12 Eylül darbesinden sonra türeyen neoliberal sol, kendisiyle beraber, içi boş, ucube sloganlar da üretti. Ritmik seslerle zıplamalarla halk hareketine yamadı.
Birkaç örnek;
● “Asla yalnız yürümeyeceksin?”
Ne diyor bu arkadaş?.
Yalnızsan sakın yürüme, mücadele etme, kımıldama, öncülük etmeye kalkma mı diyor? Ne diyor?
Üstelik öyle bir vurguyla söylüyor ki, duyan da yarın devrim olacak sanıyor.
● “Gün gelecek devran dönecek…” diye bir slogan.
Böyle sözlere bizim köyde “tey yavrum tey, gün gelecek de devran dönecek de, tloy babam tloy”, der, dalga geçerler.
Sorunun sorumlusuna “istifa et” demiyor.
“Hesap ver” de demiyor. “Gün gelecek, devran dönecek” diyor kitleye.
Kitlelerin o günün somut derdine dair umudunu, beklentisini bilinmez bir geleceğe havale ediyor.
Kitlenin umudunu köreltiyor, enerjisini, hedeflerini boşaltan şırınga oluyor.
● “Dünya yerinden oynar işçiler birlik olsa”
Bir de bu var.
Adam işten atılmış. Canı burnunda, fabrikanın önünde çırpınıyor.
Adamın evi yıkılıyor, adamın çocuğu ölmüş iş cinayetinde…
Feryat figan ortalık…
Bu arkadaş zıplamaya başlıyor. “Dünya yerinden oynar…”
Canı burnundaki adamı da yakalıyor omzundan, onu da zıplatıyor.
Sonra oradaki herkesi zıplatıyorlar.
Yorulunca, sönmüş balon gibi, ağzı kulaklarında birbirlerine bakıp gülüyorlar. Ne büyük iş yaptık diye.
Canım kardeşim, birlik arzusu, birleşme zorunluluğu gibi teorik bir gereği zıplayarak söyledin diye o belanın sorumlusu pes etti mi sanıyorsun?
Sonuçta boş balon sloganlar tekrarlanınca peş peşe, meydan meşgul edilmiş oluyor, ancak ne talep kalıyor ortalıkta, ne ilerleme sağlanıyor.
Galiba kitlelere tepeden yaklaşmak yerine, halk hareketlerine yakından bakmak, onların talepleriyle birleşmek, biraz da öğretmenlik sevdasından geri durup öğrenmeye de açık olmak gerek.
AKTİVİST ÇUVALI
Bir de “aktivist” diye bir kavram çıktı.
Salgın virüs gibi yarım aydınlarımıza, entellik heveslisi gazetecilere bulaştı hemen.
Türkçesi “eylemci”, “devrimci” aslında.
Ama “devrimci” demeye yüreğin yetmiyor arkadaşın. “Eylemci” de demiyor.
Hatta eskinin karalama sözünü, “anarşisti” bile attı ıskartaya.
“Aktivist” diyor bugünlerde.
Bizim entelliğe meraklı gazeteci ile yarım okumuş aydın heveslisi de bu sözle entel mertebesine (!) erişecek sanıyor.
Ama sözdeki zehrin farkında değil.
Bu sözü üretenler, devrimciyi, sosyalisti, vatanseveri attığı çuvala, sokakta ne bulursa doldurarak, içinden çıkamayacakları hal yaratma peşindeler.
Şimdi artık herkes aktivist.
Çevreci de, intihar eden de, LGBT’li de, sendikacı da, bağımsızlık savaşçısı da, herkes…
Yakında mafya tetikçisi, bölücü örgüt militanı da atıldı mı aynı çuvala, tamamdır.
Çerle çöp, sapla saman, yaş odunla kuru odun karışsın, temiz olana kir bulaşsın istiyorlar.
Artık sen, işçi sınıfının sorunları için caba gösterdiğinde, ülkenin bağımsızlığı için emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı mücadele ettiğinde, ya da “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” diye cumhuriyete sahip çıktığınsa,, seni de “aktivist” diye haber yapacaklar.
Ama milletin aklına kırk türlü şey gelecek. “Ne ayaksın ulan” diye düşünüp duracaklar.
Bu da emperyalizmin cinliği…
Eskiden anarşist derlerdi devrimcilere, şimdi çuvaldaki kirlerin içinde ayıkla ayıklayabilirsen.
