More

    AN GEÇMİŞTE ANIDIR; AMA O ŞİMDİNİN FENOMENİDİR

    An bir geçmişe ait değildir: ancak her an geçer ve aşılmak için var olandır. Her an bir şimdidir. Her şimdi bir andır. Anlık olan şey bir defalığına olur. Anlık olan anın niteliği söz konusu edilir.  Bir anın anlık olması taşıdığı mana veya ona yüklenen anlam ile tanım ve tarif edilir olması anlık olan bir olayın ve olgunun bir defalığına gösterime alınmasıdır. İnsan hafızasına kayan -giren anlık olgunun veya olayın kendisi bir anlam ve duygu taşır. Sanatın anların içimde anlık olaylara gözlem yapması toplumun hafızasında yer alan anlıklarla doludur. Bazı anlıklar çoğunlukla şimdinin içinde geçmişe ve geleceğe dönük önemli varsayımların yapılmasını sağlar. Toplumun ve bireyin yaşamı ile ilgili hatıraları ve düşün hayatında önemli unsurları ortaya kor. Sanat bir benzetme yapar ve imgesel estetiğin sonucu olarak anlar anı olarak anlık olsa bile canlılığını hafızalarda korur. Toplumun tarih hafızasında, insanın tecrübe ve hayat tarzlarının konu edildiği görsel sanatlarda anlıklar birçok anının niceliksel anların toplamında vuku bulur. Gözlemci olan birey sorgulanabilir anlıkları yeniden gözden geçirir.

    An saniyelik bir ölçümün dışında meydana gelen ve hesaplanabilmesi ışık hızı ile kıyaslanabilir karakteristik bir özellik taşır. 

    Nesnenin ve nesnel olgunun koşulları gereği ‘an’ı kavramak ve ‘an’a geniş ve bütünsel bakmak, geleceğin sezgisel varsayımı eylem ve geleceğin yani şimdinin bir eylemi olarak kavrama istencinin insan olma özelliğimizin bir sonucu ve onun merak itkisidir.

    İnsan andaki bilinci ile nesneyi tanımlar ve nesne her an ordadır. Ancak hem an ve hem de nesne evrilerek değişime uğrar. Gözlemlenebilir bir değişim uzun anların geçişi ile söz konusudur.

    Devrimin anda olabilmesi için anın ve anlıkların tetiklenmesi gerekir.

    Marks’ın dediği gibi: “…maddi olgular ve maddi bilinç (zorunlu) bir araya geldiği zaman, maddi toplumsal bilinç zorunlu olarak bir değişimi veya bir devrimi zorunlu hale getirir…” Bu bilinç düzeyi bir anın- anlarından oluşan anlıkların algısı ile bütünsel ve geniş zamanın içinde vuku bulan bir sürecin kendisidir. Bu süreç değişim ve dönüşümü tetikleyen devrim sürecidir.

    Yağmurun ilk damlası karın ilk tanesi bir ‘an’ dır. Ancak her damla ve tanecik geniş zaman içinde kaybolan fakat bütünsel olan tüm anın da var olan anlar bir tekrar değildir. Şimdi her an aşılandır; sadece bir yağmur anını ve bir an olarak kaydeden bilinç akın akın her bireyin değişime koşması gibidir. Devrim ve süreçleri de böyle oluşur ve gelişir. Milyonlarca damlanın ve kar tanelerinin bir yağışın anlı olayı gibi, milyonların bir anda anlık içinde değişime koşması gibidir. Devrimin ayak sesleri anların tümü ve anlıkların bir arada olmasıdır.

    Devrim yağan yağmurdur. Anlık ve süreklilik gösteren zamanın içindeki tüm anlar yağmurun tüm damlalarıdır. 

    Yazılar

    Yazılar

    spot_img