More

    Namus İşçisi: Nihat Genç

    Bazı insanlar vardır… Hayatı bir sahne değil, bir kavga alanı olarak yaşar. Rol yapmazlar, maskeleri yoktur, kalkanları yoktur. Söyleyecekleri ne varsa, içlerinden geçeni, acıtır mı, yakar mı, kırar mı diye düşünmeden söylerler. Çünkü onlar için söz, bir süs değil; bir namus borcudur.

    Nihat Genç böyle bir adamdı.
    Hırçın, kavgacı, deli dolu… Evet. Ama bütün bunların altında, vatan diye atan bir yürek taşıdı. Bu topraklara sevdalı, bu millete âşık bir kalp. Damarlarında memleket akar, ciğerlerine Anadolu’nun is kokusu dolar, aklında hep vatan, yüreğinde daima halk vardı.

    Küfür mü ediyordu? Evet. Ama onun küfrü bile şiir gibiydi. Ettiği küfür, öfkesinin, samimiyetinin, acısının ve çoğu zaman çaresizliğinin bir dışavurumuydu. Herkesin içinden geçirip de sustuğu anlarda o haykırıyordu. Sözünün kemik gibi sert, sesinin türkü gibi yanık olduğu nadir adamlardan biriydi. Söylemi her zaman ahenkliydi. Ne konuşsa, içinde bir türkü tınısı olurdu. Bir ağıt gibi, bir isyan gibi… Ama hep memleket için, hep halk için.

    Onu okurken de dinlerken de aynı şeyi hissederdiniz: Sapına kadar doğal, sapına kadar namuslu. Konuşurken, gözleri dolarak konuşurdu. Yeri geldiğinde gözyaşlarını da gösterirdi; çünkü gururunu değil, hakikati savunurdu. İçtenliğini saklamaz, duygularını cümlelerin arkasına hapsetmezdi. Ne hissediyorsa öyle yaşar, öyle yazardı. Öfke ise öfke, küfür ise küfür..

    Vatan dedi mi… Anadolu dedi mi… İşte o zaman sesindeki titreme büyür, soluğu kesilir, yüzüne bir hüzün perdesi düşerdi. Çünkü onun için Anadolu, bir coğrafya değil; anaların duasıydı, çocukların bakışıydı, dağların diliydi.

    Hiç ödün vermedi. Hiç geri adım atmadı. Doğru bildiğini söyledi, ödenecek bedeli düşünmeden… Özgürlükten, bağımsızlıktan, halktan yana bir kalemdi. Ne paraya eğildi, ne makama. Onurunu kaleminin ucunda taşıdı, hayatı boyunca.

    Sosyalist Cumhuriyet Partisi’nin Kurucu Genel Başkanı Mehmet Bedri Gültekin’i kaybettiğimizde daha yakından tanıma şansım oldu. Nihat Abi’yle oturup uzun uzun konuşma fırsatı bulmuştum. Bizi görünce çayları ardı ardına söyler, anlatır, dinler, yeniden anlatırdı. O sohbetlerde bir yazar değil, bir dava insanı konuşurdu. Panellerden, ekranlardan tanıyorduk ama göz göze geldiğinizde, o her zaman buğulu gözlerinde memleket dedikçe çakan kıvılcımları, Anadolu dedikçe titreyen sesiyle onun ne denli duygulu bir yurtsever olduğunu daha yakından görüyordunuz.

    Nihat Genç bugün hayatını kaybetti.
    Bir namus işçisi daha göçtü bu dünyadan.
    Bir öfke adamı, bir hakikat arayıcısı, bir Anadolu sevdalısı daha sessizce düştü toprağa.
    Ama o susmadı.
    Sesini duyan herkesin yüreğinde konuşmaya devam edecek Nihat Genç.

    Toprağın bol olsun güzel insan.
    Sözün baki, öfken kutsal, gözyaşın hepimizden.
    Sen bu milletin kalbinde, bu toprağın bağrında yaşıyorsun artık.
    Ve biz sana, “namus işçisi” diyoruz. Çünkü bu unvan sana her şeyden çok yakıştı.

    Yazılar

    Yazılar

    spot_img