Dünyada yüzyıllardır süren “Kadın Hakları” mücadelesinde ilk talep edilen hak, siyasi haklar olmuştur. Bu konuda ilk yazılı belge, 1791 tarihli Fransız Kadın Yurttaş Beyannamesinde yer alır. Fransız kadını “madem erkekler gibi giyotine gidiyorum, o halde benim de erkekler gibi oy hakkım olmalıdır” demiş, bu talebini de giyotinde can vererek ödemiştir. Ve Fransız kadını siyasal haklarını bu beyannameden 154 yıl, bizden de 11 yıl sonra kazanabilmiştir. Dünyadaki ilk örgütlü kadın hakları mücadelesini kanları canları pahasına yürüten İngiliz Sufrajetleri de öncelikle oy hakkı talep etmişlerdir. İsviçrede kadınlar siyasal haklarını bizden 40 yıl sonra alabilmişlerdir.
Yani kadınlarımız, dünyanın pekçok ülkesinden onlarca yıl önce, 1934’te siyasal haklarını kazandılar. Cumhuriyet Devrimleriyle gelen bu haklar, Kurtuluş Savaşı esnasında Türk kadınının gösterdiği kahramanlık ve fedakarlığın bir ödülü olarak bizlere büyük önderimiz ATA’mız tarafından armağan edildi. Minnetarız Atam.
Aslında Türk Kadınını, Cumhuriyetin öznesi yapan devrimlerin en önemlisi, siyasal haklarının verildiği bu yasal düzenlemedir. 5 Aralık, ülkemizde demokrasi, eşitlik ve kadın hakları açısından çağ atlatan bir devrimdir. Kadın, Cumhuriyet Devrimleri sayesinde insandan sayıldı, kul olmaktan kurtulup birey oldu.
Tüm bunların bilinciyle her yıl 5 Aralık’ı şevkle ama biraz da buruk bir sevinçle kutluyoruz. Çünki yasalardaki siyasal haklarımız 91 yıl geçmesine rağmen hayata geçirilemedi. Atatürk’ten sonra kadınların siyasi hayattan birden bire yok olduğunu görüyoruz. Bunca yıl sonra meclislerimiz hala erkek-egemen meclisler. Yerel parlamentolarda durum daha da vahim. Hiç kadın üyenin bulunmadığı meclisler var. Kadının siyasetteki yeri, parlamentolardaki kadın oranı ile ölçülür. Türkiye, Ulusal Parlamentosundaki %20 kadın oranı ile dünya listelerinde sonuncu sıralarda, Avrupa listelerinde ise en son sırada yer almaktadır. %20 orana sahip Arap ülkeleri ile aynı durumdayız. Anayasasına “pozitif ayrımcılık” ilkesini koymuş ama kadınların seçilme hakkını eşitlikçi bir biçimde hayata geçiremeyen bir ülkedeyiz. Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar meclislerde ancak sembolik olarak yer alıyor. Kadınların siyasal haklarının gaspı, tüm haklarının gaspına ve ihlaline neden oluyor. Günümüzde kadınlar bırakın siyasal haklarını, birincil insan hakkı olan “yaşam hakkının” peşine düştüler. Kadın cinayetlerindeki artış artık bir kırılma noktasına gelmiştir.
Böylece, kadınların siyasal haklarını kullanabilmesi bir eşitlik mücadelesi değil, aslında bir demokrasi mücadelesidir.
Kadının siyasette yer alma oranını mutlaka yükseltmek gereklidir. Bunu başaran ülkelerde ” kota” yani pozitif ayrımcılık uygulandığını görüyoruz. Biz de “Temsilde Adalet” için siyaset biliminde “kritik eşik” denen %30 kadın kotası uygulanmasını talep ediyoruz. Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanununda gerekli düzenlemeler yapılarak %30 kadın kotası en kısa sürede hayata geçirilmeli ve bütün kadın örgütleri güç birliği yaparak bu konuyu gündemde tutmalıdır.
Cumhuriyetin kadınları olarak, bizlere bu büyük armağanı veren büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ‘e, eşi Latife hanıma, Türk Kadınlar Birliği Kurucu Başkanı Nezihe Muhittin hanıma, Tunalı Hilmi beye ve 1934 Meclisinde kadınların siyasal haklarının verilmesi için oy veren bütün Milletvekillerimize
Saygı, sevgi ve şükranlarımızı yineliyor
Ruhları şad olsun, 5 Aralık kutlu olsun diyoruz.
Yazarın Son Yazıları
