Sabah işe gitmeye hazırlanan Emine, yaşadığı zorlukları aşmak ve oğluna daha iyi bir hayat sunmak için çabalıyor. Beş yıldır aynı şirkette çalışan asgari ücretli bir emekçi.. Maaşına, patronun keyfine göre zam yapılıyor. Emine’nin 10 yaşında bir oğlu var. Onun okuması, iyi bir gelecek kurabilmesi için elinden geleni yapıyor. Ancak okul masrafları, evin giderleri, faturalar derken aldığı maaş daha eline geçmeden tükeniyor. Adı “asgari ücret” ama gerçekte “yoksulluk ücreti”. Her geçen gün emekçiler yoksullaşırken, işverenler büyüyor, kazançlarını katlıyor. Peki ya Emine? Hak ettiği ücreti ne zaman alacak? Evladını nasıl büyütecek? Kendisi aç yatıp çocuğu tok kalsın diye yaşayan Emine, yoksulluktan ne zaman kurtulacak?
AVRUPA İLE TÜRKİYE ARASINDAKI UÇURUM
Türkiye’de yaklaşık 7 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. Yetkililer sık sık “Avrupa ile aynı ücreti alıyoruz” diyor, ama gerçek tablo bambaşka. Almanya’da asgari ücret 2.059,20 avro ve asgari ücretle çalışanların oranı yalnızca %6. Üstelik Almanya’da bir çalışan bu maaşla 3 ayda araba alabiliyor. Peki ya Türkiye’de? Burada bırakın araba almayı, insanlar yaşam mücadelesi veriyor. Kira, fatura, gıda derken maaş daha eline geçmeden tükeniyor. Bu tablo, ülkemizde asgari ücretin bir geçim değil, yoksulluk ücreti olduğunu açıkça gösteriyor. Emeğiyle geçinen milyonlar artık insanca yaşamak istiyor.
YENİ YILA GİRERKEN UMUT YERİNE ENDİŞE
Yeni bir yıla geçmeye sadece iki ay kaldı, asgari ücret zamları yine gündemde. Ancak konuşulan oran, milyonlarca emekçi için umut değil hayal kırıklığı yaratıyor. Asgari ücrete %22 zam yapılması planlanıyor, ama aynı anda her şeye %50’nin üzerinde zam geliyor. Yani daha maaş artmadan, o artış çoktan eriyip gidiyor. Emine yine çocuğuna istediğini alamıyor, yine yoksullaşıyor. Market rafları dolu ama Emine’nin poşeti boş… Hayaller değil, faturalar büyüyor. Asgari ücret belirlenirken sendikalar, patron temsilcileri ve hükümet aynı masada oturuyor; fakat o masada işçinin sesi duyulmuyor. Artık bu düzen değişmeli! Asgari ücrete en az %35’in üzerinde zam yapılmalı, çünkü emekçinin hakkı patronların insafına bırakılamaz. Hak edilen emek varsa, hak edilen ücret de verilmelidir. Patronlar değil, işçiler desteklenmelidir.
SENDİKALAR GÖREVİNİ HATIRLAMALI
Asgari ücret zammı için masaya oturan sendika konfederasyon başkanları artık sözde değil, gerçekte işçinin yanında olmalı. Bu adaletsiz zam oyunlarına karşı susmak değil, alanlarda birlikte olmak gerekiyor. İşçiler üretmezse, ne patronlar ne de sendikalar ayakta kalabilir. Bu gerçeği görmezden gelen herkes, yoksullaşmanın ortak sorumlusudur. Artık bu yoksulluğa dur denilmeli! Vicdanı olan patronlar, işçiye hak ettiği zammı vermeli. Çünkü emek olmadan hiçbir çark dönmez, hiçbir masa ayakta kalmaz.
