More

    GREV ERTELEMELERİNE İLİŞKİN AYKIRI BİR GÖRÜŞ

    T.Maden-İş Sendikası’nın Ankara, Balıkesir, Eskişehir ve Kütahya’daki toplam dört
    işyerinde almış olduğu grev kararları, Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan’ın 31 Temmuz 2025
    günlü Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile ertelendi. Bu erteleme sonrasında sosyal
    medyada kararı eleştiren ve sendikayla işçilerin grev hakkını savunan çeşitli demeçler ve
    açıklamalar yer aldı. Bir sendikacı arkadaşım da telefonla arayarak bu konudaki
    görüşümü sordu.
    Öncelikle belirtilmesi gereken nokta, Anayasamızın 90. maddesine 2004 yılında
    eklenen bir ifadeyle, Türkiye tarafından onaylanmış temel haklara ilişkin uluslararası
    sözleşmelerle iç mevzuatımızın çelişmesi durumunda, uluslararası sözleşme
    hükümlerinin uygulanmasının anayasal bir zorunluluk haline getirilmiş olmasıdır. Diğer
    bir deyişle, mahkeme kararı olmadan bir grevin durdurulması ve uyuşmazlığın Yüksek
    Hakem Kurulu tarafından sonuçlandırılması (mecburi tahkim), Türkiye’nin onayladığı
    Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmelerine ve bu Sözleşmeleri tamamlayan yetkili organ
    kararlarına aykırıdır.
    Bu durumda, grev hakkı ortadan kaldırılan sendika, Anayasanın 90. maddesi hükmünü
    temel alarak bir tepki verebilir. Geçmişte bunun örnekleri de yaşanmıştır.
    Grev ertelemesinden (grevin fiilen ve hukuken yasaklanmasından) doğrudan
    etkilenen T.Maden-İş Sendikası böyle bir yola başvurdu mu? Anayasamızın 90.
    maddesinde yer alan hakkını kullandı mı? Bu hakkı belirtip, hakkı kullanmaya niyetli
    olduğunu açıkladı mı?
    Bildiğim kadarıyla, hayır.
    Peki, T.Maden-İş’in bağlı bulunduğu Türk-İş’in böyle bir girişimi var mı?
    Yine bildiğim kadarıyla, hayır.

    Sosyal medyada bu karar tepkiyle karşılanırken, T.Maden-İş’in ve Türk-İş’in bu kararı
    protesto eden bir eylemi veya en azından bir açıklaması oldu mu?
    Sosyal medyayı izleme konusunda yeterli değilim. Ancak bu iki örgütün internet
    sitesinde yer alan açıklamalarında bir protesto yok. T.Maden-İş’in açıklamasında şikayet
    var; ancak karar protesto edilmemiş. Sendika, “mücadelemizi sonuna kadar
    sürdüreceğimizi tüm kamuoyuna ilan ediyoruz” diyor. 30 Temmuz günü Türk-İş’in
    önünde yapılan basın açıklamasına da bir grup maden işçisi katılmış.
    Peki, bu işyerlerindeki işçilerin, sendikanın önderliğinde veya sendikadan bağımsız
    olarak bu karara eylemli bir tepkileri var mı? İşçiler olarak açıklama yapmışlar mı?
    Yine bildiğim kadarıyla, hayır.
    Diğer bir deyişle, bu karardan olumsuz etkilenen sendika, konfederasyon ve işçilerden
    bir tepki gelmemiş. Kimse, “ben Anayasamızın 90. maddesindeki düzenlemeye
    dayanarak, Türkiye’nin onayladığı uluslararası sözleşmelerde yer alan ve iç
    mevzuatımızdaki yasakların yerine geçen düzenlemeden kaynaklanan haklarımı
    kullanıyorum” diyememiş, bedel ödemeyi göze alamamış.
    Diğer taraftan, sendikanın ve işçilerin grev hakkını çeşitli açıklamalarla “savunanlar”
    da herhangi bir risk almıyor.
    Eskiden olsaydı, bir haksızlık karşısında haksızlığa uğrayanlara destek vermeye
    çalışırdım. Epeyce zamandır, haksızlığa uğrayanın kendisi risk almaya çekiniyor ve
    haksızlığı kabulleniyorsa, desteği hak etmediğini düşünüyor ve tepkisiz kalıyorum.
    Ancak arkasının geleceğini sandığım grev ertelemelerine karşı Anayasamızın 90.
    maddesinden kaynaklanan bir hakkın bulunduğunu da hatırlatmak istedim.
    Böylesine acayip bir durumdayız.

    Yazılar

    Yazılar

    spot_img