Yaklaşık 4 milyon memur ile 2,5 milyon memur emeklisinin maaşlarına yapılacak zam oranının belirleneceği 2026-2027 yıllarını kapsayan 8.Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri 1 Ağustos 2025 itibariyle başlamıştı
Kamu İşveren Heyeti Başkanı Vedat Işıkhan, Kamu Görevlileri Sendikalarını temsilen yetkili olan MEMUR-SEN, TÜRKİYE KAMU-SEN ve BİRLEŞİK KAMU-İŞ Konfederasyonları 28 Temmuz’da gerçekleştirilen hazırlık toplantısında bir araya gelerek 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerine ilişkin gündemi belirledi.
Toplantıda 1107 teklif üzerinden müzakereler yürütüldü. 11 hizmet kolunda yürütülen müzakere toplantıları da 11 Ağustos 2025 tarihinde tamamlandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr.Vedat Işıkhan, 12 Ağustos 2025 günü hükümetin ilk zam teklifini açıkladı.
Buna göre 2026 yılı için ilk altı ay yüzde 10, ikinci altı ay yüzde 6, 2027 yılı için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay yüzde 4 oranında artış teklif edildi.
Ayrıca 15 Ağustos 2025 tarihinde verilen 1000 TL taban aylığı artış teklifi yenilendi.
Süreçte, Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen ve Birleşik Kamu-İş genel başkanları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın ev sahipliğinde bir araya gelerek Kamu İşveren Heyeti’nin 8. Dönem Toplu Sözleşme için sunduğu son teklifi değerlendirdi. Ancak sendikalar bu teklifi kabul etmeyerek, takvim tamamlanmadan yeni bir teklif sunulması gerektiğini vurguladı
Hükümet zam oranını 2026 yılı için ilk altı ay yüzde 11, ikinci altı ay yüzde 7
2027 yılı için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay için yüzde 4 ve 1000 TL taban aylığında artış olarak yeniden teklif etti.
SENDİKALAR İŞ BIRAKMA KARARI ALDI
Milyonlarca memur ve memur emeklisinin gözünün kulağının çevrildiği toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma çıkmadı. Hükümetten yeni bir teklif de gelmedi. Memurlar 18 Ağustos 2025 günü yurt genelinde “Gelirde adalet, ücrette denge istiyoruz” diyerek yurt çapında iş bırakma kararı aldı.
Birçok idarecinin ‘eyleme katılanlar hakkında soruşturma açılacak’ tehditleri etkili olmadı.
Başta BİRLEŞİK KAMU-İŞ olmak üzere KESK, BASK, DMK, HAK-SEN, YURT-SEN, Hekim Birliği ve ASİM-SEN iş bırakma kararının ardından Memur-Sen ve Kamu-Sen de eylem içinde yer aldı.
Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, toplu sözleşme sürecinde kamu emekçilerinin taleplerinin yok sayıldığını vurguladı. Yıldırım, burada yaptığı konuşmada, “4 milyon kamu emekçisi, 2,5 milyon civarında emekli ve onların aileleri düşünüldüğünde, 25 milyondan fazla yurttaşın umutla beklediği 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde hükümet, kendi yarattığı ekonomik krizle kamu emekçisini baş başa bırakmıştır. Temmuz ve ağustos aylarında orman yangınları arttı, muhalif belediye başkanları tutuklandı, televizyonlar karartıldı, dolar ve euro yükseldi, gıda fiyatları her gün arttı. Artmayan tek şey, memur ve memur emeklisine verilen zam teklifidir.” ifadelerini kullandı.
BİRLEŞİK KAMU-İŞ Genel Başkanı Orhan Yıldırım yaptığı açıklamada ‘artık Cumhurbaşkanı’nın devreye girmesini bekliyoruz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde basın açıklaması yaparak sesimizi duyurmaya çalışacağız’ dedi.
UYUŞMAZLIKTA HAKEM KURULU DEVREYE GİRECEK
Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, toplu sözleşme görüşmelerinde tarafların anlaşmaya varamaması halinde devreye girer. Alınan kararlar bağlayıcıdır ve toplu sözleşme hükmünde sayılır.
KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULU KİMLERDEN OLUŞUR?
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre kurulun yapısı net şekilde belirlenmiştir:
- Kurul toplamda 11 üyeden oluşur.
- Üyelerin 6’sı hükümet tarafından, 5’i sendikaların önerisiyle seçilir.
- Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay gibi yüksek yargı organlarının başkan ve daire başkanları arasından belirlenen bir üye kurul başkanlığı görevini üstlenir.
Ayrıca Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Personel Başkanlığı’ndan temsilciler de kurulda yer alır.
Günümüze kadar yapılan toplu sözleşmelerde ‘Hakem Kurulu’ hükümetin teklifini aynen kabul etti. Bu nedenle yandaş sendikalar dahil, Hakem Kurulu’na güven duyulmuyor.
KAYNAKLAR NERELERE AKITILMAKTADIR
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, merkezi yönetim brüt borç stoku verilerine göre, 2024 yılında merkezi yönetin faiz giderleri 1 trilyon 98 milyar 300 milyon liraya yükseldi. Aynı yıl, merkezi yönetim anapara ödemeleri ise 933 milyar lira seviyesinde kaldı.
2024 yılında yap işlet devret modeli ile yapılan köprü ve otoyollara 60.2 milyar TL ödeme yapıldı.
‘itibardan tasarruf olmaz’ mantığı ile kamudaki savurganlığın haddi hesabı yoktur.
Bu örnekleri daha fazla çoğaltmak mümkündür.
Kamu işçilerine, kamu emekçilerine, asgari ücretliye ve emekliye ‘kaynak yok’ gerekçesiyle ödenmeyen kaynaklar işte buralara akıtılmaktadır
Türkiye’de yapılan araştırmalarda, toplam gelirin neredeyse yarısını nüfusun en zengin yüzde 20’lik dilimi elde ederken, en yoksul yüzde 20’nin gelirden aldığı pay yüzde 6, orta sınıfın gelirden aldığı pay da yüzde 14’te kaldı.
AKP iktidarı Türkiye’nin tüm kaynaklarını sırtını dayamakta olduğu sınıflara ayırmış olduğundan, işçi sınıfına gelince ‘kaynak yok’ ne veriliyorsa kabul edin’ demektedir.
Kamu işçileri toplu iş sözleşmelerinde de benzer durum yaşamış ve işçiler grev kararı almıştı. Ancak Cumhurbaşkanı kararı ile grevler ertelenmişti.
Önceki dönemlerde işçi sınıfının elinde önemli kozlar bulunuyordu. Grev kararı ve seçimlerde ‘oy’ kullanma kozu.
Grev kozu uygulanamaz hale getirilmiştir. İpin ucu o kadar elden kaçmıştır ki; iktidarın bile umurunda değildir işçi sınıfının oylarını hesaplamak.
İşçi sınıfı ve ağır yoksulluk altında ezilen halkımız kendisini insanca yaşatacak ve kaynak ayıracak iktidarı kurmak zorundadır.
