahip Brunson dosyasına özgü bir durum değil.

Bugün iktidarın hoşuna gitmeyen bir mahkeme kararı çıktığında önce hâkimler hedef gösteriliyor, ardından mahkemelerin yapısı değiştiriliyor, görev yerleri değiştiriliyor veya yeni heyetler oluşturuluyor.

Anayasa Mahkemesi kararları dahi çoğu zaman uygulanmıyor. Yetmediğinde ise çözüm olarak Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerinin sınırlandırılması tartışmaya açılıyor.

Oysa hukuk devletinde mahkemeler iktidarın hoşuna giden kararları vermek için değil, hukuku uygulamak için vardır.

Türkiye bunu ilk kez yaşamıyor.

Ergenekon ve Balyoz kumpasları bunun en ağır örnekleriydi.

O davalarda mahkemelerin nasıl oluşturulduğunu, hangi savcıların özellikle görevlendirildiğini, soruşturmaların nasıl kurgulandığını bugün artık inkâr eden kalmadı. Bir zamanlar “bağımsız yargı” diye sunulan o süreçlerin, siyasi bir operasyon olduğu daha sonra devletin en üst makamları tarafından dahi kabul edildi.

Ben o davalarda avukat olarak bulundum.

Kolluk aramalarına, savcılık sorgularına, duruşma salonlarında yaşananlara bizzat tanık oldum.

Savcıların önemli bir kısmı hukuk insanı gibi değil, önceden belirlenmiş bir hedef doğrultusunda hareket eden siyasi militanlar gibi davranıyordu. Kolluk kuvvetleri delil üretmekten çekinmiyor, hukukun temel ilkeleri sistematik biçimde çiğneniyordu.

Yıllar sonra o davalar çöktü.

Sahte deliller ortaya çıktı.

Kumpaslar kabul edildi.

O dönemin “kahraman” ilan edilen birçok savcısı, hâkimi ve polisi ise aynı düzen tarafından bir kenara atıldı. Kullanıldılar, sonra tasfiye edildiler.

Bugün yargıyı siyasetin sopası hâline getirenlerin de bundan farklı bir sonla karşılaşacağını düşünmek için hiçbir sebep yok.

Çünkü hukuk, günü geldiğinde herkese lazım olur.

Adaleti bir silah gibi kullananlar, bir gün aynı silahın hedefi hâline gelirler.

Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.

Rahip Brunson olayı yalnızca bir diplomatik kriz değildi.

O olay, Türkiye’de yargının nasıl işlediğini bütün dünyanın gözleri önünde teşhir eden tarihî bir kırılma noktasıydı.

Asıl kaybeden ne Brunson davası oldu ne de o günün siyasi tartışmaları.

Asıl kaybeden, hukuka olan toplumsal güven ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı bağımsızlığına ilişkin itibarı oldu. 

NATO zirvesi için Türkiye’ye gelen ABD başkanının sürekli “bırak dedim, rahibi bıraktırdı” lafını iktidar medyası ne kadar görmezden gelse de Türkiye Cumhuriyeti’nin düşürüldüğü vahim durumun ifadesidir. Dahası bu açık bir tehdittir aynı zamanda. 

Yapabileceklerimi gördün, ayağını denk al.

Mahkemelerin kararlarının hukuk yerine siyasete, siyasetin de dış baskılara göre değişebildiği bir yerde artık hukuk devletinden değil, yalnızca güç ilişkilerinden söz edilebilir.

Kimse bize bağımsız yargı masalları anlatmasın..

Sosyal Medyada Paylaş

Yazılar

Yazılar