More

    IWAN P. PAWLOW KURAMINDAN S. FREUD’A ELEŞTİREL BİR BAKIŞ /DENEYİM

    Her ikisi de kendilerine özgü olanı yaptılar ve amaçladıkları insana yönelik ruhsal olguyu anlamak olmuştur. İnsana dair oluşan bilginin tazeliğinde şaşkınlık yaratan insani ahval ve bilincin oluşum biçimleri ile ilgili bilinemez olan bilinçdışı süreçlerini anlamak ve bilimsel bir formata getirebilmek için yapılan deneyimsel çalışmalar geçen yüzyılın başlarında hız kazanmıştır.

    Tarihin akışında süregelen ruhsal çözümlemeler ve çabaların baş döndürücülüğü ile bilimin analitik yaklaşımlarına yön veren büyük buluşlar insan için büyüleyicilik yaratmıştır. İnsanın kendinde olanı fark etmesi ve onunla yüzleşmesi hayli zaman olduysa da,  Pawlow’un ne düşündüğünü ve neyi amaçladığını yakın kılmak arzusundayım:

    Zira Freud’u tanımayan yok, en azından ismini bilmeyen yoktur. İş Pawlow’u tanımaya gelince, evet belirli kişi ve topluluklar bu isme yabancı değil, ancak Freud’u bilip Pawlow’u es geçmek bilimsel çağın bir ayıbı gibi geliyor bana.

    Peki açıkta kalan, sorgulamaya aralık bırakan ve insanı kendi özgülünde olanı direkt ilgilendiren esasta pek az ele alınan ve özellikle bilgi üzerinden insana ulaşan eksiklik ve dolaysıyla bilgi eksikliğine neden olan insanın kendi özü ile ilgili yüzeysel kalması, onun tinin fenomenolojisine yönelik eksik bilginin tenine de (bedenine) yabancı kalması ve yansıması sonucu insanın sağlıklı ve hastalıklı durumu ile ilgili bize önemli/çok temelli ipuçları vermektedir. 

    Psikoloji ve Psikiyatrinin bilimsel temellere oturtulması Freud ve Pawlow’un çalışmaları ivme kazanmıştır.

    Psikolojik probleme yönelik olarak her iki bilim adamı farklı yöntemlerle farklı kuramları üretmişlerdir. Freud ve Pawlow karşıtlık oluşturan pozisyonları ile psikolojide anlaşılması gerekenin insan olduğu ve insanın doğa ile olan ilişkisinin esasları üzerinde ise farklı bir bilginin oluşumunu sağlamış oldukları da bir gerçek artık.

    Pawlow, problemin odak noktasında insanın sinir sistemini öne çıkarırken sinir sisteminin bozukluları ve oluşumlarının ruhsal alanda oluşturduğu sonuçlarla ilgilenirdi. Freud ise tinsel/ruhsal olgunun sınırları ve çerçevesinde sınırlı kalarak problemi analize ederdi. Deyim yerindeyse beyne pek az önem veriyordu. Ancak Pawlow, beyni önceliklendiriyordu. Pawlow  doga bilimlerinin ışığında deneysel çalışmalarına önem verirken, insan beyininin işlevselliği ile onun yasalarını bulmaya çalışıyordu.

    Freud ise tinsel/ruhsal süreçleri ele alırken ruhun dinamiklerini ve oluşum süreçlerindeki gelişim esaslarını temel alarak hastalarını aydınlatırdı adeta.

    Bundan ötürü Pawlow’un bilimsel çalışma ve faaliyetlerini “Beynin faaliyeti ve bilimselliği  /Nöröbilimsel faaliyetleri” olarak değerlendirmek olası iken, Freud için “Bilinçdışı olan Ruhsal hayatın Bilimi” olarak bir betimleme yapmak mümkündür.

    Psikolojinin tamamlayıcı tanımı bu iki bilim insanın çağımıza ve evrensel bilime bıraktıkları pek anlamlı tasvirleri ile bugün insan beyni daha iyi anlaşılmaktadır. Tüm beyin nöronlarının yapısal ve işlevsel yan ve yönlerini tümden bilindiğini öne sürmüyorum. Bu yöndeki çalışmalar ise devam etmektedir.

    Psikanaliz biraz yaşlandı, am o ölmedi. Çünkü beynin analizi psikanalizin bir parçası ve Psikanaliz evrim geçirmektedir. Freud’un yüksek başarılı analizleri sonucu psikoloji kuramının evrim geçirmesi ve beynin merkezi sinir sisteminin gittikçe önem kazanması Pawlow’un bir hikmeti olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Psikanaliz, hakikati bulma ve onun aşkına ve tutkusuna bağlı olarak gelişen ve dönüşen insanı anlama sanatıdır. Bir yönüyle estetik insanın oluşumu için psikanaliz çağımızın en önemli disiplinidir. Estetik ve etik olgunun tartışımı ruhsal içselliğin analiz ve süreçlerini anlamak için Psikanaliz yabancılaşmaya ve yozlaşmaya karşıt bir kültürel platform oluşturmaktadır.

    Uyumsuzluk kaynağı olan insan nevrozları, huzursuz insanın yetkinlikleri ile sorunsallıklarının bir arada yürüdüğü modern insanın buhranlı davranışları psikanalizin temellendirilmesinde pek önemli rolleri olmuştur-olacaktır.

    Yetişkin insan psikozları psikanalizin ciddi konularını oluştururken, aktarım ve karşı aktarım ile dil sürçmeleri ile bilincin çarpıtılması paranoya ve  anksiyete gibi, insan ruhunun dinamikleri içinde, hangi ahval ve durumlara dönüştüğünü, beynin hangi dönüşümlere girdiğini ise Pawlow bu bağlamda önem kazanırken, bu tür psikozların bilinçte ve bilindışına olan olumsuz etkilerinin psikanalizin birer ve deneyimsel esasını oluşturmaktadır. Bu durum ve bağlamda Freud’un bilinçdışı kavramı ve onun büyüleyici özelliği devreye girmektedir.

    Bilinç bilinenin bilgisi yani somut empati somut vicdan ve somut sorumluluk ve tutumları kapsar. Bilinçdışı ise bunların tamamen dışında oluşan bilinmeyenin esrarengiz ve hatta gizemli olanın varlık halleridir.

    Yazılar

    Yazılar

    spot_img