More

    MEMURLARIN VE KAMU İŞÇİLERİNİN TUİK VE İKTİDAR İLE ÜCRET MÜCADELESİ

    Yaklaşık 4 milyon memur ile 2,5 milyon memur emeklisinin maaşlarına yapılacak zam oranının belirleneceği 2026-2027 yıllarını kapsayan 8.Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri 1 Ağustos 2025 itibariyle başlayacak.

             Ayrıca 600 binden fazla işçiyi ilgilendiren 2025 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü görüşmeleri kapsamında, 18 Temmuz 2025 Cuma günü saat 11.00’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında toplantı gerçekleştirildi.

             Toplantıda Hükümet tarafının işçi tarafına yönelik üçüncü teklifi olarak 2025 yılının ilk 6 ayı için %24, ikinci altı ay için gerçekleşen enflasyon, üçüncü altı ay için gerçekleşen enflasyon ve dördüncü altı ay için gerçekleşen enflasyon olarak sunulmuştur.

             1 Ağustos 2025 tarihinde başlayacak  8. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde memur statüsünde bulunan kamu emekçilerini, Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen ve Birleşik Kamu-İş Konfederasyonları temsil edecek.

    Görüşme masasında son yıllarda özellikle Eğitim-İş Sendikasını bünyesinde barındıran Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun dikkat çektiğini belirtelim.

             25 yıllık AKP iktidarı döneminde tüm kesimleri ile işçi sınıfı, başta gıda ve yüksek kiralar nedeniyle büyük kayıplar yaşadı. Tüm ücretler TÜİK’in gerçeği yansıtmayan rakamları ile sürekli baskı altına alındı.

             1 Ağustos tarihinde başlayacak olan 8. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinden kamu emekçilerinin fazla beklentisinin olmadığını ne yazık ki görmek için kahin olmaya gerek yoktur.

             Günümüzde sendika yönetimleri büyük ölçüde iktidarların gölgesinde belirlenmektedir ve baskı altındadır. Her dönemde olduğu gibi çalışanların sendikasına olan güveni oldukça zayıftır.

             Memur-Sen ve Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonlarının görüşme sürecinin sonunda üyelerin tepkilerini gidermeye yönelik eylem kararları ile yetinmeleri beklenen durumdur.

             Birleşik Kamu-İş ve KESK’in ise iktidar karşıtı tutumunu sürdürmesi beklenen bir durumdur.

    Kamu emekçileri de yıllardır devam eden bu tiyatronun farkındadır. Bu nedenle beklentileri fazla değildir.

    Sendikaların üyelerden gelen çeşitli talepleri elbette vardır. Sonraki dönemlerde bunların hangilerinin yerine getirileceği belirsizdir.

    KAMU EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİ:

    • Banka promosyonlarının enflasyona karşı  güncellenmesi ve toplu sözleşme ile güvence altına alınması.
    • Yemek ücretlerinin işveren tarafından karşılanması
    • Emeklilere verilen ikramiyelerin yılda üç kez olarak güncellenerek halen çalışmakta olanlara da verilmesi.
    • Lojman imkanı sağlanması veya kira yardımı verilmesi.
    • Eş ve çocuk yardımlarının arttırılması.
    • TÜİK yerine gerçek enflasyon oranlarının uygulanması.
    • 4688 sayılı yasada grev hakkının yer alması.
    • Öğretmenlerin ek ders ücretleri ile sağlık çalışanlarının nöbet ücretlerinin artırılması.
    • Sözleşmeli memurlara kadro verilmesi.
    • En düşük maaşın yoksulluk sınırı üzerinde olması.
    • Görevde yükselmelerde mülakat sisteminin tamamen kaldırılması.
    • Tayin için bekleyen memurlara kolaylık sağlanması.
    • Kamuda çalışan aşçı, terzi, berber gibi çalışanların yardımcı hizmetler kadrosundan teknik hizmetler kadrosuna alınması.
    • Erkeklere de kılık kıyafet serbestliği tanınması.
    • Fazla çalışma ücretlerinin artırılması.
    • Hafta sonlarının yıllık izinden sayılmaması.

    ÖNCEKİ TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİNDE VERİLEN SÖZLER YERİNE GETİRİLMEDİ.

    1. 4688 Sayılı Yasanın revize edilerek grev hakkının verilmesi.
    2. Harcırah Kanunu’nun yeniden güncellenmesi.
    3. Yemek parası verilmesi
    4. Terör suçları hariç, disiplin affı çıkarılması.
    5. 1. Derecedeki tüm çalışanlara 3600 ek gösterge verilmesi.

    Azgınlaşan ve kontrol altına alınamayan enflasyon karşısında TÜİK eliyle belirlenen zam oranlarının hiçbir kıymeti olmayacaktır.

    Toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda iktidarın önereceği zam oranlarını sendikaların kabullenemeyeceği şimdiden bellidir. Bu durumda önceki dönemlerde olduğu gibi ‘’Yüksek Hakem Kurulu’’ devreye girerek hükümetin belirlemiş olduğu oranları onaylayacaktır.

    Kontrol edilemeyen yüksek enflasyon, ödenemeyen kiralar ve dış borç ödemeleri karşısında iktidarın para basma dışında başkaca çaresi bulunmuyor.

             Bu durum Eylül veya Ekim aylarında enflasyonun daha üst boyutlara erişeceğini gösteriyor ne yazık ki.

             Türkiye tarihinde işçi sınıfının sosyal-siyasal krizlerin derinleştiği koşullarda etkili grevler ve büyük eylemler gerçekleştirerek iktidarları dize getirdiği hatırlanacaktır.

             Minderin ısındığı aşamadan, yandığı aşamaya geçildiğinde işçi sınıfının kaybedeceği çok şeyi vardır. Harekete geçeceği an o andır.

    Yazılar

    Yazılar