
Bugün, insanlık tarihinin en çarpıcı düşünürlerinden, bilimsel sosyalizmin kurucusu ve diyalektik materyalizmin mimarı Karl Marks’ın 207. doğum günü.
Onun fikirleri, kapitalizmin çelişkilerini çözümlemekten, emperyalizme karşı mücadeleye ve sınıfsız sömürüsüz bir toplum hedefine uzanan devrimci mirası, yalnızca bir ütopya değil, tarihin maddi koşullarına dayanan bilimsel bir özle şekillendi.
Bugün, bu fikrin hâlâ nasıl yaşadığını ve dünyayı dönüştürme gücünü koruduğunu tekrar tekrar görüyoruz.
Marks, toplumu üretim ilişkileri temelinde çözümleyerek, insanlığın gelişimini rastlantısal olaylar dizisi olarak değil, nesnel yasalar çerçevesinde açıkladı. Kapitalizmin sömürü mekanizmalarını, artı-değer teorisiyle deşifre ederken, işçi sınıfının neden ve nasıl tarihin öznesi haline geldiğini bilimsel bir titizlikle ortaya koydu. Onun analizleri, bugün dünya çapında derinleşen eşitsizlikler, emperyalist savaşlar ve doğanın yıkımı karşısında dahi geçerliliğini koruyor. Metalaşmanın dünya çapında yarattığı yabancılaşma, Marks’ın 19. yüzyıl fabrikalarında tespit ettiğinden çok daha karmaşık ve ileri biçimlerde varlığını sürdürüyor. Tarihin yasaları işlemeye devam ediyor.
Marks’ın diyalektiği, Hegel’in idealist kabuğunu kırarak onu maddi gerçekliğe oturttu. Tarih, sınıf mücadeleleriyle ve her aşamada çelişkilerini aşarak ilerleyen bir süreçti. Bugün, Kapitalizmin emperyalist karakteri, finansallaşması, emek sömürüsü, doğa talanı ve yarattığı toplumsal çelişkiler, diyalektik materyalizmin araçlarıyla ancak anlamlandırılabilir. Sermaye, doğayı ve emeği metalaştırarak kendi sonunu hazırlarken, işçi sınıfı ve ezilenlerin bu çelişkileri devrimci bir praksise dönüştürme potansiyeli belirleyicidir.
Marks’ı anmak, yalnızca geçmişi yâd etmek değil, bugünün kavgasını örmektir. Zenginler daha zenginleştirken, emekçilerin yaşam mücadelesi, Ukrayna’dan Filistin’e, Yemen’e uzanan emperyalist savaş ve işgaller, toplumsal adalet talepleri… Tüm bunlar, Marx’ın teorik çerçevesinin ne denli yaşayan bir rehber olduğunu gösteriyor.
Yarınları İnşa Etmek İçin
Marks’ın 207. yaşında, onun mirasını sahiplenmek, dogmaları tekrarlamak değil, diyalektiği eylemle birleştirmektir. Emperyalizmin vahşeti ve Kapitalizmin krizi, sosyalizmi bir “alternatif” olmaktan çıkarıp bir zorunluluk haline getiriyor. Tarihin tekerleği, ancak bilinçli müdahalelerle ilerler.Bilimsel sosyalizm, “kader”e değil, sınıf bilincine ve örgütlü mücadeleye güvenir. Bugün, Marks’ı en iyi; sömürüsüz bir dünya için mücadele edenler, çocukların ve kadınların kurtuluşunu isteyenler, doğa talanının karşısına dikilenler, emperyalizme karşı vatanını savunanlar, mücadelelerini sınıf perspektifiyle harmanlayanlar anıyor ve anlıyor.
Karl Marks’ın devrimci fikirleri daima yolumuza ışık tutacak!
